menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Oğlum 5 yaşında, anaokulunda Almanca öğreniyor ve Türkçe'ye ilgisi azalmaya başladı. Evde ne kadar konuşsak da, dışarıda tamamen Almanca bir ortam var. Onu Türkçeye ve kültürüne nasıl daha çok bağlayabilirim, özellikle yaşıtlarıyla vakit geçirme konusunda deneyimlerinizi merak ediyorum.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert

Almanya'da Doğan Çocukların Türkçeye ve Köklerine Bağlanma Sırrı: Bir Uzman Gözünden Kapsamlı Rehber

Sevgili Ebeveynler,

Almanya'da doğup büyüyen çocuklarımızın Türkçemize ve zengin kültürümüze olan bağını nasıl güçlendirebiliriz? Bu, benim Türkiye'den bir uzman olarak sıkça karşılaştığım, yürekten empati duyduğum ve üzerinde titizlikle durduğum çok değerli bir soru. Özellikle sizin gibi, 5 yaşındaki oğlunun anaokulunda Almancaya olan doğal eğiliminin Türkçeye ilgisini azalttığını gören ebeveynler için bu durumun ne kadar zorlayıcı olabileceğini çok iyi biliyorum. Endişelenmeyin, bu yolda yalnız değilsiniz ve inanın bana, bunun bir "sırrı" olmaktan öte, sevgi dolu, sabırlı ve sistemli bir yaklaşım gerektiren bir yolculuk olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Bugün sizlerle, bu önemli konuyu farklı açılardan ele alarak, hem gerçek deneyimlerden beslenen hem de pratik öneriler sunan kapsamlı bir bakış açısı paylaşmak istiyorum. Amacımız, çocuklarımızın iki kültürlü, iki dilli bireyler olarak yetişmelerini sağlamak ve her iki kimliklerinden de gurur duymalarına yardımcı olmak.

Zorluğun Kalbinde Ne Var?

Öncelikle bu durumu anlamakla başlayalım. Çocuğunuzun anaokulunda Almancaya daha çok yönelmesi, tamamen doğal ve beklenen bir süreçtir. Çocuklar, dış dünyada başarılı olmak için çevrelerindeki baskın dile ve kültüre hızla adapte olurlar. Almanca, onların akranlarıyla, öğretmenleriyle ve genel toplumla iletişim kurma aracıdır. Bu, beynin en verimli şekilde öğrenmeye programlandığı bir adaptasyon mekanizmasıdır. Ancak bu durum, Türkçenin bir tehdit altında olduğu anlamına gelmez, aksine bizim için daha bilinçli ve yaratıcı stratejiler geliştirme fırsatı demektir.

Tek Bir Sır Yok, Sevgi Dolu Bir Senfoni Var

Almanya'da doğan çocuklarımızın Türkçeye ve köklerine bağlanma "sırrı" aslında tek bir formülden ibaret değil. Bu, birçok farklı enstrümanın uyum içinde çaldığı bir senfoni gibi. Her bir nota, her bir çaba, çocuğumuzun kimlik inşasına katkıda bulunur. Gelin bu notaları birlikte inceleyelim:

1. Evde Başlayan Bağlantı: Aile ve Dilin Gücü

Çocuğunuzun ilk ve en önemli dil okulu evidir. Evdeki dil ortamı, Türkçeyle olan bağı için hayati öneme sahiptir.

  • Tutarlılık Esastır: Evde ana dil olarak Türkçenin konuşulması, çocuğunuzun dili doğal yollarla öğrenmesinin temelidir. "Hangi dili konuşursanız konuşun, mutlaka Türkçe konuşun" prensibi, özellikle çocuğunuzla birebir iletişimde çok değerlidir.
  • Türkçeyi Eğlenceli Hale Getirin: Dil öğrenimi bir görev gibi hissedildiğinde çocuklar uzaklaşabilir. Türkçeyi hayatın bir parçası ve eğlenceli bir unsur haline getirin:
    Masallar ve Kitaplar: Türkçeye özel masal saatleri düzenleyin. Türkiye'den gelen çocuk kitaplarını okuyun. Kahramanların maceralarına ortak olun.
    Şarkılar ve Tekerlemeler: Birlikte Türkçe şarkılar söyleyin, tekerlemeler öğrenin. Müzik, dil öğrenimini inanılmaz derecede kolaylaştırır ve keyifli hale getirir.
    Oyunlar: Evde oynadığınız oyunları (kart oyunları, kutu oyunları, kelime oyunları) Türkçe oynayın. Bu, dili pratik etmenin en doğal yollarından biridir.
    Günlük Hayatın Dili: Yemek yaparken, alışveriş listesi hazırlarken, ev işi yaparken Türkçe konuşun. Onu süreçlere dahil edin ve dili işlevsel hale getirin.

