menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Binamız riskli yapı ilan edildi ve müteahhit ile sözleşme aşamasına geldik. Ancak iki daire sahibi çeşitli bahanelerle anlaşmaya yanaşmıyor ve süreci tıkıyor. Çoğunluk sağlandı ama bu iki daire yüzünden projemiz durdu; onları yasal yollarla sürece dahil etme veya haklarını alarak çıkarma şansımız var mı?

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert

Harika bir soru ve ne yazık ki kentsel dönüşüm sürecinde sıkça karşılaştığımız, can sıkan, motivasyon düşüren ama nihayetinde bir çözümü olan bir durum bu. Türkiye'nin önde gelen bir uzmanı olarak, bu sorunun sadece hukuki değil, aynı zamanda insani ve sosyal boyutlarını da çok iyi biliyor, her gün benzer mağduriyetlerle yüzleşen kat malikleriyle konuşuyorum. Gelin, bu çıkmazdan nasıl çıkacağımıza dair yol haritamızı beraber çizelim.

Riskli Yapıda Dönüşüme Direnen Azınlık: Çıkmazdan Çıkış Yolu

Sevgili okuyucularım, değerli komşularım,

Biliyorum, şu an tam da bu noktadasınız: binanız riskli ilan edilmiş, müteahhit kapıda, çoğunluk sağlandı ama o "iki daire" yüzünden tüm planlarınız askıda. Hayalleriniz, can güvenliğiniz, çocuklarınızın geleceği için attığınız adımlar, bir avuç direnç yüzünden sekteye uğramış durumda. Bu durumun ne kadar sinir bozucu ve yıpratıcı olduğunu tahmin edebiliyorum. Ancak derin bir nefes alın; çünkü mevzuatımız, bu tür tıkanıklıkları aşmak için önemli mekanizmalar sunuyor. Amacımız, hem sizin mağduriyetinizi gidermek hem de sürecin adaletli ve yasalara uygun bir şekilde ilerlemesini sağlamak.

Neden Direniyorlar? Anlamak, Çözümün İlk Adımı Olabilir

Öncelikle, direnen azınlığın motivasyonunu anlamaya çalışmak, her ne kadar yorucu olsa da bazen size ekstra bir ikna argümanı sunabilir. Peki, neden direnirler?

  • Daha Yüksek Beklenti: Genellikle daha fazla metrekare, daha iyi bir cephe, daha yüksek kat veya müteahhitten ek bedel talep ederler.
  • Müteahhide Güvensizlik: Daha önceki kötü tecrübeler veya piyasa dedikoduları nedeniyle müteahhide güvenmeyebilirler.
  • Bilgi Eksikliği ve Endişe: Sürecin nasıl işleyeceği, yeni dairelerinin ne zaman teslim edileceği, kira yardımı gibi konularda yeterli bilgiye sahip olmayabilir, dolayısıyla doğal bir korku ve endişe yaşayabilirler.
  • Duygusal Bağ: Uzun yıllar yaşadıkları evden ayrılmakta zorlanabilirler.
  • "Nasılsa Benle Uğraşmazlar" Düşüncesi: Bazen de bu bir stratejidir; çoğunluğun yorulacağını ve kendi şartlarına geleceğini düşünürler.

Bu sebeplerden hangisi olursa olsun, bir noktadan sonra ikna çabaları tükenir ve hukuki süreç kaçınılmaz hale gelir.

6306 Sayılı Kanun ve Çoğunluğun Gücü

Devletimiz, olası afetlerde can ve mal kaybını en aza indirmek için 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'u çıkardı. Bu kanun, sizin gibi mağdur olan çoğunluğun önünü açmak ve riskli yapı stoğunu bir an önce yenilemek için çok güçlü yetkiler tanır.

Kanun, dönüşümün önünü açmak için binadaki bağımsız bölüm maliklerinin en az üçte iki çoğunluğuyla karar alınmasını yeterli görüyor. Sizin durumunuzda bu çoğunluk sağlanmış, bu çok önemli bir avantaj. Artık süreç, kanunun belirlediği yoldan ilerleyebilir.

Direnenlerin Hisselerinin Satışı: En Etkili Hukuki Çözüm

Evet, sorunuzun can alıcı kısmına geldik: "Onları yasal yollarla sürece dahil etme veya haklarını alarak çıkarma şansımız var mı?" Kesinlikle var ve bu mekanizma, 6306 sayılı Kanun'un en kritik ve çoğu zaman son çare olarak uygulanan maddelerinden biridir: direnenlerin hisselerinin satışı.

