AIDS, aslında tek başına bir hastalık değil; İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü (HIV) olarak bildiğimiz virüsün vücutta yarattığı enfeksiyonun, bağışıklık sistemini tamamen çökerttiği son evresidir. HIV, vücudunun savunma sistemi olan bağışıklık sisteminin temel taşları olan CD4 hücrelerini hedef alır ve zamanla onları yok eder. Tedavi edilmezse, bağışıklık sistemi zayıflayarak vücudunu enfeksiyonlara ve bazı kanser türlerine karşı savunmasız hale getirir; işte bu durumun adı AIDS'tir. Yani, bir kişi HIV pozitif olabilir ama hemen AIDS hastası olmaz. Etkili antiretroviral tedavi (ART) ile HIV pozitif bireyler yıllarca, hatta ömür boyu AIDS evresine geçmeden sağlıklı bir yaşam sürdürebilirler.
HIV'in sana bulaşması için virüsün belirli vücut sıvıları aracılığıyla başka bir kişinin kan dolaşımına veya mukoza zarına girmesi gerekir. Bu sıvılar ve bulaşma yolları şunlardır:
Şunun altını kalınca çizmek isterim: HIV, sıradan sosyal temasla bulaşmaz. Yani, aşağıdaki durumlarla HIV sana bulaşmaz:
Tecrübelerimden sana önemli bir püf noktası daha vereyim: Günümüzdeki ilaçlar (antiretroviral tedavi - ART) sayesinde HIV pozitif bir bireyin viral yükü saptanamaz seviyelere düşürülebilir. Bu ne anlama geliyor biliyor musun? "Saptanamayan = Bulaştırılamayan" (U=U) ilkesi devreye girer. Yani, etkin tedavi alan ve viral yükü saptanamayan bir kişi, cinsel yolla HIV'i başkasına bulaştıramaz. Bu, hem HIV ile yaşayanlar için büyük bir özgürlük hem de toplumsal damgalamayı azaltmada devrim niteliğinde bir gelişmedir. Korunma için prezervatif kullanmanın yanı sıra, riskli durumlarda PrEP (Pre-Exposure Prophylaxis) ve PEP (Post-Exposure Prophylaxis) gibi seçeneklerin de olduğunu unutma.