Hasan Polatkan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olan 6-7 Mayıs 1960 darbesi sırasında idam edilen, dönemin 27. ve 28. Hükümetlerinin Başbakanı (Başbakan Vekili) ve Maliye Bakanıdır. Sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren siyasi arenada aktif rol almış, istibdat döneminin baskılarına maruz kalmış ve uzun sürgün yılları yaşamış köklü bir devlet adamıdır.
Polatkan, Demokrat Parti’nin (DP) kurucu kadrolarından biridir. 1950’de DP iktidara geldiğinde Maliye Bakanı olarak atanmış ve 1957’de Adnan Menderes’in başbakanlığında kurulan 27. Hükümet’te Başbakan Vekili görevini üstlenmiştir. Özellikle 1958-1960 arasındaki ekonomik kriz döneminde, yüksek enflasyon ve siyasi gerilim ortamında ekonominin dengesini sağlamaya çalışmıştır. Bu dönemde uyguladığı sıkı para politikaları, halk arasında hoş karşılanmamış ve DP’nin tabanında aşınmaya yol açmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 27 Mayıs 1960’ta gerçekleştirdiği müdahale sonrası Menderes, Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu gözaltına alınmıştır. Yargılama süreci, uluslararası hukuk normlarından ve adil yargılanma ilkelerinden sıklıkla uzak durmuştur. 7 Eylül 1961 tarihinde darağacına çıkarılan Hasan Polatkan, ölüm kararını tatil edileceğini umarak son anında yakınına sarılmış, ancak kararın uygulanmasıyla birlikte idam edilmiştir. O günlerdeki atmosfer, Türkiye’nin siyasi hafızasında derin bir yara olarak kalmıştır.
Polatkan’ın ismi, Türk siyasetinde sivil-asker ilişkilerinin ne kadar hassas ve tehlikeli olabileceğinin somut bir göstergesidir. Onun hikayesi, sadece bir başbakanın değil, demokrasinin ilk yıllarında kurumsallaşma çabalarının ve siyasi kutuplaşmanın trajik bir yansımasıdır.
Pratik bir not olarak: 6-7 Mayıs darbesini incelerken sadece askeri yönüne değil, o dönemdeki ekonomik tabloya ve DP’nin iç dinamiklerine de bakman gerekir. Polatkan’ın maliye bakanlığı dönemindeki politikaları, darbenin gerekçesi olarak sıkça öne sürülmüş olsa da, asıl tetikleyicinin siyasi otorite krizi olduğu unutulmamalıdır. Tarihi olayları değerlendirirken, olayların ardından gelen resmi anlatımlardan ziyade, dönemin gazeteleri ve kişisel arşivlere başvurmak, tarafsız bir bakış açısı kazandırır.