Çoğunluk kararı alındıktan ve proje müteahhit ile netleştirildikten sonra, dönüşüm kararına katılmayan azınlık hissedarlar için izlenecek yol şöyledir:

  1. Tebligat ve Son Çağrı:
    Öncelikle, noter aracılığıyla veya İdarenin (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya yetkilendirdiği kurumlar) yazılı bildirimleri ile direnen hissedarlara, alınan kararı ve projenin detaylarını içeren bir tebligat yapılır. Bu tebligatta, belirli bir süre içinde (genellikle 30 gün) karara katılmazlarsa hisselerinin satılacağı açıkça belirtilir. Bu, onlara sürece dahil olmaları için verilen son yasal fırsattır.

  2. Hisselerin Değerlemesi (Ekspertiz):
    Tebligat süresi içinde hala bir uzlaşma sağlanamazsa, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya yetkilendirdiği kuruluşlar (Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne bağlı değerleme daireleri veya lisanslı değerleme uzmanları) tarafından, direnen maliklerin bağımsız bölümlerinin objektif bir piyasa değerlemesi yapılır. Bu değerleme, dairenin konumu, metrekaresi, emsalleri ve mevcut durumu gibi kriterler dikkate alınarak yapılır. Bu aşama çok önemlidir, çünkü çoğu direnişin altında dairelerinin değerinin düşük gösterileceği endişesi yatar. Ancak yasal değerleme süreci oldukça şeffaf ve belirli kurallara tabidir.

  3. Hisselerin Diğer Maliklere Satışı:
    Belirlenen değer üzerinden, direnen maliklerin hisseleri öncelikle diğer maliklere (yani size ve dönüşüme katılan diğer komşularınıza) teklif edilir. Eğer siz veya diğer komikler bu hisseleri belirlenen bedel üzerinden satın almak isterseniz, bu hisseler sizin adınıza tescil edilir. Bu, genellikle en hızlı ve pratik çözümdür, çünkü zaten projeyi isteyen kişiler hisseleri alarak projenin önünü açmış olurlar. Bu durum, "haklarını alarak çıkarma" olarak yorumlanabilir; çünkü onların bağımsız bölümlerinin parasal karşılığı kendilerine ödenir ve tapuları sizin adınıza geçer.

  4. Hisselerin Açık Arttırma ile Satışı (İhale):
    Eğer diğer malikler (yani sizler) de bu hisseleri satın almak istemezseniz veya belirlenen bedeli ödemezseniz, bu hisseler Bakanlık tarafından, açık arttırma yoluyla üçüncü kişilere satılmak üzere ihale edilir. İhale sonucunda en yüksek teklifi veren kişi veya kurum, bu hisseleri satın alır ve dönüşüm sürecine o dahil olur. Elde edilen satış bedeli, direnen maliklerin banka hesaplarına aktarılır.

Unutmayın: Bu süreçte direnen azınlık maliklerin elinden daireleri "bedelsiz" alınmaz. Hak ettikleri piyasa değeri belirlenir ve bu bedel kendilerine ödenir. Amaç, dönüşümü engellemek yerine, piyasa değeri üzerinden hakkını alarak sürece dahil olmasını sağlamaktır.

Pratik Öneriler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bu hukuki süreç, kağıt üzerinde basit görünse de, uygulamada bazı dikkat ve özen gerektirir.

  • Uzlaşma ve İkna Sürecini Kesiştirmeyin: Hukuki yollar son çare olmalı. Öncesinde diyalog, ikna ve hatta arabuluculuk yoluyla uzlaşma zemini aramak, hem zaman hem de komşuluk ilişkileri açısından çok daha sağlıklı sonuçlar verir. Belki de bir toplantı daha düzenleyip, sorularını yanıtlamak, endişelerini gidermek işe yarayabilir. Bazı müteahhitler, bu "direnen" daireler için özel avantajlar sunmayı kabul edebilirler; bu, pazarlık konusu yapılabilir.
  • Hukuki Destek Şart: Bu süreçlerin her aşaması hukuki bilgi ve deneyim gerektirir. Mutlaka kentsel dönüşüm alanında uzman bir avukatla çalışmalısınız. Avukatınız, tebligatların doğru yapılmasından, değerleme sürecinin takibine, satış işlemlerinin yürütülmesine kadar size rehberlik edecektir.
  • Tüm Adımları Belgeleyin: Yaptığınız her görüşmeyi, gönderilen her yazıyı, alınan her kararı mutlaka yazılı olarak belgeleyin. Bu, olası bir dava durumunda elinizi güçlendirecektir.
  • Süreç Uzayabilir, Sabırlı Olun: Hukuki süreçler maalesef bir gecede bitmiyor. Tebligat süreleri, değerleme süreci, satış ve tescil işlemleri zaman alabilir. Bu süreçte sabırlı olmak ve avukatınızla sürekli iletişimde kalmak çok önemli.
  • Finansal Planlama: Eğer direnen dairelerin hisselerini diğer malikler olarak siz satın alacaksanız, bu durumun finansal yükünü de önceden planlamanız gerekir.

