Fetva, İslam fıkhında hukuki bir hükmün veya dinî bir meseleyin yetkili bir alim (müftü) tarafından verilmiş resmi ya da gayri resmi görüşüdür. Günlük dilde "dinî bir konuda ne yapmalıyım?" sorusuna verilen cevaptır. Ancak konunun derinleşmesi için fetvanın hukuki niteliğini ve sınırlarını bilmek hayati önem taşır.
Birçok kişi fetvanın bağlayıcı bir mahkeme kararı olduğunu sanır; bu büyük bir yanılgıdır. Fetva, genellikle bağlayıcı değildir. Yani, müftünün verdiği görüşü kabul etmek zorunda değilsin. Fetva, müftünün o anki takdiri (icmâı) ve delillerden çıkardığı sonuçtur. Eğer senin içtinâhın (kanaatin) farklı bir yönde ise, kendi kanaatine göre amel edebilirsin; ancak bu durumda taklidi yani güvenilir bir alime danışmayı bırakıp kendi araştırmana güveniyorsan, bu durumun taklid değil istihsan (özel yorum) veya müstakil (bağımsız) amel olarak değerlendirilir.
Fetva veren kişi, verdiği görüşün sorumluluğunu üstlenir. Eğer müftü bilmeden veya kasıtlı olarak yanlış fetva verirse, bu büyük bir günah olur. Bu yüzden, fetva verme ehliyeti için kişinin sadece Kur'an ve Sünnet'i bilmek yetmez; fıkıh usulüne, mezhepler arasındaki farklara ve maslahat (kamu yararı) ilkesine hâkim olması gerekir.
Günümüzde en sık yapılan hata, fetvaları bağlamından kopararak kullanmaktır. Bir müftünün 100 yıl önce veya farklı bir coğrafyada verdiği fetva, senin bugünkü ve yerel durumuna uygun olmayabilir.
Fetva, dinî hayatında yol gösterici bir rehberdir, ama mutlak bir kanun maddesi değildir. En sağlıklı yaklaşım, güvenilir, yetkin ve güncel bilgileri takip eden bir alime danışmak, ardından da kendi aklın ve vicdanınla bu görüşü tartmaktır. Unutma, fıkhın ruhu merhamettir; fetvaları da bu ruh çerçevesinde değerlendirmek, seni hem dinen hem de hayattan kopuk olmaktan korur.