menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Dün yazdığım bir denemeyi hocama gösterdim, 'konuya çok girmişsin, makale gibi olmuş' dedi. Oysa ben gayet kişisel hislerle yazmaya çalıştım. Deneme yazarken eleştirel bir konuya girince objektiflik sınırını aşmadan 'ben' dilini nasıl dengeleyebilirim?

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

1 cevap

more_vert

Sevgili deneme dostu,

Öncelikle, hocanızın size verdiği geri bildirimin ne kadar tanıdık ve aslında ne kadar değerli olduğunu bilmenizi isterim. İnanın bana, bu "konuya çok girmişsin, makale gibi olmuş" cümlesi, deneme yazmaya gönül vermiş hemen herkesin kariyerinin bir noktasında duyduğu, hatta belki de kendi kendine fısıldadığı bir eleştiridir. Bu, sizin kişisel hislerle yazma çabanızın boşa gittiği anlamına gelmiyor; aksine, denemenin ince çizgisini arayışınızın bir göstergesi. Tam da bu yüzden, bu sorunuzu kapsamlı bir şekilde ele almak istiyorum.

Denemenin Ruhu: Makale Değil, Bir Keşif Yolculuğu

Deneme, adından da anlaşılacağı gibi, bir denemedir. Bilimsel bir tezi kanıtlama, bir bilgiyi objektif olarak aktarma amacı gütmez. Deneme, yazarın bir konu üzerindeki kişisel düşüncelerini, gözlemlerini, sezgilerini ve hatta gelgitlerini özgürce ortaya koyduğu bir türdür. Tıpkı Fransız düşünür Montaigne'in başlattığı gibi, deneme biraz "benim düşüncelerimin terazisi" gibidir. Yazar, tıpkı bir arkadaşıyla sohbet eder gibi, okuyucuyu kendi zihinsel yolculuğuna davet eder.

Makale ise daha çok bilgiye, veriye, analize ve ispatlamaya odaklıdır. Soğuk ve mesafeli bir dili benimser, duygudan arındırılmıştır. Sizin durumunuzda hocanızın "makale gibi olmuş" demesi, muhtemelen konuyu bilgi aktarımı ve objektif analiz ekseninde ele aldığınızı, kendi süzgecinizden geçirme ve kişisel bir yoruma dönüştürme fırsatını kaçırdığınızı düşündüğü içindir.

"Ben" Dili: Abartmadan Nasıl Kullanılır?

Denemede "ben" demek kaçınılmazdır, hatta gereklidir. Ama bu "ben"in nasıl kullanıldığı denemenin kaderini belirler.

1. Gözlemci "Ben" Olun, Merkezi "Ben" Değil

Denemede "ben"i abartmaktan kaçınmanın ilk yolu, "ben"i bir sahneye kurulan ana karakterden ziyade, anlatıcının gözlemcisi konumuna getirmektir. Sürekli "ben düşünüyorum ki...", "bence bu durum..." gibi ifadeler kullanmak yerine, düşüncelerinizi, izlenimlerinizi olaylar, durumlar veya genel gözlemler üzerinden dile getirin.

  • Yanlış Kullanım: "Benim fikrime göre, modern insan yalnızlaştı." (Fazla merkezi ve genel)
  • Doğru Kullanım: "Şu şehrin kalabalığında, yan yana yürüyen insanların bile birbirine değmekten kaçınmasını izlerken, modern insanın ruhundaki o derin yalnızlığı iliklerime kadar hissediyorum." (Gözlemci "ben" durumu betimliyor ve kendi hissini dolaylı aktarıyor.)

Bu, aslında göstermek (show) ve söylemek (tell) arasındaki farktır. "Ben üzgünüm" demek yerine, sizi üzen durumu öyle bir betimleyin ki okuyucu sizinle birlikte üzüntüyü hissetsin.

