Gümrü Antlaşması, 2 Aralık 1920 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükûmeti ile Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti arasında imzalanmıştır. Bu, Ankara Hükûmeti'nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşma olması nedeniyle Türk Kurtuluş Savaşı tarihinde oldukça kritik bir yere sahiptir.
Bu antlaşmanın imzalanmasına giden süreç, Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Doğu Ordusu'nun Ermenistan'a karşı yürüttüğü başarılı harekâtın sonucuydu. Sen de bilirsin ki, Doğu Cephesi'ndeki bu askeri zafer, ulusal mücadelenin batı cephesindeki gelişmeleri desteklemesi açısından hayati önem taşıyordu. Gümrü Antlaşması, henüz Batılı devletlerce resmen tanınmayan Ankara Hükûmeti için hem moral hem de diplomatik açıdan büyük bir başarı anlamına geliyordu. Türk milletinin bağımsızlık azmini uluslararası bir belgeyle tescil ettirmesi, o günün koşullarında paha biçilmezdi.
Gümrü Antlaşması'nın temel hükümleri şunlardı:
Burada sana aktarmam gereken en önemli püf nokta şudur: Gümrü Antlaşması, imzalanmasına rağmen Ermeni tarafınca resmen onaylanamadı ve yürürlüğe giremedi. Bunun nedeni, antlaşma imzalandıktan hemen sonra, 2 Aralık 1920'de Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti'nin Sovyetleşmesi ve Ermeni Bolşevik hükümetinin kurulmasıydı. Antlaşmayı imzalayan Ermeni hükümeti artık yoktu, dolayısıyla antlaşmanın onaylanması söz konusu olamadı.
Ancak bu durum, Gümrü'nün tarihsel önemini azaltmaz. Benim tecrübelerimden gördüğüm kadarıyla, Gümrü Antlaşması'nın hükümleri fiilen uygulandı ve daha da önemlisi, yaklaşık bir yıl sonra imzalanacak olan Kars Antlaşması'nın (13 Ekim 1921) temelini oluşturdu. Kars Antlaşması, Sovyet Rusya'nın ara buluculuğuyla Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri ile TBMM Hükûmeti arasında imzalandı. Kars, Gümrü'de belirlenen sınırları büyük ölçüde teyit ederek Doğu Cephesi'ni kesin olarak kapattı ve Gümrü'nün de facto hükümlerini de jure hale getirdi. Gümrü, Türkiye için Lozan'a giden yolda kendine güvenini artıran, ulusal egemenliğini ilk kez uluslararası bir belgede tescil eden ve Sovyet Rusya ile ilişkilerin temelini atan kritik bir adımdı. Ermenistan için ise, Sevr'in yarattığı "Büyük Ermenistan" hayallerinin sona erdiğini simgeleyen acı bir belgeydi.