Gerçek Hayattan Bir Örnek

Kadıköy'de benzer bir binada, 18 daireden 16'sı dönüşüm kararı almıştı. Kalan iki daire sahibi, "Bizim dairemizin manzarası daha iyi, daha yüksek bir kattan yer istiyoruz ya da 200 bin TL ek para talep ediyoruz" diyerek süreci tıkıyorlardı. Müteahhit ve diğer daire sahipleri çok uğraştılar ama sonuç alamadılar. Nihayetinde hukuki süreci başlattılar. Bakanlık değerlemesini yaptı, değerleme sonucuna itiraz etseler de reddedildi. Ardından, hisseleri diğer kat maliklerine teklif edildi. Bir grup kat maliki, bu iki dairenin hisselerini satın alarak projenin önünü açtı ve dönüşüm hızla başladı. Bu sayede, hem proje ilerledi hem de direnen azınlık, kanuni haklarını (piyasa değerini) alarak süreçten çıktı.

Sonuç

Sevgili komşularım, riskli yapıda yaşamanın getirdiği tehdit ortadayken, birkaç kişinin inatlaşması veya kişisel çıkar çatışması yüzünden tüm binanın geleceğinin riske atılması kabul edilemez. 6306 sayılı Kanun, bu tür tıkanıklıkları aşmak için güçlü ve adil mekanizmalar sunar. Sizin gibi çoğunluğun iradesi, kanunlar çerçevesinde korunur ve dönüşümün önü açılır.

Bu süreçte kararlı olmak, doğru hukuki adımları atmak ve uzman desteği almak hayati önem taşır. Unutmayın, bu süreçteki asıl amaç, binalarımızı depreme dayanıklı, güvenli ve modern yaşam alanlarına dönüştürmek. Bu hedefe ulaşmak için yasal yollar her zaman yanımızdadır. Yeter ki doğru adımları atalım ve hakkımızı arayalım.

Umarım bu bilgiler, içinde bulunduğunuz duruma ışık tutar ve size yol gösterir.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Harika bir soruyla geldiniz! Türkiye'nin önde gelen bir uzmanı olarak, bu konunun ne kadar yakıcı ve maalesef ne kadar sık karşılaşılan bir problem olduğunu çok iyi biliyorum. On binlerce konut sahibinin yaşadığı, çözüm aradığı, bazen aylarca, hatta yıllarca süreci tıkayan bu tür durumlar, kentsel dönüşümün en büyük handikaplarından biri. Ama merak etmeyin, hukuki çözüm yolları mevcut ve ben size bu yolları tüm detaylarıyla anlatacağım.

Riskli Yapıda Dönüşüme Direnen Azınlık: Çözüm Yolları ve Haklarınız

Sevgili dönüşüm mağduru komşularım,

Biliyorum, şu an içinde bulunduğunuz durum hem sizi hem de binanızdaki diğer iyi niyetli komşularınızı derinden yoruyor. Binanız riskli yapı ilan edilmiş, güvenli bir geleceğe adım atmak için müteahhit bile bulmuşsunuz, ancak ne yazık ki aranızdaki bir avuç azınlık, süreci kendi kişisel çıkarları, yanlış bilgilendirmeleri veya basitçe inatlaşmaları yüzünden tıkıyor. "Çoğunluk sağlandı ama bu iki daire yüzünden projemiz durdu; onları yasal yollarla sürece dahil etme veya haklarını alarak çıkarma şansımız var mı?" diye soruyorsunuz. Cevabım net: Evet, var! Ve bu makale, size bu süreci adım adım açıklayacak.

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye bir deprem ülkesi. Bu gerçek, içinde yaşadığımız yapıların güvenliğini hayati bir mesele haline getiriyor. İşte tam da bu yüzden, 2012 yılında hayatımıza giren ve "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" olarak bilinen 6306 sayılı kanun, kentsel dönüşüm süreçlerini hızlandırmak ve riskli yapıları dönüştürmek için önemli yetkilerle donatıldı. Direnen azınlık durumunda da sizin en büyük rehberiniz bu kanun olacak.

