Uranyum, periyodik tabloda 92 numaralı, kimyasal sembolü U olan ağır, gümüşi-yeşilimsi bir kimyasal elementtir. Doğada bulunan en ağır kararlı elementler arasında yer alır ve nükleer fizik ile enerji sektörünün en kritik hammaddesidir. Bu element, doğal olarak üç izotop halinde bulunur: Uranyum-238 (%99,28), Uranyum-235 (%0,72) ve çok düşük oranlarda Uranyum-234. Endüstriyel ve askeri açıdan asıl değerini Uranyum-235 izotopunun taşıdığı unutulmamalıdır; çünkü bu izotop, çekirdeğinin nötron bombardımanı ile bölünebilme (fisyon) özelliğine sahip olması nedeniyle nükleer reaktörlerde enerji üretimi ve nükleer silah yapımının temel kaynağıdır.
Uranyumun jeolojik kökeni, yıldızların ömrünü doldurup süpernova olarak patladığı anlara kadar uzanır. Bu kozmik patlamalar sırasında ağır elementler oluşur ve Dünya’nın oluşumu sırasında kabuğa gömülür. Yeryüzünde genellikle uranyum oksit (pechblende veya carnotit) formunda mineraller halinde bulunur. Saf metal halindeki uranyum oldukça reaktiftir; havadaki nem ve oksijenle temas ettiğinde yüzeyi hızla kararma eğilimi gösterir. Bu nedenle endüstride genellikle metalik bir toz veya taneli yapıda, yoğunluğu kurşundan bile fazla olan (19,1 g/cm³) bir malzeme olarak işlenir.
Konunun en kritik püf noktası, "zenginleştirme" sürecidir. Doğal uranyumdaki U-235 oranı, çoğu sivil nükleer reaktörün verimli çalışması için yetersizdir (genelde %3-5 arası zenginleştirme gerekir). Bu ayrıştırma işlemi, gaz santrifüjleri veya gaz difüzyon yöntemleriyle yapılır. Dikkat edilmesi gereken husus, zenginleştirme seviyesinin artmasıyla birlikte malzemenin silahlanma potansiyelinin de artmasıdır. %90 ve üzeri zenginleştirme, nükleer silah yapımı için kullanılabilecek seviyedir. Bu durum, uranyumun sadece bir enerji kaynağı olmaktan çıkıp, uluslararası güvenlik politikalarının merkezine oturmasına neden olmuştur.
Pratik bir örnek verecek olursak, bir nükleer reaktördeki uranyum çubukları, fisyon reaksiyonu sırasında açığa çıkan devasa ısıyı soğutma suyuyla uzaklaştırarak elektrik enerjisine dönüştürür. Bir ton uranyumun fisyonu, yaklaşık 3000 ton kömürün yanmasıyla elde edilen enerjiye eşdeğerdir. Bu yoğunluk, uranyumun lojistik açıdan da vazgeçilmez olmasının temel sebebidir. Güvenlik açısından, radyoaktif bozunum yoluyla alfa, beta ve gama ışınları yayar; ancak dışarıdan gelen alfa ışınlara karşı insan derisi doğal bir bariyer oluşturur. Asıl tehlike, uranyumun kimyasal toksisitesidir; solunum yoluyla veya sindirim sistemi üzerinden vücuda alınan uranyum, böbreklere ciddi zarar verebilir. Dolayısıyla bu elementle çalışırken hem radyasyon hem de kimyasal hijyene aynı derecede özen göstermek, meslektaşların yaşadığı en büyük zorluklardan biridir.