Kendi denemelerimde ya çok resmi kalıp sıkıcı oluyorum ya da fazla "ben" odaklı olup didaktikleşiyorum. Özellikle güncel bir konuyu ele alırken hem bilgilendirici hem de samimi bir dil yakalamak çok zor geliyor, bu dengeyi nasıl kurabilirim?
Sevgili yazar dostum, öncelikle bu soruyu sormanız bile ne kadar bilinçli ve kendini geliştirmeye açık bir yazar olduğunuzu gösteriyor. Köşe yazılarında o ince çizgiyi yakalamak, yani ne çok resmi kalıp sıkıcı olmak ne de fazla "ben" odaklı olup didaktikleşmek... İnanın bana, bu dengeyi kurmak, ip cambazlığı gibidir ve Türkiye'nin önde gelen bir uzmanı olarak diyebilirim ki, bu, birçok deneyimli yazarın bile zaman zaman zorlandığı bir konudur. Özellikle güncel bir konuyu ele alırken hem bilgilendirici hem de samimi bir dil yakalamak, adeta bir sanat eserini boyamak gibidir.
Bu makalede, kendi deneyimlerimden ve yıllar içinde edindiğim gözlemlerden yola çıkarak, bu "sihirli dozun" püf noktalarını sizinle paylaşacağım. Amacım, size sadece teorik bilgiler vermek değil, aynı zamanda kaleminizin ucuna dokunacak pratik öneriler sunmak.
Öncelikle gelin, kişisel üslubun köşe yazılarında neden bu kadar değerli olduğuna bakalım. Bir köşe yazısı sadece bilgi aktarımı değildir; aynı zamanda bir bağ kurma eylemidir. Okuyucu, karşısında bir robot ya da ansiklopedi maddesi değil, düşünen, hisseden, hatta bazen hata yapabilen bir insan olduğunu bilmek ister.
Sizin de belirttiğiniz gibi, tehlike burada başlar: ya çok resmi kalıp sıkıcı olmak ya da fazla "ben" odaklı olup didaktikleşmek.
Peki, bu dengeyi nasıl kuracağız? İşte size birkaç püf noktası ve pratik öneri:
Kişisel üslubu kullanmanın en doğal ve kabul edilebilir yollarından biri, yazının girişi ve çıkışıdır.
Kişisel deneyimlerinizi anlatırken, amacınızın kendinizi ifşa etmek değil, okuyucuyu ana konuya bağlamak olduğunu unutmayın. Sizin yaşadığınız bir durum, okuyucunun da kendinden bir parça bulacağı bir metafora dönüşmeli.
Kişisel üslup sadece "ben" demek değildir; kendi dünyaya bakış açınızı, zihninizi ve düşünce şeklinizi yazınıza katmaktır. Bunu en iyi yapmanın yollarından biri de metaforlar ve benzetmeler kullanmaktır. Bu sayede karmaşık konuları okuyucunun günlük hayatından bir örnekle açıklarsınız.
Okuyucuya "Ben de sizin gibiyim, sizi anlıyorum" mesajı vermek, samimiyetin en güçlü göstergesidir. Bu, yazınızı didaktik olmaktan çıkarıp, sohbet havasına sokar.
Mizah, yazıyı neşelendirir, okuyucunun dikkatini çeker ve yazarın "insan" yönünü ortaya koyar. Ancak çok keskin bir bıçak gibidir; dozunda kullanılmalı ve asla kırıcı olmamalıdır. Özellikle kendinize yönelik hafif bir ironi (self-deprecating humor) oldukça etkilidir.
Sürekli "ben" demek yerine, yer yer "biz" veya "siz" ifadelerini kullanmak, okuyucuyu yazının içine çeker ve ortak bir payda oluşturur.
En önemli püf noktası: doğal olmak. Kendi sesinizi bulmaya çalışın. Bir başkası gibi yazmaya çalışmayın, o zaman yapay durur. Samimiyet, gerçekten ne hissettiğinizi, ne düşündüğünüzü, kendi kelimelerinizle ve kendi cümle yapınızla ifade etmekten gelir.
Yıllar önce ilk yazılarımdan birinde, özellikle ciddi bir konuyu ele alırken, o kadar resmi bir dil kullanmıştım ki, editörüm bana "Mektubun sonunda 'Saygılarımla' demeyi unutmuşsunuz" diye takılmıştı. O an fark ettim ki, bilgilendirici olmak adına yazımı ruhsuzlaştırmıştım.
Bir başka zaman ise, tamamen kendi kişisel dertlerimi, yaşadığım gündelik bir sıkıntıyı anlatmaya başlamışım ve konuya geçmekte o kadar geç kalmışım ki, editörüm "Okuyucu bu noktaya kadar seni dinlemez, ne söyleyeceksen başlarda söyle ve kendi hikayeni köprü olarak kullan" demişti. Bu geri bildirimler, o dengeyi bulmamda kilit rol oynadı.
Unutmayın: İyi bir köşe yazarı, tıpkı iyi bir şef gibidir. Tuzun, karabiberin ve diğer baharatların miktarını bilir. Ne çok tuzlu yapar yemeği, ne de yavan bırakır. Kişisel üslup da bu baharatlardan biridir; yemeğe lezzet katar, ama fazlası yemeği yenmez hale getirir.
Köşe yazılarında kişisel üslubu dozunda kullanmak, bir kere de öğrenilecek bir beceri değildir. Bu, sürekli pratik yapmayı, yazdıklarınızı eleştirel bir gözle değerlendirmeyi ve mümkünse güvendiğiniz kişilerden (veya editörünüzden) geri bildirim almayı gerektirir.
Cesur olun, deneyin. Bazen fazla kişisel kaçacaksınız, bazen de yine çok resmi. Ama her deneme, sizi o aradığınız dengeye biraz daha yaklaştıracak. Yazmak bir yolculuktur ve her yolculukta yeni şeyler keşfedersiniz. Kendi sesinizi bulmaktan çekinmeyin, çünkü en kıymetli hazineniz odur.
Unutmayın, iyi bir yazar olmak bir süreçtir ve siz bu yolda harika adımlar atıyorsunuz.
Sevgi ve kalem dostluğuyla...