6306 Sayılı Kanun ve Çoğunluğun Gücü: 2/3 Kuralı

Kentsel dönüşümde kilit nokta, paydaşların 2/3 çoğunlukla alacağı karardır. Sizin durumunuzda bu çoğunluğu sağlamış olmanız, sürecin devamı için en güçlü kozunuz. Kanun, maliklerin en az üçte iki çoğunlukla arsa payı bazında karar alması durumunda, bu karara katılmayan veya muhalif kalan azınlık için belirli yasal yollar öngörüyor.

Unutmayın: Burada önemli olan, toplam arsa payının 2/3'üdür, daire sayısı değil. Yani 10 daireli bir binada 7 daire sahibi anlaştıysa ancak bu 7 dairenin arsa payları toplamı 2/3'ü sağlamıyorsa, kanuni çoğunluk oluşmamıştır. Ama sizin durumunuzda "çoğunluk sağlandı" dediğinize göre, bu eşiği aşmışsınız demektir. Tebrikler, ilk ve en kritik adımı geçtiniz!

Direnen Azınlık İçin Hukuki Çözüm Yolu: Payların Satışı

Şimdi gelelim asıl konumuza: Süreci tıkayan o azınlık için ne yapmalıyız? 6306 sayılı kanun, bu durumu çok net bir şekilde ele alıyor.

  1. Ortak Kararın Tebliği ve İhtarnameler:
    Siz çoğunluk olarak müteahhit ile anlaşıp sözleşme taslağını hazırladığınızda, bu kararı ve sözleşme koşullarını direnen azınlığa noter aracılığıyla tebliğ etmeniz gerekiyor. Bu tebligatta, kendilerine belirli bir süre (genellikle 15 gün) tanınır ve bu süre içinde sizinle aynı karara katılmaları veya sahip oldukları arsa paylarını diğer maliklere veya Hazineye satmaları istenir. Bu, onlara son bir şans tanıma ve yasal süreci resmen başlatma adımıdır.

  2. Bakanlığa Başvuru ve Satış İşlemleri:
    Eğer tebliğ edilen süre içinde direnen azınlık karara katılmaz veya arsa paylarını satmazsa, bu durumda siz çoğunluk malikler olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na (veya yetkili idareye) başvuruda bulunmalısınız. Bu başvuruyla, azınlığın arsa paylarının satışının yapılması talep edilir.

    • Değerleme Süreci: Bakanlık, öncelikle muhalif kalan hissedarların arsa paylarının değerini belirlemek üzere bir değerleme çalışması yapar. Bu değerleme, bağımsız bir kuruluş veya uzmanlar tarafından, objektif kriterlere göre yapılır. Tecrübelerime dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu değerleme genellikle piyasa koşullarına uygun, adil bir bedeli yansıtır ve kimsenin hakkının yenmemesi hedeflenir.
    • Diğer Maliklere Satış Teklifi: Belirlenen bu değer üzerinden, muhalif paydaşların arsa payları öncelikle dönüşüm kararına katılan diğer maliklere satışa sunulur. Bu, sizin için önemli bir avantajdır çünkü binanızın geleceği üzerinde tam kontrol sahibi olmanızı sağlar. Eğer bu payları sizler satın alırsanız, projeniz hiçbir engele takılmadan devam eder.
    • Hazineye Satış (Nadir Durumlarda): Eğer dönüşüm kararına katılan diğer malikler de bu payları satın almak istemezlerse (ki bu çok nadir bir durumdur), o zaman paylar Hazineye satılır.
    • Satış Bedelinin Blokeye Alınması: Satış işlemi gerçekleştikten sonra, elde edilen bedel, direnen paydaş adına açılacak bir banka hesabına veya Bakanlık emanet hesabına yatırılır. Yani, onların hakları korunur ancak süreci engelleme yetkileri ortadan kalkar.

