Değerli okuyucularım,
Bugün sizinle, uzmanlık alanım olan inanç ve toplum psikolojisi ekseninde, belki de hayatımızın en temel, ancak aynı zamanda en derin ve bazen de en yanlış anlaşılan kavramlarından birini konuşmak istiyorum: "Şirk". Bu kelimeyi duyduğumuzda zihnimizde genellikle çok uzak, bize ait olmayan eski putperest inançlar canlanır. Ancak gelin görün ki, şirk sadece tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir olgu değil, aksine modern insanın kalbinde, zihninde ve günlük pratiklerinde farklı suretlerde tezahür edebilen, üzerinde çok düşünmemiz gereken canlı bir meseledir.
Yıllardır bu alanda yaptığım çalışmalar, danışmanlıklarım ve gözlemlerim bana gösterdi ki, samimi bir dindar dahi, bazen farkında olmadan, belki de niyetinin saflığına aldanarak, kalbine şirkin küçük tohumlarını ekebilir. İşte bu yüzden, şirk nedir, nasıl ortaya çıkar ve en önemlisi kendimizi ondan nasıl koruyabiliriz sorularına birlikte cevap arayacağız. Amacımız yargılamak değil, aydınlanmak ve daha saf bir inanca doğru yolculuk etmektir.
Arapça kökenli bir kelime olan "şirk", sözlükte "ortak koşmak, eş tutmak, bir şeyi ikiye ayırmak" gibi anlamlara gelir. Dini terminolojide ise şirk, en öz ve sade haliyle, "Allah'ın zatına, sıfatlarına, fiillerine ve ibadet edilmeye tek layık oluşuna başkasını ortak koşmak" demektir. Yani, tüm varoluşun yegâne yaratıcısı, yöneticisi, rızık vericisi ve ibadete layık tek varlık olan Allah'ın bu eşsizliğini kabul etmeyip, O'nunla birlikte başka varlıklara da bu özellikleri atfetmektir.
Şirkin tam zıttı ve İslam inancının temel taşı ise "Tevhid"dir. Tevhid, Allah'ın birliğini, eşsizliğini, tekliğini ve tüm eksikliklerden münezzeh oluşunu mutlak olarak kabul etmektir. İşte bu bağlamda şirk, tevhidin yıkımı, inanç yapısının en büyük zaafı ve dinin özünü zedeleyen en tehlikeli unsurdur. Kuran-ı Kerim'de defalarca vurgulandığı üzere, Allah kendisine şirk koşulmasını asla affetmeyeceğini belirtir. Bu, şirkin ne denli vahim bir hata olduğunu açıkça ortaya koyar.
Şirk, tek bir kalıba sığdırılabilecek bir kavram değildir. Kendi içinde derecelere ayrılır ve bazen apaçık bir putperestlik şeklinde karşımıza çıkarken, bazen de ince bir sis perdesi arkasına gizlenerek kalbimize sızmaya çalışır.
Büyük şirk, bir kişinin bilinçli olarak ve açıkça Allah'ın ilahlık vasıflarını, ibadete layık oluşunu veya mutlak hükümranlığını başka varlıklara atfetmesidir. Bu tür şirk, bir insanı İslam dairesinin dışına çıkarır ve şayet kişi bu halde tövbe etmeden ölürse, ebedi azaba müstahak olur. Örneklerini sayarsak:
Küçük şirk, bir kişiyi İslam dairesinden çıkarmasa da, tevhid inancını zedeler ve büyük şirke giden yolda bir basamak teşkil edebilir. Günlük hayatımızda en sık rastladığımız şirk türü budur ve fark etmeden içine düşme olasılığımız oldukça yüksektir.
