Cushing sendromu, vücudun kortizol hormonuna maruz kaldığı kronik bir aşırılıktır. Kortizol, stres yanıtı, kan şekeri dengesi ve iltihaplanma kontrolünde kritik rol oynayan, böbrek üstü bezleri tarafından üretilen bir steroid hormonudur. Normalde gün içinde sabahları yüksek, akşamları düşük seyreder; ancak bu denge bozulduğunda ve kortizol seviyeleri sürekli yüksek kaldığında Cushing sendromu ortaya çıkar.
Sorunun kaynağına göre iki ana başlık altında incelenir:
Kortizolun sürekli yüksek olması vücutta karakteristik fiziksel ve psikolojik değişikliklere neden olur. En dikkat çekici bulgular şunlardır:
Yüzde şişkinlik: Ayçiçeği yüz (moon face) ve boynun kalınlaşması (gevişçi gibi görünüm).
Ağırlık dağılımı: Özellikle karın bölgesinde ve omuzlarda yağ birikimi, kollar ve bacaklarda ise dikkat çekici kas erimesi.
Cilt bulguları: İnce, mor-siyah çatlaklar (striae), kolay morarma ve yavaş iyileşen yaralar.
Psikolojik etkiler: Depresyon, anksiyete, unutkanlık ve bazen psikoz.
* Diğer: Yüksek tansiyon, diyabet, osteoporoz ve cinsel özelliklerde bozulma.
Teşhis, sabah kortizol düzeyi, gece salya kortizol testi ve 24 saatlik idrarda kortizol ölçümü ile başlar. Eğer endojen bir neden varsa, hipofiz MR veya böbrek üstü bezi tomografisi ile tümörün yerini belirlemek kritiktir.
Tedavi, altta yatan nedene göre şekillenir. İlaç kaynaklı vakalarda, doktor kontrolünde ilacın dozunun kademeli olarak azaltılması (tapering) en güvenli yoldur. Tümöral nedenlerde ise cerrahi müdahale veya radyoterapi uygulanabilir.
Pratik bir not: Eğer uzun süredir steroid kullanıyorsan, asla ilacı aniden bırakma. Bu, böbrek üstü bezlerinin uyanması için gerekli sinyali keser ve hayatı tehdit eden adrenal krize yol açabilir. Herhangi bir doz değişikliği mutlaka endokrinolog gözetiminde yapılmalıdır. Erken tanı, kemik erimesi ve kalp-damar komplikasyonlarının önüne geçmek için hayati önem taşır.