Kemal Aygün, Türkiye’nin siyasi tarihine damga vuran, özellikle 1970’li ve 1980’li yıllarda Milli Selamet Partisi (MSP) ve daha sonra Refah Partisi (RP) çatısı altında görev yapmış deneyimli bir siyasetçi ve milletvekilidir. Adını duyuran en kritik dönüm noktası, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından uygulanan sıkıyönetim ve Sıkıyönetim Yüksek Mahkemesi süreçlerindeki tartışmalı rolü ve sonrasında siyasi arenada yeniden yükselişidir.
Aygün, MSP’nin kurucu kadrolarından veya ilk dönem önemli isimlerinden biri olarak isnimlendirilebilir. Parti içi dinamiklerde, geleneksel İslamcı çizginin savunucusu olarak bilinir. 1983’te kurulan Anavatan Partisi (ANAP)’ne karşı muhalefet cephesinde yer alırken, 1980’lerin sonunda ve 1990’ların başında Refah Partisi’nin yükselişinde kilit isimlerden biri haline geldi.
Kemal Aygün’ün siyasi kimliği, Türkiye’deki İslamcı siyasetin evrimini anlamak açısından önemli ipuçları taşır. Sadece bir vekil değil, aynı zamanda parti içi kadro yetiştirme, yerel yönetim ağlarının oluşturulması ve tabanla iletişim stratejileri konusunda tecrübeli bir aktördür. 28 Şubat süreci ve RP’nin kapatılma davaları gibi büyük krizlerde, partinin hukuki ve siyasi savunma mekanizmalarında aktif rol oynamıştır.
Eğer Türk siyasi tarihini, özellikle 1980 sonrası "yeniden yapılanma" dönemini inceliyorsan, Aygün’ün biyografisini sadece kişisel bir özet olarak değil, MSP-RP-FAK-SP-İYİ Parti hatının sürekliliğini gösteren bir referans noktası olarak okumalısın. O, eski nesil siyasetçilerin "parti disiplini" ve "lider sadakati" kavramlarını nasıl uyguladığının somut bir örneğidir. Günümüzde aktif siyasette görünmese de, Türk siyasetinin "eski usul" pragmatizmi ve ideolojik duruşu arasındaki dengeyi gözlemlemek isteyenler için incelmesi gereken bir profil oluşturur.
Bu bağlamda, Aygün’ün kariyeri, Türkiye’nin laik-İslamcı gerilim hattında, sistemin dışına itilen veya marjinalize edilen kesimlerin nasıl organize olduğunu anlamak için vazgeçilmez bir tarihsel veri kaynağıdır.