  • "Dil Banyosu" Yaklaşımı: Çocuğunuzla yoğun ve kesintisiz Türkçe iletişim kurmaya özen gösterin. Bazen Almanca kelimeler karıştırmak cazip gelse de, çocuğunuzun Türkçe kelime haznesini geliştirmesi için ona bu "dil banyosunu" sunmak çok değerli.

2. Kültürel Köprüler Kurmak: Sadece Dil Değil, Yaşanan Miras

Dil, kültürün en güçlü taşıyıcısıdır. Ancak kültürü sadece dille sınırlamak eksik kalır. Çocuklarımızın köklerine bağlanması için kültürel mirası yaşayarak öğrenmeleri çok önemli.

  • Mutfak ve Lezzetler: Türk mutfağını birlikte keşfedin. Birlikte mantı, köfte, poğaça yapın. Kokular, tatlar ve anılar, kültürel bağı güçlendirir.
  • Özel Günler ve Bayramlar: Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Hıdırellez gibi özel günlerimizi kutlayın. Bu günlerin anlamını, adetlerini çocuklarınıza anlatın. Kültürümüzün önemli parçası olan bu ritüelleri onlarla paylaşın.
  • Müzik ve Dans: Geleneksel Türk müziğini dinleyin, halk oyunları videoları izleyin. Belki bir gün birlikte oynarsınız.
  • Türkiye Ziyaretleri: Eğer imkanınız varsa, Türkiye'yi ziyaret etmek, çocuğunuzun kültürle doğrudan temas kurmasını sağlar. Akrabalarla tanışma, farklı şehirleri görme, Türkçenin sadece evde konuşulan bir dil olmadığını, bütün bir ülkenin konuştuğu canlı bir dil olduğunu deneyimleme fırsatı sunar.

3. Akran Etkileşimi: Sosyal Çemberin Önemi

Sizin de belirttiğiniz gibi, 5 yaşındaki oğlunuz için akranlarla etkileşim kritik öneme sahip. Anaokulunda Almanca konuşan bir ortamda, Türkçenin de yaşıtları arasında konuşulan bir dil olduğunu görmesi, ilgisini tazeleyecek ve motivasyonunu artıracaktır.

  • Türk Topluluklarıyla Bağlantı Kurun:
    • Dernekler ve Camiler: Almanya'daki Türk dernekleri, kültür merkezleri veya camiler, genellikle çocuklar için hafta sonu etkinlikleri veya Türkçe kursları düzenlerler. Buralar, hem Türkçeyi öğrenmek hem de aynı kültürü paylaşan akranlarla tanışmak için harika ortamlar sunar.
    • Hafta Sonu Türk Okulları/Kursları: Bu kurslar, genellikle eğlenceli ve interaktif derslerle çocukların Türkçeyi oyunlar ve şarkılarla öğrenmesini hedefler. Sadece dil değil, aynı zamanda milli bayramlarımızı, değerlerimizi de öğretirler.
    • Parklar ve Oyun Alanları: Türk ailelerin yoğun olduğu parkları veya oyun alanlarını ziyaret edin. Spontane tanışmalar, yeni arkadaşlıkların kapısını açabilir.
  • Oyun Grupları ve Davetler:
    • Çevrenizdeki diğer Türk ailelerle iletişime geçin. Çocuklarınızın düzenli olarak bir araya gelip Türkçe konuşarak oyunlar oynayabileceği küçük gruplar oluşturun.
    • Doğum günü partileri, piknikler gibi etkinlikler düzenleyerek çocukların Türkçeyi sosyal bir ortamda kullanmalarına olanak tanıyın. Bu etkinliklerde Türkçe şarkılar, oyunlar ve ikramlar olması, kültürel bağı da güçlendirecektir.
  • Online Topluluklar: Pandemi döneminde popülerleşen online çocuk oyun grupları veya hikaye anlatım etkinlikleri de uzaktan da olsa benzer kültürdeki çocuklarla etkileşim fırsatı sunabilir.