2. "Ben"i Bir Mercek Gibi Kullanın

Eleştirel bir konuyu ele alırken objektiflik sınırını aşmadan kişisel olmak, tam da bu "mercek" metaforuyla açıklanabilir. Konuyu, kendi deneyimleriniz, algılarınız ve dünya görüşünüz üzerinden süzerek okuyucuya sunun. Bilgiyi olduğu gibi aktarmak yerine, o bilginin sizde ne gibi yankılar uyandırdığını, hangi soruları doğurduğunu, nasıl yorumladığınızı anlatın.

Örneğin, "Küresel ısınma" gibi eleştirel bir konuda makale, sera gazı emisyonları ve buzulların erimesi gibi objektif verilere odaklanır. Deneme ise, bu bilgiyi kendi penceresinden geçirir:

  • "Geçen yaz tatilinde çocukluğumdan beri gittiğim o sahil kasabasına vardığımda, denizin her yıl biraz daha karayı yutmaya başladığını görmek içimde tuhaf bir hüzün uyandırdı. Eskiden kum tepelerinin olduğu yerde şimdi dalgalar vuruyor; bu basit gözlem bile, küresel ısınmanın sadece istatistiklerden ibaret olmadığını, hayatlarımıza nasıl sessizce sızdığını fısıldıyor kulağıma."

Burada "ben" var ama abartılı değil. Kişisel bir gözlem, genel bir konuyu daha dokunulabilir kılıyor.

3. Okuyucuyu Sohbetinize Davet Edin

Deneme, monologdan ziyade bir sohbete benzer. Okuyucuyu pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp, sizinle birlikte düşünmeye, sorgulamaya teşvik edin. Bunu retorik sorularla, ortak insanlık hallerine göndermelerle veya samimi bir tonda yapabilirsiniz.

  • "Peki, siz hiç düşündünüz mü, hayatın bu koşuşturmacası içinde asıl unuttuklarımız neler?"
  • "Belki de hepimiz, içten içe aynı korkuyu taşıyoruzdur..."

Bu tür ifadeler, "ben"inize bir yankı uyandırır ve okuyucunun da kendi "ben"ini devreye sokmasını sağlar.

Makaleleşmeden Nasıl Kaçınırız?

Hocanızın eleştirisinin ikinci ayağı buydu: "Makale gibi olmuş." İşte bundan kaçınmak için dikkat etmeniz gerekenler:

1. Bilgiyi Ham Halde Bırakmayın, İşleyin

Makale, bilgiyi olduğu gibi sunma eğilimindeyken, deneme bilgiyi kişisel yorumun, duygunun ve düşüncenin ateşiyle yoğurur. Tarihi bir olaydan mı bahsediyorsunuz? O olayın sizin için ne anlama geldiğini, hangi dersleri çıkardığınızı, bugünle nasıl bir bağlantı kurduğunuzu anlatın.

  • Makaleleşen Hali: "1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve yeni bir dönem başladı." (Objektif bilgi)
  • Deneme Hali: "1923'ün o coşkulu günlerinde, Anadolu'nun dört bir yanında yanan bağımsızlık ateşi, benim de ruhumda hâlâ meşaleler yakıyor. Geçmişin küllerinden doğan o yeni ruh, bugün bile hangi imkanları borçlu olduğumuzu fısıldıyor kulaklarıma." (Kişisel yorum, duygu katılmış)

2. Üslubunuzu Canlı ve Doğal Tutun

Deneme, günlük konuşma diline daha yakın, samimi ve akıcı bir üslubu sever. Uzun, karmaşık cümlelerden, aşırı teknik terimlerden ve soğuk bir akademik dilden kaçının. Metniniz bir sohbet akıcılığında ilerlemeli. Metaforlar, benzetmeler, kişisel anılar ve hikayeler bu canlılığı artırır.