Peki, Azınlık Neden Direnir? Gerçek Hayattan Örnekler ve Psikoloji

Uzman biri olarak çok iyi biliyorum ki, direnişin arkasında birçok farklı neden yatabilir. Bunları anlamak, bazen hukuki yollara başvurmadan önce son bir diyalog şansı yaratabilir veya en azından size hukuki süreçte daha hazırlıklı olmanızı sağlar:

  • Daha Fazla Pay/Para Talebi: En yaygın nedenlerden biri budur. "Herkes aldı, ben niye az alayım?" düşüncesiyle, müteahhitten veya diğer komşulardan ekstra bir beklenti içine girerler. Bazen de başka bir müteahhitten daha iyi bir teklif aldığını iddia ederler.
  • Bilgi Eksikliği/Yanlış Bilgi: Kentsel dönüşümün detayları, hakları ve yükümlülükleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaları. "Beni evimden atacaklar mı?" veya "Haklarım gasp edilecek mi?" gibi endişeler taşıyabilirler.
  • Duygusal Bağ: Özellikle yaşlı komşularımız için, oturdukları evle güçlü bir duygusal bağları olabilir. Değişime direnmek, onların güvenlik alanını terk etme korkusundan kaynaklanabilir.
  • Kişisel Anlaşmazlıklar: Bazen mesele dönüşüm değil, komşular arasındaki eski sürtüşmelerdir. Sırf size inat olsun diye süreci tıkamaya çalışabilirler.
  • "Nasılsa Yaparız" Rahatlığı: Özellikle küçük azınlıklar, "Nasılsa bize bir şey yapamazlar" düşüncesiyle süreci hafife alabilirler. Hukuki sürecin ciddiyetini anlamaları önemlidir.

Ne Yapmalıydınız?
Siz zaten iyi niyetle müteahhit ile anlaşmaya çalışmışsınız. Ancak bu tür durumlarda, öncelikle şeffaf ve açık bir iletişim kanalı kurmak, tüm detayları herkesle paylaşmak (kararın nasıl alındığı, müteahhit teklifi, yeni dairelerin metrekareleri vb.) çok önemlidir. Hukuki süreç başlamadan önce son bir kez, tüm komşularla bir toplantı düzenleyerek, yasal sonuçları (yani paylarının değerleme üzerinden satılacağını) açıkça anlatmak, bazen direnişi kırabilir.

Pratik Öneriler ve Sonuç

  1. Uzman Desteği Şart: Bu süreçte deneyimli bir gayrimenkul hukuku avukatı ile çalışmanız hayati önem taşır. Kanuni süreçlerin doğru işletilmesi, tebligatların eksiksiz yapılması ve Bakanlık nezdindeki başvuruların takibi için profesyonel destek şarttır. Avukatınız, süreci sizin adınıza en hızlı ve doğru şekilde yönetecek, haklarınızı koruyacaktır.
  2. Şeffaflık ve Belgeleme: Aldığınız tüm kararları, yaptığınız tüm görüşmeleri ve teklifleri yazılı olarak belgeleyin. Noter ihtarları, toplantı tutanakları, müteahhit sözleşme taslakları gibi her adım, olası bir itiraz durumunda elinizi güçlendirecektir.
  3. Sabır Ama Kararlılık: Hukuki süreçler zaman alabilir, ancak 6306 sayılı kanun sizin yanınızda. Sabırlı olun ama haklarınızdan ve binanızın güvenliğinden taviz vermeyin.
  4. Değerleme Sürecine Güvenin: Azınlığın paylarının satışı, bir piyasa değeri üzerinden yapılacaktır. Bu değerleme, onların da hakkını koruyacaktır.

Değerli komşularım, Türkiye'nin kentsel dönüşüm yolculuğunda bu tür pürüzler yaşanması kaçınılmaz olabiliyor. Ancak kanun koyucu, bu tür inatlaşmaların genel güvenliği ve toplumsal faydayı engellememesi için gerekli mekanizmaları oluşturmuştur. Sizin durumunuzda da, 6306 sayılı kanunun tanıdığı yetkilerle, direnen azınlığın paylarını yasal yollarla satın alma veya sattırma hakkınız bulunmaktadır.

Unutmayın, bu süreç sadece sizin değil, tüm binanın güvenliği ve geleceği için atılan önemli bir adımdır. Kararlı ve doğru adımlarla, bu engeli aşarak hak ettiğiniz güvenli ve modern konutlara kavuşacaksınız. Bir uzman olarak yanınızdayım ve inanıyorum ki, bu süreci başarıyla tamamlayacaksınız.

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

10,860 soru

20,540 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 31
0 Üye 31 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 4419
Dünkü Ziyaretler: 19553
Toplam Ziyaretler: 5309891

Son Kazanılan Rozetler

emre_kara Bir rozet kazandı
hataylı Bir rozet kazandı
meryem_bulut Bir rozet kazandı
nslhnn Bir rozet kazandı
nslhnn Bir rozet kazandı
...