Cari açık, bir ülkenin belirli bir dönemde (genellikle bir yıl) dış dünyadan elde ettiği toplam döviz gelirlerinin, dış dünyaya yaptığı toplam döviz harcamalarından az olması durumudur. Bu, ülkenin ulusal tasarruflarının yatırımlarını karşılamaya yetmediğini ve ek dış kaynaklara ihtiyaç duyduğunu gösterir.
Cari hesap dört ana bileşenden oluşur:
Bu kalemlerin toplamının negatif olması cari açık, pozitif olması ise cari fazla anlamına gelir.
Cari açık veren bir ülke, bu açığı dış kaynaklarla finanse etmek zorundadır. Finansman iki ana yolla gerçekleşir:
Bana göre, cari açığın kendisinden ziyade, nasıl finanse edildiği hayati önem taşır. FDI gibi kaliteli sermaye ile finanse edilen cari açık sürdürülebilirken, sıcak parayla finanse edilen yüksek cari açıklar, ülkeyi dış şoklara karşı son derece kırılgan hale getirir. Dış borç yükü artar, döviz kuru üzerinde baskı oluşur ve enflasyonist eğilimler güçlenir.
Tecrübelerimden biliyorum ki, yapısal ithalat bağımlılığı olan ekonomilerde cari açık, dönemsel değil, uzun vadeli ve yapısal politika gerektiren bir sorundur. Bu durum, enerji verimliliği, yerli üretimi artırma ve katma değerli ihracata yönelme gibi köklü stratejiler geliştirmeyi zorunlu kılar. Aksi takdirde, küresel faiz artışları veya döviz kurundaki dalgalanmalar, ekonomik istikrarı sürekli tehdit altında tutmaya devam eder.