ÖSYM'nin kuruluşu, aslında Türkiye'deki yükseköğretim sisteminin merkezi bir yapıya kavuşması ve sınav süreçlerinin standartlaşması açısından kritik bir adımdır. Kurum, ilk olarak 1974 yılında, o zamanki adıyla Üniversitelerarası Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÜSYM) olarak kurulmuştur. Bu tarih, bireysel üniversite sınavları yerine, tüm üniversiteler için geçerli tek bir merkezi sınavla öğrenci alımına geçişin başlangıcıdır.
ÜSYM'nin temel amacı, üniversitelere giriş süreçlerindeki dağınıklığı, farklı sınav uygulamalarını ve bunun getirdiği eşitsizlikleri ortadan kaldırmaktı. Önceleri her üniversitenin kendi sınavını yapması, adaylar için hem zaman kaybı hem de bilgi kirliliği yaratıyor, ayrıca sınavlar arasında bir standart olmaması adalet algısını zedeliyordu. 1974'teki bu hamle, adil, şeffaf ve bilimsel yöntemlerle öğrenci seçme ve yerleştirme sistemini kurma vizyonuyla atılmıştır. İlk yıllarda daha çok üniversiteye yerleştirme odaklı bir mekanizma olarak işlediğini söyleyebiliriz.
Kurum, bugünkü adını ve yetki alanını ise 1981 yılında yürürlüğe giren 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile almıştır. Bu kanunla birlikte adı Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) olarak değiştirilmiş ve aynı kanunla kurulan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) çatısı altında, kendine özgü bir özerk yapıya kavuşmuştur. Bu dönüşüm, yalnızca bir isim değişikliği değil, aynı zamanda kurumun yetki ve sorumluluklarının genişlemesi, daha kurumsal ve sistematik bir yapıya bürünmesi anlamına geliyordu. YÖK'ün kurulmasıyla yükseköğretim sistemi merkezi bir planlama ve koordinasyon altına alınmış, ÖSYM de bu yapının sınav ve yerleştirme kolu olarak güçlü bir şekilde konumlandırılmıştır.
Burada vurgulanması gereken en önemli püf nokta, ÖSYM'nin özerk statüsüdüdür. Her ne kadar YÖK ile organik bağı olsa da, sınavların hazırlanması, uygulanması, değerlendirilmesi ve sonuçlarının açıklanması süreçlerinde siyasi müdahalelerden bağımsız hareket etmesi, kurumun güvenilirliği ve tarafsızlığı açısından hayati öneme sahiptir. Benim yıllara dayanan tecrübelerime göre, bu özerklik, milyonlarca adayın sisteme olan güvenini pekiştiren, sınavların şeffaflığını ve adaletini sağlayan en temel unsurlardan biridir. Bu sayede, farklı dönemlerdeki yönetimsel veya politik değişimlere rağmen, ÖSYM'nin temel görevlerini bağımsız bir şekilde yerine getirmesi mümkün olmuştur. Bu bağımsızlık, sınav güvenliğinin en büyük teminatıdır.
Özetle, ÖSYM'nin kuruluşu için 1974 yılı (ÜSYM olarak) ve bugünkü yapısına kavuşması için 1981 yılı (ÖSYM olarak) kilit tarihlerdir. Bu iki dönem, kurumun evrimindeki en önemli mihenk taşlarını oluşturur.