Cafcaflı, Türkçede görsel veya işitsel bir gösterişin, abartılı bir şatafatın ve dikkat çekme çabasının yoğunlaştığı durumu ifade eden sıfat tamlamasıdır. Kelimenin kökeni, eski Türkçede veya Osmanlı Türkçesinde kullanılan cafta (gürültü, şamata, övünç) ve caffa (şatafat, gösteriş) gibi sözcüklerle ilişkilendirilir. Bu nedenle "cafcaflı" denildiğinde akla ilk gelen şey, ölçüyü kaçırmış, gereğinden fazla süslü, albenili ve gösterişli bir durumdur.
Bu ifade genellikle olumsuz veya ironik bir bağlamda kullanılır. Bir şeyin asıl özünden çok, dış görünüşüne veya sunumuna aşırı önem verilmesini eleştirmek için tercih edilir.
Toplumsal olarak "az ama öz" ilkesini benimsediğimiz durumlarda, bu kelime bir eleştiri aracı işlevi görür. Birinin veya bir olayın "hafif" ve "doğal" olması beklenirken, bunun tam tersi; yani "ağır", "patetik" ve "gösterişli" olması durumunda devreye girer. Örneğin, sade bir doğum günü kutlaması beklenirken, havai fişek gösterisi ve orkestralı bir sunum yapıldığında, "Biraz fazla cafcaflı oldu" demek, o gösterişin durumu ağırlaştırdığını ima eder.
Bir arkadaşın yeni aldığı arabayı anlatırken, "Motoru 500 beygir, içi deri, dışı krom, ses sistemi kulakları patlatıyor, her yere bakıp gösteriyorum" dediğinde, bu anlatım tarzı da bir nevi cafcaflı bir iletişim örneğidir. Burada asıl araç (araba) değil, araç üzerinden yapılan gösteriş ön plana çıkar.
Sonuç olarak, cafcaflılık; sadeliğin ve özün kaybolduğu, formun içeriği ezdiği o ince çizgide duran, çoğu zaman yorucu ve dikkat dağıtıcı bir estetik veya davranış kalıbını tanımlar. Dilimizde "gösteriş" kavramının en somut ve hafif ironik karşılığıdır.