4. İki Dilliliğin Avantajları: Pozitif Bir Bakış Açısı

Çocuğunuza Türkçeyi öğretirken, bunun bir "yük" değil, bir "hediye" olduğunu hissettirmeniz çok önemli.

  • Bilişsel Gelişim: Bilimsel araştırmalar, çift dilli çocukların problem çözme, karar verme ve çoklu görev yapma becerilerinin daha gelişmiş olduğunu gösteriyor.
  • Kültürel Zenginlik: Çift dillilik, çocuğunuza iki farklı kültürün penceresinden bakma yeteneği kazandırır. Bu, onun dünyaya daha geniş bir perspektiften bakmasını, empati kurmasını ve farklılıklara saygı duymasını sağlar.
  • Gelecek Fırsatları: Türkçe bilmek, ileriki yaşamında ona hem kişisel hem de profesyonel anlamda kapılar açabilir.

5. Teknolojiyi Akıllıca Kullanmak

Günümüz dünyasında teknoloji, dil ve kültür aktarımında güçlü bir müttefik olabilir.

  • Türkçe Çizgi Filmler ve Şarkılar: Çocuğunuzun yaşına uygun, eğitici ve eğlenceli Türkçe çizgi filmleri veya şarkıları izlemesine izin verin. (Örn: Pepee, Rafadan Tayfa, Niloya, Pırıl).
  • Eğitici Uygulamalar ve Oyunlar: Dil öğrenimi için tasarlanmış Türkçe mobil uygulamaları veya interaktif oyunları keşfedin.
  • Görüntülü Konuşmalar: Türkiye'deki akrabalarla (özellikle dede, anneanne, babaanne) sık sık görüntülü konuşmalar yapmasını sağlayın. Bu, dili gerçek bir iletişim aracı olarak deneyimlemesini sağlar.

Önemli Notlar ve Tavsiyeler

  • Sabır ve Anlayış: Dil öğrenimi ve kültürel bağ kurma bir süreçtir. Anında sonuç beklemeyin. Bazen ilerleme yavaşlayabilir, hatta geriye gider gibi görünebilir. Bu anlarda sabırlı olun ve çocuğunuza anlayış gösterin.
  • Baskıdan Kaçınma: Türkçeyi bir dayatma veya zorunluluk olarak sunmaktan kaçının. Bu, çocuğun dili reddetmesine neden olabilir. Sevgi, oyun ve eğlence aracılığıyla yaklaşım en verimlisidir.
  • Kendi Rol Modeliniz Olun: Siz ebeveynler olarak Türkçeyi severek ve isteyerek kullandığınızda, kendi kültürünüzle barışık olduğunuzda, çocuğunuz da sizi rol model alacaktır.
  • Almancayı Öcü Görmeyin: Almanca, çocuğunuzun Almanya'daki yaşamının ve başarısının anahtarıdır. Bu dili küçümsemeyin veya çocuğunuza bu yönde bir mesaj vermeyin. Amacımız iki dili de güçlü kılmaktır.
  • Esneklik: Çocuğunuz büyüdükçe ilgi alanları ve ihtiyaçları değişecektir. Stratejilerinizi ona göre ayarlamaktan çekinmeyin.

Sevgili anne-baba,

Oğlunuzun Türkçeyle ve kökleriyle olan bağını güçlendirme çabanız takdire şayan. Unutmayın ki, her çocuk farklıdır ve her ailenin dinamikleri kendine özgüdür. Bu öneriler birer başlangıç noktasıdır. Önemli olan, sevgiyle, sabırla ve kararlılıkla bu yolu yürümektir. Çocuğunuzun kalbine ekilen her Türkçe kelime, her kültürel deneyim, onun gelecekteki kimliğinin güçlü bir parçası olacaktır.