3. Şüpheye, Soru İşaretlerine Yer Açın

Makale kesin yargılar sunar, tezini kanıtlar. Deneme ise sürekli bir arayış, bir sorgulama içindedir. Kesin yargılardan ziyade, olasılıklara, çelişkilere, hatta kendi düşüncelerinizdeki gelgitlere yer verin. Bu, okuyucunun sizinle birlikte düşünmesini ve sizin zihinsel maceranıza katılmasını sağlar. "Acaba gerçekten böyle mi?", "Belki de yanılıyorumdur ama..." gibi ifadeler denemeye derinlik katar.

Somut Öneriler ve Uygulanabilir Adımlar

Şimdi gelelim bu hassas dengeyi kurmanız için pratik ipuçlarına:

  1. Yüksek Sesle Okuyun: Yazdığınız denemeyi yüksek sesle okuyun. Eğer bir makaleyi okur gibi hissediyorsanız, sesinizde bir kuruluk, bir mesafeli ton varsa, üslubunuzu yumuşatmanız gerektiğini anlayacaksınız. Bir arkadaşınıza bir konuyu anlatır gibi akıyor mu cümleleriniz?
  2. Bir Dostunuza Okutun: Güvendiğiniz, samimi bir dostunuzdan yazınızı okumasını isteyin. "Burada sanki ders veriyor gibisin," ya da "Burada seni hiç duyamıyorum," gibi geri bildirimler size çok yardımcı olacaktır.
  3. Düşünce Günlüğü Tutun: Her gün belirli bir konuda aklınıza gelen ilk beş şeyi, hiçbir filtre olmadan, sadece kendi bakış açınızdan yazın. Bu, "ben" dilini doğal ve samimi bir şekilde kullanma pratiği yapmanızı sağlar.
  4. Favori Deneme Yazarlarınızı İnceleyin: Cemil Meriç'i, Nurullah Ataç'ı veya Montaigne'i okurken, onların "ben"i nasıl kullandığına, makaleleşmeden nasıl kişisel kaldıklarına dikkat edin. Cümle yapılarını, kelime seçimlerini, metaforlarını inceleyin.
  5. Taslak ve Revizyon Sürecini Sevin: İlk yazdığınız taslak her zaman mükemmel olmak zorunda değil. İlk taslağınızda konuya girin, bilgileri toplayın. İkinci taslakta "ben"i ekleyin, kendi yorumunuzu katın. Üçüncü taslakta ise makaleleşen yerleri törpüleyin, samimiyeti artırın. Deneme, yeniden yazıldıkça güzelleşir.
  6. Duyguyu Doğrudan İfade Etmek Yerine, Çağrıştırın: "Çok kızdım" demek yerine, "O an içimde yükselen öfke, adeta bir volkanın lavları gibiydi, beni yakıp kavuruyordu" gibi ifadelerle duyguyu dolaylı yoldan aktarın. Bu, okuyucunun o duyguyu deneyimlemesine olanak tanır.

Sonuç olarak, denemede "ben"i abartmadan ve makaleleşmeden o kişisel üslubu yakalamak, bir denge ve incelik meselesidir. Bu bir kas gibidir; kullandıkça gelişir, deneyimledikçe incelir. Hocanızın eleştirisi, aslında size denemenin gerçek ruhuna yaklaşmanız için bir davettir. Kendi sesinizi bulmaktan, düşüncelerinizi korkmadan, ancak zarafetle dile getirmekten çekinmeyin. Unutmayın, en güzel denemeler, yazarın ruhuyla okuyucunun ruhu arasında bir köprü kurabilenlerdir.

Bu yolculukta başarılar dilerim!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

8,740 soru

16,040 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 18
0 Üye 18 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 9213
Dünkü Ziyaretler: 15235
Toplam Ziyaretler: 4668652

Son Kazanılan Rozetler

volkan_güneş Bir rozet kazandı
yusuf_kurt Bir rozet kazandı
hasanmuculu Bir rozet kazandı
elif_aydın Bir rozet kazandı
cem_Çetin Bir rozet kazandı
...