Merhaba sevgili dostlar, değerli okuyucularım! Türkiye'nin siyasi tarihine gönül vermiş, yıllarını bu toprağın hikayesini araştırmaya adamış biri olarak, bana yöneltilen "Bülend Ulusu kaçıncı başbakandır?" sorusu, sadece bir sayıya indirgenemeyecek kadar derin ve anlamlı bir dönemi anlamamızı sağlayan harika bir başlangıç noktası sunuyor.
Bugün, sadece bu sorunun cevabını vermekle kalmayacak, aynı zamanda Bülend Ulusu'nun başbakanlık dönemini, Türkiye siyasetinin en çalkantılı zamanlarından birine denk gelen bu süreci farklı yönleriyle ele alacağız. Hazırsanız, tarihin koridorlarında keyifli bir yolculuğa çıkalım.
Hemen cevabı vererek başlayayım ki aklınızda soru işareti kalmasın: Bülend Ulusu, Türkiye Cumhuriyeti'nin 18. Başbakanı olarak tarihteki yerini almıştır. Ancak bu sayı, onun başbakanlık dönemini anlamak için sadece bir başlangıç noktasıdır. Zira Ulusu'nun başbakanlık koltuğuna oturuşu ve bu görevden ayrılışı, Türkiye'nin yakın tarihinde çok özel bir bağlama sahiptir.
Öncelikle Bülend Ulusu'yu biraz tanıyalım. Kendisi, Türk Deniz Kuvvetleri'nin yetiştirdiği seçkin bir asker, bir oramiraldi. Disiplinli, vatansever kişiliği ve devlete olan bağlılığıyla bilinen bir isimdi. Ancak önemli bir detayın altını çizmek gerekir: Ulusu, doğrudan halk tarafından seçilerek gelmiş bir başbakan değildi. Onun başbakanlık macerası, Türkiye'nin siyasi hayatının en kırılma noktalarından biri olan 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası başlamıştır.
Türkiye, 1970'lerin sonlarında siyasi kutuplaşmanın, terörün ve ekonomik sıkıntıların tavan yaptığı zorlu bir dönemden geçiyordu. Sokaklar kan gölüne dönmüş, siyasi istikrarsızlık ülkeyi felce uğratmıştı. İşte tam da bu ortamda, 12 Eylül 1980 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Milli Güvenlik Konseyi (MGK) adı altında kurulan askeri yönetim, siyasi partileri kapattı, liderleri gözaltına aldı ve siyasi süreci durdurdu.
Askeri yönetimin önceliklerinden biri, ülkedeki "düzeni yeniden sağlamak" ve "geçiş dönemini" yönetmekti. Bu süreçte, Kenan Evren başkanlığındaki MGK, sivil bir kabine oluşturma kararı aldı. İşte bu noktada, deneyimli bir asker ve bürokrat olan Emekli Oramiral Bülend Ulusu, 21 Eylül 1980 tarihinde başbakanlık görevine getirildi. Kendi ifadesiyle, "verilen emri yerine getirmek" üzere bu sorumluluğu kabul etti.
Bülend Ulusu Hükümeti, 21 Eylül 1980'den 13 Aralık 1983'e kadar görevde kaldı. Bu dönem, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde askeri vesayet altında, ancak sivil bir kabineyle yönetilen bir dönem olması açısından benzersizdir. Kabinedeki bakanlar sivil isimlerden oluşsa da, nihai karar merci MGK idi.
Bu dönemde Türkiye'de çok önemli gelişmeler yaşandı:
Peki, neden Bülend Ulusu'yu 18. Başbakan olarak sayıyoruz? Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanları, cumhurbaşkanları gibi kesintisiz bir sıra takip eder. Bir başbakanlık görevi, ister seçimle gelinsin, isterse istisnai bir durumla atanmış olsun, devletin resmi kayıtlarında yerini alır. Bülend Ulusu'nun hükümeti, her ne kadar askeri bir yönetim tarafından atanmış olsa da, devletin resmi bir organı olarak görev yapmış ve Türkiye Cumhuriyeti adına önemli kararlar almıştır. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanlık listesinde kendisine düşen sırayı almıştır. Onun başbakanlığı, demokrasi tarihimizdeki istisnai durumlardan biri olarak anılsa da, resmiyet kazanmış bir hükümetin başıydı.
Ulusu dönemi, Türkiye Cumhuriyeti tarihi için çok önemli dersler barındırır:
Tarihi sadece geçmişin tozlu sayfaları olarak değil, geleceğimize ışık tutan bir fener olarak görmeliyiz. Bülend Ulusu'nun başbakanlık dönemi de, bize Türkiye'nin nereden gelip nereye gittiğini, ne tür zorluklarla mücadele ettiğini ve bugünlere nasıl ulaşıldığını anlatan önemli bir kesittir.
Evet, Bülend Ulusu 18. Başbakanımızdı ve 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından, Türkiye'nin en zorlu geçiş dönemlerinden birinde görev yapmıştır. Onun dönemi, sadece bir sayıdan ibaret değil; bir ülkenin siyasi ve ekonomik anlamda yeniden şekillendiği, demokrasinin sorgulandığı, ancak sonunda yeniden filizlendiği bir sürecin aynasıdır.
Umarım bu makale, sizlere sadece bir bilgi vermekten öte, tarihimizin bu önemli kesitini daha derinden anlamanıza yardımcı olmuştur. Tarih, bizlere geçmişten dersler çıkararak geleceğe daha sağlam adımlarla yürüme fırsatı sunar.
Sevgi ve saygılarımla,
Türkiye'nin Tarih Uzmanı