Bir uzman olarak yıllar içinde gözlemlediğim ve danışanlarımda sıkça karşılaştığım bazı durumlar var ki, bunlar şirkin ne kadar sinsi olabileceğini açıkça gösteriyor:
Sosyal Medya ve "Riya" Çağı: Artık "Riya" kavramı hiç bu kadar yaygın ve kolay erişilebilir olmamıştı. Namaz kılarken fotoğraf çekip paylaşmak, sadaka verirken videoya almak, bir hac ziyaretinin her anını takipçi sayısını artırmak için kullanmak... Bunlar, ibadetlerimizin özündeki samimiyeti zedeleyen, niyetimizi değiştiren ve Allah rızasını ikinci plana iten ciddi küçük şirk örnekleridir. Ne yazık ki, günümüz dünyasında "takdir" ve "beğeni" arzusu, ruhumuzun tevhidle olan bağını zayıflatabiliyor.
Kariyer ve Başarı Hırsının İlahi Boyuta Taşınması: Çok çalışmak, başarılı olmak elbette güzel ve teşvik edilen bir durumdur. Ancak bazen öyle bir noktaya geliriz ki, kariyer hedeflerimiz, terfilerimiz, maddi kazancımız hayatımızın tek amacı haline gelir. Başarıyı sadece kendi zekamızın, gücümüzün veya çevremizin eseri olarak görür, Allah'ın bize verdiği yetenekleri, açtığı yolları ve takdirini unuturuz. "Ben olmasaydım bu iş asla olmazdı" gibi bir düşünce, kibirle birlikte küçük şirk kokan bir iddiadır.
Fal, Astroloji ve Gelecek Kaygısı: "Astroloji burç yorumlarım bana yol gösteriyor," "Falcı bana geleceğim hakkında çok doğru şeyler söyledi," "Şu muska beni tüm kötülüklerden koruyor." Toplumumuzda ne yazık ki bu tür inançlar hala yaygın. Geleceği yalnızca Allah bilir. Falcılara, astrologlara, cincilere başvurmak ve onların Allah'tan bağımsız olarak gaybı bildiklerine inanmak, apaçık bir büyük şirk örneğidir.
"Şans Faktörü"nü Abartmak: "Çok şanslı bir insanım," "Bugün şanssız bir günüm," "Uğurlu tişörtüm olmasaydı kazanamazdım." Elbette hayatta iyi veya kötü tesadüfler olabilir. Ancak "şans" kavramına mutlak bir güç atfetmek, olayların Allah'ın kudret ve takdiri dışında, rastlantısal bir şekilde gerçekleştiğine inanmak, tevhid inancına aykırıdır. Her şeyin bir takdiri ve hikmeti vardır.
İnsanları İlahlaştırma: Siyasi liderlere, futbolculara, pop yıldızlarına veya hatta bazı dini figürlere karşı duyulan aşırı hayranlık ve bağlılık, bazen o kişinin her sözünü, her eylemini mutlak doğru kabul etme noktasına gelebilir. O kişileri hatadan münezzeh görmek, onlara aşırı bir itaat göstermek, Allah'a duyulması gereken bağımsız sevgiyi ve itaati o kişilere kaydırmak da şirkin ince bir tezahürüdür.
Şirk, korkulması gereken ama aynı zamanda bilincinde olunarak aşılabilecek bir imtihandır. İşte kendimizi ve kalbimizi şirkten arındırmak için atabileceğimiz adımlar:
Değerli dostlar, "şirk" kavramını derinlemesine incelemek, bizi korkutmak veya suçlamak için değil, aksine kalbimizi daha da saflaştırmak, inancımızı daha da güçlendirmek içindir. İnsan olmanın getirdiği zaaflar ve dünya hayatının ayartıcı yönleri karşısında, tevhid sancağını yüksek tutmak, sadece Allah'a güvenmek ve sadece O'ndan medet ummak, bize gerçek bir iç huzur ve özgürlük bahşeder.
Unutmayalım ki Allah, her şeye gücü yeten, affedici ve merhametlidir. Önemli olan, hatalarımızın farkına varmak, samimiyetle tövbe etmek ve kalbimizi her türlü ortak koşmadan arındırma çabası içinde olmaktır. Gelin, bu yolculukta birlikte yürüyelim ve tevhidin aydınlığında, saf bir kalp ile Rabb'imize yönelelim. Hayatın tüm karmaşasında bizi ayakta tutacak tek gerçek güç, O'na olan sarsılmaz imanımızdır.
Sevgi ve imanla kalın.