Zararlı cemiyetlerden sayılan Rum Pontus Derneği'nin, tek bir 'kurucusu' olarak gösterilebilecek bir kişi yerine, bir hareketin önde gelen organize edici liderleri bulunmaktadır. Özellikle Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde ve Milli Mücadele yıllarında Karadeniz'deki Rum toplumu arasında bağımsız bir Pontus devleti kurma fikrini yaygınlaştıran ve bu yönde örgütlenme çalışmalarını başlatan kilit isimler şunlardır:
Metropolit Germanos Karavangelis (Amasya Metropoliti): Pontus hareketinin ilk ve en ateşli savunucularından biri olarak kabul edilir. Özellikle Amasya ve çevresinde silahlı direniş grupları oluşturulması ve Rum nüfusun bu yönde örgütlenmesinde çok kritik bir rol oynamıştır. Kendisi, bölgedeki Rum okullarına ve kiliselere gönderdiği mektuplarla, Pontus idealinin yayılması için büyük çaba sarf etmiştir. Onun faaliyetleri, hareketi örgütlü bir yapıya kavuşturan temel direklerden biridir.
Metropolit Chrysanthos Philippidis (Trabzon Metropoliti): Özellikle Rusya'nın I. Dünya Savaşı'ndan çekilmesi ve Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecinde Trabzon ve çevresinde Pontus hareketinin siyasi liderliğini üstlenmiştir. Uluslararası platformlarda Pontus davasını savunmuş ve Paris Barış Konferansı'nda aktif rol oynamıştır. Chrysanthos, hareketi uluslararası arenaya taşıyan en önemli figürdür diyebiliriz.
Bu iki isim, doğrudan bir 'dernek' kurmaktan ziyade, kilise ve eğitim kurumları üzerinden yürütülen geniş bir siyasi ve etnik hareketin başını çekmişlerdir. Senin de bildiğin gibi, o dönemdeki 'cemiyet' kavramı, modern dernek anlayışından çok daha geniş, bazen gayri resmi, dini ve etnik temelli örgütlenmeleri kapsıyordu. Dolayısıyla, bir 'kurucu başkan' aramak yerine, bu lider figürlerin örgütleyici rolüne odaklanmak daha doğru bir yaklaşımdır.
Bu örgütlenme, Misak-ı Milli sınırları içinde bağımsız bir Rum Pontus Devleti kurma hedefi taşıdığı için Türk Milli Mücadelesi tarafından 'zararlı cemiyet' olarak tanımlanmıştır. Amaçları, Anadolu'nun Karadeniz Bölgesi'ni Türkiye'den ayırmak ve kendi egemenliklerini kurmaktı. Bu durum, haliyle ulusal birliğe ve toprak bütünlüğüne doğrudan bir tehdit oluşturuyordu.
Tıpkı İzmir'deki Yunan işgalinde görüldüğü gibi, Karadeniz'de de Rum ve Türk nüfus arasında ciddi çatışmalar yaşanmasına zemin hazırlayan bu hareketler, bölgenin sosyo-politik yapısını derinden etkilemiştir. Benim tecrübelerimden yola çıkarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu tür oluşumların ardında genellikle dış güçlerin desteği ve bölgesel milliyetçi ideolojilerin birleşimi yatar. Pontus hareketi de bu şablonun tipik bir örneğidir; Rusya'nın Kafkasya'dan çekilmesiyle oluşan güç boşluğunda ve bazı Batılı devletlerin bölgedeki emelleriyle örtüşen bir yapıya sahipti. Tarihi belgeler incelendiğinde, bu liderlerin sadece dini değil, aynı zamanda silahlı ve siyasi eylemleri de organize ettikleri açıkça görülür.