Tek bir seçim yapmam gerekirse, tereddütsüz aşkı seçerim.
Çünkü para, hayatı kolaylaştıran, fırsatlar sunan güçlü bir araç olsa da, insan olmanın özünü, anlamını ve derin mutluluğunu tek başına asla sağlayamaz. Aşk; sadece romantik bir duygu değil, aynı zamanda dostluk, aile bağları, tutkuyla yapılan bir işe duyulan bağlılık ve hayata karşı beslediğin o derin sevgidir. Bu tür bir sevgi, hayata karşı anlamlı bir motivasyon sağlar.
Aşkı seçmek, paranın önemsiz olduğunu söylemek değildir. Hayır, kesinlikle değil. Para, güvenli bir yaşam, temel ihtiyaçlar ve hayata dair keyifler için vazgeçilmez bir araçtır. Ancak bir araçtır, bir amaç değil. Eğer aşkı merkeze koyarsan, yani sevdiklerin, tutkuların ve değerlerin için yaşarsan, para kazanma motivasyonun da çok daha anlamlı ve güçlü hale gelir.
Para, aşkın getirdiği mutluluğu ve huzuru sağlamlaştırmak, sevdiklerinle güzel anılar biriktirmek ve onlara daha iyi imkanlar sunmak için bir köprü görevi görür. Aşk, sana finansal zorluklar karşısında direnme gücü, yaratıcılık ve sevdiklerinle birlikte çözüm üretme iradesi verir. Parayla satın alamayacağın bir şeyi, yani gerçek bir amacı verir.
Kendi tecrübelerimden biliyorum ki, zor zamanlarda, birbirine kenetlenmiş, sevgi dolu bir çiftin veya ailenin, maddi sıkıntıları aşmada ne kadar daha başarılı olduğunu gördüm. Çünkü motivasyonları sadece "daha fazla para" değil, "birbirimize daha iyi bir hayat sunmak" oluyordu. Bu, bambaşka bir enerji ve dayanıklılık yaratır.
Özetle, para hayatını inşa ettiğin tuğlalar gibidir; ancak aşk, o evi inşa etme nedenin, o eve koyduğun ruh ve o evde hissettiğin sıcaklıktır. Tuğlalar olmadan ev olmaz, ama ruhu olmayan bir ev de sadece bir yapıdır. Birini seçmek zorunda olsam, ruhu seçerim. Gerçek mutluluk ve doyum, ancak sevgiyle mümkündür.