Sizin bu çabanız, sadece oğlunuz için değil, gelecek nesillerin iki kültürlü ve zengin bireyler olarak yetişmesi için de çok kıymetlidir. Yolunuz açık olsun!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Almanya'da Doğan Çocukların Türkçeye ve Köklerine Bağlanma Sırrı: Bir Uzman Bakış Açısı

Değerli aileler, Almanya'da yaşayan bir uzman olarak sizin yaşadığınız bu hassas durumu çok iyi anlıyorum. Özellikle 5 yaşındaki oğlunuzun Almanca anaokuluna başlamasıyla Türkçe'ye ilgisinin azalması, birçok Türk ailenin ortak endişesidir. Bu, ne bir eksiklik ne de bir başarısızlık göstergesidir; aksine, iki kültür arasında köprü kurmaya çalışan çocuğunuzun doğal bir gelişim sürecidir. Ancak bu süreci doğru yönetmek, onun hem Türkçeye hem de köklerine güçlü bağlar kurmasına yardımcı olacaktır.

Bu yazıda, bu "sırrın" aslında tek bir formül olmadığını, aksine sabır, sevgi ve tutarlılıkla örülü bütünsel bir yaklaşım olduğunu sizinle paylaşacağım. Gelin, bu yolculukta atabileceğimiz adımlara birlikte bakalım.

Dilin Gücü: Sadece Kelimeler Değil, Bir Dünya

Çocuğunuzun Türkçe'ye olan ilgisini yeniden canlandırmak ve güçlendirmek için en temel başlangıç noktamız elbette ki dilin kendisi. Ancak bu, sadece evde Türkçe konuşmaktan ibaret değil; Türkçe'yi onun için cazip, anlamlı ve eğlenceli hale getirmekle ilgili.

Evde Türkçe'yi Yaşatmak: Kaliteli Etkileşimler

Oğlunuzun anaokulunda Almanca'ya maruz kalması çok doğal. Bu nedenle, evdeki ortamın onun için sağlam bir Türkçe kalesi olması gerekiyor. Ancak burada nicelikten çok nitelik önemlidir.

  • Sadece Konuşmayın, Sohbet Edin: Ona sorular sorun, gününü anlatmasını isteyin, duygularını Türkçe ifade etmesine alan tanıyın. "Bugün ne yaptın?" yerine "Bugün anaokulunda seni en çok ne mutlu etti?" gibi daha açık uçlu sorular, onun daha fazla Türkçe düşünmesini ve konuşmasını teşvik edecektir.
  • Hikayeler ve Masallar: Türkçe masal kitapları okuyun. Yatmadan önce ona kendi çocukluğunuzdan anılar, aile hikayeleri anlatın. Hatta kendi hikayelerinizi Türkçe uydurun! Bu, dilin sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda hayal gücü ve duygu dünyasının bir parçası olduğunu gösterir.
  • Şarkılar ve Tekerlemeler: Çocuk şarkıları, dil öğreniminde sihirli bir araçtır. Birlikte Türkçe çocuk şarkıları dinleyin, ezberleyin ve söyleyin. Ritmik tekerlemeler, kelime haznesini ve telaffuzu geliştirir.
  • Oyunlara Türkçe Entegre Edin: Birlikte oynadığınız oyunlarda (lego, yapboz, araba oyunları vb.) Türkçe komutlar kullanın, karakterlere Türkçe isimler verin. Örneğin, "Şimdi kırmızı arabayı al, köprünün altından geçir" gibi.
Türkçe'yi Eğlenceli Hale Getirmek: Medya ve Aktiviteler

Çocuğunuzun Almanca'ya ilgisinin artması, dışarıdaki Almanca içeriklerin çeşitliliğinden de kaynaklanıyor olabilir. Bizim de Türkçe'yi aynı cazibeyle sunmamız gerekiyor.

  • Türkçe Çizgi Filmler ve Çocuk Programları: İnternet çağında birçok platformda Türkçe çocuk içeriği mevcut. Kontrollü bir şekilde, yaşına uygun Türkçe çizgi filmler veya eğitici programlar izlemesine izin verin. (Örneğin, TRT Çocuk'un yayınları veya YouTube'daki eğitici kanallar).
  • Sesli Kitaplar ve Podcast'ler: Uzun araba yolculuklarında veya uyumadan önce Türkçe sesli masallar dinlemek, hem dil becerilerini geliştirir hem de onu Türk kültürüne ait hikayelerle tanıştırır.
  • Dijital Oyunlar (Kontrollü): Bazı eğitici mobil oyunlar veya uygulamalar Türkçe dil seçeneği sunabilir. Bunları keşfedin ve eğlenceli bir öğrenme aracı olarak kullanın.

