Ova, deniz seviyesine yakın, geniş, düz ve verimli topraklara sahip coğrafi bir şekildir. Coğrafya terminolojisinde en temel tanımı; bir akarsuyun taşıdığı alüvyonlarla (tortularla) zaman içinde doldurulmuş, çevresi dağ veya tepelerle çevrili alçak düzlüklerdir. Ancak bu tanım, sadece "düz ve geniş" olan her yeri ova olarak nitelendirmek için yeterli değildir; burada hidrolojik ve jeolojik formasyon kritik bir rol oynar.
Ovaların oluşumunda akarsuların taşıdığı ince kum, çakıl ve kil tabakalarının (alüvyon) yavaş akan veya durmuş suların yatağına birikmesi temel mekanizmadır. Bu süreç yüzlerce, hatta binlerce yıl sürer. Sonuçta oluşan toprak, mineral açısından oldukça zengindir ve tarımsal faaliyetler için mükemmel bir zemin sunar. Bu yüzden "toprağı verimli düzlük" ifadesi, ovaların ekonomik ve ekolojik değerini en iyi yansıtan tanımdır.
Türkiye, coğrafi konumu ve iklim çeşitliliği nedeniyle oldukça zengin bir ova potansiyeline sahiptir. Ovalarımız genel olarak kıyı şeritleri boyunca ve büyük akarsu havzalarında yoğunlaşır.
Bir yerleşim yerinin "ova" olduğunu ayırt etmenin en pratik yolu, su drenajı ve toprak yapısını gözlemlemektir. Gerçek bir ova, yağmurlu havalarda suyu hızlıca tahliye edemez; bu nedenle göl veya bataklık oluşumlarına yatkındır. Ayrıca, eğer bir alanda alüvyon toprağı (ince, yumuşak, koyu renkli) ağırlıklıysa ve tarımsal verimlilik yüksekse, büyük ihtimalle bir ova üzerinde duruyorsunuz demektir. Örneğin, Konya Ovası'nda yürürken hissettiğiniz o kuru, sert ama alt tabakası verimli toprak, binlerce yıllık akarsu birikintisinin net bir göstergesidir.