1966 yılında Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazanan film, Roman Polanski'nin yönettiği, İngiliz yapımı "Cul-de-sac" (Çıkmaz Sokak) olmuştur. Bu ödül, Polanski'nin uluslararası arenadaki yerini sağlamlaştıran ve onun kendine özgü sinema dilinin ne kadar etkileyici olduğunu bir kez daha kanıtlayan önemli bir dönüm noktasıdır.
"Cul-de-sac", Polanski'nin "Repulsion" (Tiksinti) ve "Knife in the Water" (Suda Bıçak) gibi erken dönem başyapıtlarının ardından gelmiş, onun psikolojik gerilimi kara mizahla ustaca harmanlama yeteneğini gözler önüne sermiştir. Film, izole bir adada, eski bir kaleye sığınan iki yaralı gangsterin, orada yaşayan yaşlı ve içine kapanık bir İngiliz adam ile genç Fransız eşinin hayatını altüst etmesini konu alır. Bu absüdist ve klaustrofobik hikaye, güç dinamiklerinin, kimlik krizlerinin ve insan ruhunun karanlık dehlizlerinin incelenmesidir.
Berlin Film Festivali jürisi, 1966'da "Cul-de-sac"ı seçerken, filmin cesur anlatımını, sürrealist atmosferini ve karakterlerin derinlikli incelenişini takdir etmişti. Polanski, seyirciyi sürekli bir rahatsızlık hissi içinde tutarken, bir yandan da güldürmeyi başaran eşsiz bir denge kurmuştur. Film, 60'lı yılların ortasında Avrupa sinemasında yükselen varoluşçu temaları ve toplumsal yabancılaşmayı son derece özgün bir dille ele almıştır. Donald Pleasence, Françoise Dorléac ve Lionel Stander'ın performansları da bu tuhaf üçlü dramayı unutulmaz kılar. Özellikle Dorléac'ın kısa süre sonra trajik bir trafik kazasında hayatını kaybetmesi, filmin üzerindeki melankolik havayı daha da derinleştirmiştir.
Benim gözümde "Cul-de-sac", Polanski'nin sonraki kariyerine yön veren pek çok temel özelliği barındırır: izole mekânlar, karakterler arasındaki psikolojik oyunlar, mizahın ardındaki acımasız gerçekler ve beklenmedik şiddet patlamaları. Bu film, sana Polanski'nin sinema dilinin nasıl geliştiğini anlamak için harika bir referans sunar. Eğer Polanski filmlerine derinlemesine dalmak istiyorsan, bu filmi mutlaka izlemelisin. Onun, en absürt durumlarda bile insan doğasının karanlık ve komik yanlarını yakalama konusundaki dehasını açıkça göreceksin. Sadece bir ödül kazanan film değil, aynı zamanda sinema tarihinde kendine özgü bir yer edinmiş, Polanski'nin vizyonunun temel taşlarından biridir.