Köklere Bağlanma: Dilden Ötesi Kültür

Dil, köklerine bağlanmanın sadece bir aracıdır. Asıl önemli olan, çocuğunuzun kendini bu kültürün bir parçası hissetmesi, aidiyet duygusu geliştirmesidir.

Mutfak Kültürü: Lezzetli Bir Köprü

Türk mutfağı, kültürümüzün en önemli ve en sevilen parçalarından biridir. Çocuğunuzu mutfak aktivitelerine dahil etmek, ona hem kültürel bir deneyim sunar hem de birlikte kaliteli zaman geçirmenizi sağlar.

  • Birlikte Yemek Yapın: Küçük elleriyle size yardım etmesine izin verin. Birlikte mantı kesin, kurabiye yapın, içli köfte hazırlayın. Yemeğin adını, hangi yöreden geldiğini, özel bir gün yemeği olup olmadığını anlatın. Örneğin, "Bugün seninle annemin bayramda yaptığı kurabiyelerden yapalım mı?"
  • Malzemeleri Tanıyın: Türk kahvaltısında yer alan peynir çeşitlerini, zeytinleri veya baharatları anlatın. "Bu peynir Antep'ten gelir, çok lezzetlidir" gibi küçük hikayelerle bağ kurmasını sağlayın.
Bayramlar ve Özel Günler: Gelenekleri Yaşatın

Almanya'da yaşıyor olsak da, Türk bayramları ve özel günleri bizim için birer kültürel kutlama ve hatırlatıcıdır.

  • Bayramları Kutlayın: Ramazan ve Kurban Bayramlarını, Hıdırellez'i veya nevruzu olabildiğince geleneksel bir şekilde kutlayın. Sabah erkenden kalkmak, yeni giysiler giymek, aile büyüklerini arayıp ellerini öpmek (telefonla bile olsa), bayramlaşmak ve ikramlarda bulunmak gibi ritüelleri onunla birlikte yaşayın.
  • Özel Günleri Anlatın: 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gibi özel günlerin anlamını, hikayesini ona çocuk dilinde anlatın. Bu, onun aidiyet duygusunu pekiştirecektir.
Müzik, Sanat ve Hikayeler: Kültürün Ruhunu Hissettirin

Türk kültürü, müziği, sanatı ve edebiyatıyla çok zengindir.

  • Türk Halk Müziği ve Klasik Müzik: Ara sıra evde Neşet Ertaş, Barış Manço gibi sanatçıları veya Türk Sanat Müziği eserlerini dinletin. Ritimleri ve melodileri hakkında konuşun.
  • Nasreddin Hoca, Karagöz ve Hacivat: Bu karakterler, Türk mizahının ve zekasının önemli temsilcileridir. Onların fıkralarını ve hikayelerini okuyun, gösterilerini (varsa online olarak) izletin.
  • Türkiye Ziyaretleri: Mümkün olduğunca Türkiye'yi ziyaret edin. Bu ziyaretler sadece bir tatil değil, onun için gerçek bir kültürel deneyim olmalıdır. Aile büyükleriyle vakit geçirmesi, akrabalarıyla Türkçe konuşması, sokakları, pazarları, tarihi yerleri görmesi çok değerlidir.

Akran Faktörü: Türk Arkadaş ve Topluluklar Bulmak

Oğlunuzun Almanca'ya ilgisinin artmasındaki en büyük etkenlerden biri, anaokulunda yaşıtlarıyla Almanca etkileşimi olması. Bu durumu Türkçe için de yaratmak, kilit noktalardan biridir.

