Konkordato, borçlarını ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya kalan borçluların (şirketler veya gerçek kişiler), iflas etmeden önce alacaklılarıyla anlaşarak borç yükünü hafifletme ve işletmenin devamlılığını sağlama amacıyla başvurduğu hukuki bir iflas erteleme müessesesidir. Kısacası, "iflas kapısına dayanmak yerine, alacaklılarla masaya oturup borcu yapılandırma" stratejisidir.
Bu süreç, İcra ve İflas Kanunu (İİK) maddelerinde düzenlenmiştir. En temel farkı, konkordatonun bir iflas ilanı değil, iflasın önlenmesi mekanizması olmasıdır. Amaç, borçlunun tasfiye edilip mal varlığının parçalanarak satılmasını engellemek; böylece hem alacaklıların eline daha fazla para geçmesini sağlamak hem de borçlunun işçilerini ve ticari ilişkilerini korumasını uygulamaktır.
Çoğu kişi konkordatoyu sadece "borç silme" sanır; oysa durum böyle değildir. En kritik nokta "Tasfiye Değeri"dir.
Alacaklılar, konkordato projesini kabul etmeden önce şunu hesaplar: "Bu şirketi hemen kapatıp mallarını satarsak (tasfiye edersek) elimize ne kadar para geçer?"
Eğer konkordato projesinde alacaklıya ödenen miktar, tasfiye değerinin altında çıkarsa, alacaklılar projeyi reddeder.
Pratik Örnek:* Şirketin mal varlığı tasfiye durumunda 1 Milyon TL ederken, konkordato projesi alacaklıya 3 yılda 800 Bin TL öneriyorsa, alacaklı "O zaman iflas etsin, 1 Milyon TL'yi hemen alayım" der ve proje reddedilir.
Başarılı bir konkordato için şeffaflık ve gerçekçi ödeme planı şarttır. Borçlu, mali yapısını abartmamalı, gelecekteki nakit akışını ispatlayabilmelidir. Ayrıca, süreçte BEM ile iyi communication kurmak, sürenin uzamasını ve ek masrafları engeller.
Unutma: Konkordato bir "kurtuluş yolu" değil, zorlu bir müzakere sürecidir. Hukuki ve mali konsültasyon olmadan bu yola girmek, sürecin iflas ile sonuçlanma riskini artırır. Doğru strateji, alacaklının "tasfiyeden daha iyi" göreceği bir proje sunmaktan geçer.