Kemal Sunal, Türk sinemasının altın çağının, yani Yeşilçam'ın, en büyük komedyenlerinden ve ikonik oyuncularından biridir. 1944 yılında doğup 2000 yılında aramızdan ayrılan Sunal, özellikle canlandırdığı saf, iyi niyetli, çoğu zaman sakar ama her zaman hakkaniyetli karakterlerle Türk toplumunun gönlünde taht kurmuştur.
Onu Kemal Sunal yapan en önemli unsurlardan biri, şüphesiz ki "Şaban" karakteriyle özdeşleşmesidir. Şaban, sadece bir film karakteri değil, adeta bir arketiptir. Toplumun en alt tabakalarından gelen, sistemin aksaklıklarına maruz kalan, ancak saflığı ve iyi niyetiyle her türlü zorluğun üstesinden gelen bu figür, izleyicide hem kahkaha hem de derin bir empati uyandırırdı. Onun komedisi, sadece fiziksel şakalardan ibaret değildi; karakterin masumiyetinden ve adil olma arzusundan kaynaklanan durumsal komediydi. Bu, seyircinin kendini rahatlıkla onun yerine koyabilmesini sağladı.
Kemal Sunal'ın komedi tarzının en büyük sırrı, abartılı mimikleri ve eşsiz beden dilini, çoğu zaman sessiz ve tepkisiz bir yüz ifadesiyle birleştirmesidir. O, sadece sözleriyle değil, bakışlarıyla, duruşuyla, en ufak bir omuz silkmesiyle bile izleyiciyi güldürebilirdi. Bu, gerçekten büyük bir oyunculuk yeteneğidir. Ayrıca, filmlerindeki hiciv unsurları da göz ardı edilemez. Yönetmenlerin de katkısıyla, Sunal'ın karakterleri genellikle dönemin sosyo-ekonomik sorunlarına, bürokrasiye, sınıf ayrımcılığına veya çarpık kentleşmeye ayna tutardı. İşte bu yüzden onun filmleri sadece güldürmekle kalmaz, aynı zamanda düşündürür ve eleştirirdi.
Tecrübemle sabit ki, Kemal Sunal'ın filmleri hala ilk günkü tazeliğiyle izlenebiliyorsa, bunun nedeni karakterlerinin evrenselliği ve içtenliğidir. Onun filmlerinde gördüğün o Anadolu insanının saflığı, büyük şehirde tutunmaya çalışan sıradan vatandaşın halleri, jenerasyonlar değişse de temel insani duygular ve toplumsal meseleler üzerinden geçerliliğini korur. Kemal Sunal, Türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmış, sadece bir komedyen değil, aynı zamanda halkın içinden çıkan, halkın sorunlarına gülümseyerek dokunan eşsiz bir sanatçıdır. Ölümünden yıllar sonra bile filmleri, dizileri ve replikleriyle yaşamaya devam etmesi, onun ne denli büyük bir değer olduğunun en somut kanıtıdır.