  • Türk Dernekleri ve Kültür Merkezleri: Almanya'nın birçok şehrinde Türk dernekleri, camiler veya kültürel merkezler çocuklara yönelik Türkçe kursları, halk oyunları grupları veya çeşitli etkinlikler düzenliyor. Yakın çevrenizdeki bu tür yerleri araştırın ve oğlunuzun katılabileceği bir etkinlik bulmaya çalışın. Bu ortamlar, onun hem Türkçe konuşan arkadaşlar edinmesini hem de Türk kültürüyle iç içe olmasını sağlar.
  • Türk Aile Çevreleri ve Sosyal Ağlar: Çevrenizde Türk ailelerle tanışmaya, arkadaşlıklar kurmaya özen gösterin. Çocuklarınızın bir araya geldiği, birlikte oynadığı, koşuşturduğu ortamlarda doğal olarak Türkçe konuşma ihtiyacı doğacaktır. Örneğin, "Hafta sonu bizde çay içmeye gelin, çocuklar da birlikte oynasın" diyerek bu ortamları yaratabilirsiniz.
  • Hafta Sonu Türkçe Dersleri: Eğer çevrenizde özel Türkçe dersi veren kurslar veya öğretmenler varsa, oğlunuzun yaşına ve ilgisine uygun olup olmadığını değerlendirebilirsiniz. Ancak bu derslerin oyun temelli ve baskısız olmasına dikkat edin. Amacımız ona Türkçe'yi sevdirmek, bir yük gibi hissettirmemek.
  • Oyun Grupları Kurun: Diğer Türk ailelerle anlaşarak, haftanın belirli bir gününde çocukların sadece Türkçe konuşarak oyun oynadığı bir oyun grubu oluşturabilirsiniz. Bu, hem çocuklar için eğlenceli hem de dil becerileri için çok faydalı olacaktır.

Ebeveynlerin Rolü: Tutarlılık, Sabır ve Örnek Olma

Tüm bu çabaların temelinde sizin, yani ebeveynlerin rolü yatar.

  • Sabırlı Olun ve Baskı Yapmayın: Çocuğunuzun bazen Almanca konuşmak istemesi, Türkçe'ye ilgisinin azalması doğal bir süreçtir. Ona baskı yapmak veya eleştirmek yerine, sevgiyle ve sabırla yaklaşın. Her küçük adımını takdir edin.
  • Tutarlı Olun: Evde Türkçe konuşma kuralınızı tutarlı bir şekilde sürdürün. Bazen zor gelse de, bu tutarlılık onun zihninde dilin yerini sağlamlaştıracaktır.
  • Kendiniz Örnek Olun: Siz Türk kültürünü ve dilini ne kadar yaşarsanız, çocuğunuz da sizi o kadar taklit edecektir. Türk arkadaşlarınızla Türkçe konuşun, Türkçe kitaplar okuyun, Türk müzikleri dinleyin. Sizin bu bağa olan sevginiz ve bağlılığınız, ona ilham verecektir.
  • İki Dilli Olmanın Avantajlarını Anlatın: Çocuğunuza iki dilli olmanın ne kadar özel ve değerli olduğunu, hem Almanya'da hem de Türkiye'de ona yeni kapılar açacağını anlatın. Bu, onun benlik saygısını ve kültürel kimliğini güçlendirecektir.

Sonuç: Sevgiyle Örülen Bir Kimlik

Almanya'da doğan çocuğunuzun Türkçeye ve köklerine bağlanma sırrı, tek bir sihirli değnekte değil, sizin ona sunduğunuz sevgi dolu, zengin ve tutarlı ortamda saklıdır. Unutmayın, o sadece bir dil öğrenmiyor, aynı zamanda köklü bir kültürü ve kimliği kendi benliğine entegre ediyor. Bu, onun için bir yük değil, bir armağan olmalı.

Adım adım, sabırla ve en önemlisi sevgiyle ilerlediğinizde, oğlunuzun hem Almanca'yı çok iyi konuşan başarılı bir birey hem de Türkçeye ve köklerine sımsıkı bağlı, iki kültürlü zengin bir kimliğe sahip mutlu bir çocuk olduğunu göreceksiniz. Bu yolculukta yalnız değilsiniz, her zaman destek alabileceğiniz bir toplum ve uzmanlar var. Onunla bu kültürel köprüleri inşa etmeye devam edin, sonuçlar sizi çok mutlu edecektir.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

8,793 soru

16,149 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 38
0 Üye 38 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 7882
Dünkü Ziyaretler: 6788
Toplam Ziyaretler: 4684054

Son Kazanılan Rozetler

volkan_güneş Bir rozet kazandı
cem_kaya Bir rozet kazandı
zeynep_kurt Bir rozet kazandı
cem_Çetin Bir rozet kazandı
İbrahim_korkmaz Bir rozet kazandı
...