Tüzük, bir kanunun uygulanmasını göstermek, detaylandırmak veya kanunun açıkça emrettiği işleri belirtmek amacıyla çıkarılan, yazılı bir hukuk kuralıdır. Hukuk sistemimizdeki normlar hiyerarşisinde, kanunun altında ama yönetmeliğin üstünde yer alır. Yani bir kanun ne derse desin, tüzük ona aykırı olamaz; ancak yönetmelikler tüzüklere aykırı hükümler içeremez.
Bir tüzüğün varlık nedeni, kanunların genellikle soyut ve genel olan hükümlerini somutlaştırmak, nasıl uygulanacağını açıklamak ve uygulama esaslarını belirlemektir. Kanunlar, temel ilkeleri ve çerçeveyi çizerken, tüzükler bu çerçevenin içindeki detayları, usul ve esasları düzenler.
Kanunlar genel ve kalıcı niteliktedir. Ancak teknolojinin, sosyal ve ekonomik koşulların hızla değiştiği günümüz dünyasında, her detayın kanunla düzenlenmesi pratik değildir. Kanunlar genel çerçeveyi çizdikten sonra, daha esnek ve hızlı değiştirilebilir olması gereken detaylar tüzükler ve yönetmelikler aracılığıyla düzenlenir. Böylece, kanunun ruhu korunarak, uygulama kolaylığı sağlanır.
Şimdi gelelim işin biraz daha nüanslı, uzmanlık gerektiren kısmına: Türk hukuk sisteminde yeni tüzük çıkarma pratikleri neredeyse tamamen durmuştur. 2017 Anayasa değişikliği ile getirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde, kanunların detaylarını düzenleme yetkisi büyük ölçüde Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve Yönetmelikler aracılığıyla kullanılmaktadır.
Mevcut ve yürürlükte olan tüzükler hala geçerliliklerini korumakla birlikte, yeni ihtiyaçlara yönelik düzenlemelerde artık tüzük değil, ağırlıklı olarak Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri veya yönetmelikler tercih ediliyor. Bu durum, sistemdeki dönüşümün ve yetki dağılımının doğrudan bir sonucudur. Dolayısıyla, "Tüzük nedir?" sorusunun yanıtı hem hukuki tanımını hem de günümüzdeki pratik önemindeki değişimi anlamayı gerektirir. Eski tüzükler hala hayatımızda ve geçerli; ancak yeni bir konuda düzenleme yapılacaksa, artık akla ilk gelen araç tüzük olmuyor. Bu ayrımı iyi bilmek sana büyük bir avantaj sağlar.