Kilikya (Latince: Cilicia), Antik Çağ’dan Osmanlı döneminin sonlarına kadar Akdeniz kıyılarında, Toros Dağları’nın güney eteklerinde uzanan geniş bir coğrafyayı kapsar. Günümüzdeki karşılığı büyük ölçüde Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay ve Gaziantep illerimizin güneybatı ve batı kesimlerini, ayrıca Kayseri ve Niğde illerinin güneydoğu uçlarını içeren bölgedir. Ancak bu coğrafi sınırı anlamak için "Yüksek Kilikya" ve "Düşük Kilikya" ayrımını bilmek kritik önem taşır.
Tarih kitaplarında sıkça karşılaştığın bu ayrım, günümüzdeki il sınırlarıyla birebir örtüşmez ama jeolojik ve kültürel izlerini taşır:
Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılın sonlarında idari düzenlemelerle Kilikya Vilayeti’ni kurmuştur. Bu vilayet, günümüzdeki Mersin, Adana, Osmaniye, Hatay ve Gaziantep illerinin büyük bölümünü içeriyordu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan idari reformlarla bu vilayetler bölünmüş ve bugünkü il haritaları şekillenmiştir. Bu yüzden "Kilikya'nın neresi?" sorusunun tek bir ille cevaplanması mümkün değildir; o, beş ilin kesişim kümesidir.
Eğer bir gezi planlıyorsan veya tarihi bir metin okuyorsan, eline bir Türkiye haritasını al ve Toros Dağları’nın güney eteklerinden Akdeniz kıyısına kadar inen o yarımay şeklindeki alanı hayal et. Bu yarımay, Mersin’den başlayıp Hatay’ın güney ucuna kadar uzanır. İçerideki dağlık bölümler ise Adana ve Gaziantep’in güney ilçelerinde (örneğin Kozan, İslahiye, Pozantı) kendini gösterir.
Tarihi bir kaynağa "Kilikya’dan gelen" bir ismi veya olayı okuduğunda, aklında hemen Mersin-Adana-Hatay üçgenini tut. Eğer olay dağlık bir çatışmayla ilgiliyse gözünü Adana-Gaziantep sınırındaki Toros eteklerine çevir. Bu basit coğrafi filtre, antik kaynakları günümüz haritasına yerleştirirken seni yanıltmaz.