Göksel Baktagir, Türk müziğinin yaşayan en önemli kanun virtüözlerinden, bestecilerinden ve yenilikçi isimlerinden biridir. Onu bu denli özel kılan ve müziğinde bir dönüm noktası teşkil eden temel unsur, kanun icrasına getirdiği sol el tekniğidir.
Geleneksel kanun icrası genellikle sağ elin melodiye, sol elin ise daha çok basit eşlik veya makamsal geçişlere odaklandığı bir yapıya sahiptir. Baktagir, bu kalıbı kırarak sol elini bağımsız bir armoni ve akor çalma aracı olarak kullanmaya başlamıştır. Bu sayede kanun, sadece tek sesli melodiler veya basit akor eşlikleri yerine, adeta bir piyano gibi polifonik bir enstrümana dönüşmüştür.
Ne demek bu? Şunu hayal et: Bir enstrüman düşün ki, aynı anda hem birincil melodiyi çalabiliyor hem de ona zengin, karmaşık akorlar ve kontrpuanlı alt sesler eşlik edebiliyor. Baktagir'in sol el tekniği tam da bunu mümkün kıldı. Kanunun ifade gücünü, repertuvarını ve çokseslilik olanaklarını inanılmaz derecede genişleterek, onu adeta tek kişilik bir orkestra haline getirdi. Benim kendi tecrübelerime göre, onu dinlerken sadece duyduğun melodiye değil, arka plandaki o zengin akor yürüyüşlerine, alt seslere ve uyuma dikkat ettiğinde, kanunun nasıl "konuştuğunu" ve bir hikaye anlattığını gerçekten hissedersin. Bu, dinleyicinin algısını tamamen değiştiriyor.
Baktagir'in besteleri de bu yenilikçi icra tekniğiyle birleşince benzersiz bir tarz ortaya koyar. Geleneksel Türk müziği makamlarını modern armoni anlayışıyla, zaman zaman New Age veya hafif caz dokunuşlarıyla harmanlaması dikkat çekicidir. Eserleri genellikle derin, melankolik ama aynı zamanda umut dolu, mistik ve içsel bir atmosfer taşır. "Gülşah", "Okyanus Ötesi" gibi albümleri ve "Bir Kanun Hikayesi" gibi eserleri bu sentezin en güzel örneklerindendir.
Onun müziği, hem geleneksel Türk müziği tutkunlarına hem de daha evrensel, enstrümantal müzik arayan dinleyicilere hitap eder. Kısacası, Göksel Baktagir, kanuna yepyeni bir nefes getirmiş, enstrümanın sınırlarını zorlamış ve onu uluslararası alanda çok daha geniş kitlelere ulaştırmış, çağımızın en önemli müzik dehalarından biridir. Onun eserlerini dinlemek, kanunla kurulan yeni bir diyaloga tanık olmak demektir.