Konkordato, mali durumu bozulan bir borçlunun (şirket veya şahıs), iflastan kurtulmak ve ticari hayatına devam edebilmek amacıyla, borçlarını belirli bir plan dahilinde yeniden yapılandırmak için alacaklılarıyla yaptığı ve mahkemece onaylanan bir anlaşmadır. Özünde, borçluya bir nefes alma alanı ve finansal sorunlarını aşması için bir fırsat sunar.
Süreç, borçlunun mahkemeye başvurusuyla başlar. Mahkeme, borçlunun mali durumunu incelemek ve konkordato projesinin uygulanabilirliğini denetlemek üzere bir konkordato komiseri atar. Bu komiserin raporları doğrultusunda geçici ve ardından kesin mühletler verilir. Bu mühletler süresince borçlu aleyhine takip yapılamaz, mevcut takipler durur. Borçlu, komiser denetiminde faaliyetlerini sürdürür, bir konkordato projesi hazırlar ve bu proje, alacaklıların onayına sunulur. Eğer yasanın öngördüğü çoğunlukta alacaklı bu projeyi kabul ederse ve mahkeme de projeyi onaylarsa, konkordato kesinleşir ve borçlar planlandığı şekilde ödenir.
Konkordato'nun İflastan Farkları Neler?
İflas ise, bir borçlunun tüm borçlarını ödeyemez hale gelmesi durumunda, mal varlığının cebri icra yoluyla tasfiye edilerek alacaklılara paylaştırılmasıdır. İki süreç arasındaki temel farklar şunlardır:
Amaç:
Konkordato'nun amacı, borçluyu iflastan kurtarmak, faaliyetlerini sürdürmesini sağlamak ve böylece alacaklıların alacaklarına daha yüksek oranda ve düzenli kavuşmasını temin etmektir. Ticari hayatın devamlılığı esastır.
İflasın amacı, borçlunun ticari hayatına son verip, mevcut tüm mal varlığını tasfiye ederek (paraya çevirerek) alacaklılara yasal sıraya göre paylaştırmaktır. Burada amaç, borçluyu kurtarmak değil, alacaklıların alacaklarına ulaşabilmesidir.
Statü ve Yönetim:
Konkordato'da borçlu, işletmesinin sahibi olarak kalır ve faaliyetlerini konkordato komiserinin denetiminde sürdürür. Yönetim yetkisi temel olarak borçludadır.
İflasta ise borçlunun malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi tamamen ortadan kalkar ve iflas idaresine geçer. Borçlu, varlıkları üzerinde hiçbir yetkiye sahip değildir.
Sonuç:
Konkordato başarılı olursa, borçlu ticari hayatına devam eder, itibarını büyük ölçüde korur.
İflas sonucunda borçlunun ticari tüzel kişiliği sona erer (şirketler için) veya şahıs iflas ederse ticari itibarı önemli ölçüde zarar görür.
Alacaklılar Açısından:
Konkordato'da alacaklılar, genellikle alacaklarının belirli bir kısmından feragat etmeyi veya daha uzun vadede tahsilatı kabul etmeyi göze alır. Ancak borçlu varlığını sürdürdüğü için gelecekteki ticari ilişkiler devam edebilir. Alacaklıların onayına ihtiyaç vardır.
İflasta alacaklılar, tasfiye edilen malvarlığından hukuki sıraya göre pay alırlar. Çoğu zaman tasfiye giderleri ve öncelikli alacaklar (işçi, devlet alacakları) düşüldüğünde, genel alacaklılara çok az bir pay kalır veya hiç kalmaz.
Uzmanlık tecrübesiyle şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Konkordato, gerçekçi ve iyi hazırlanmış bir projeyle alacaklıları ikna edebilen ve işletmesini kurtarmak için samimi bir irade gösteren borçlular için altın bir fırsattır. Örneğin, bir şirketin konkordato projesinde sadece borçların ötelemesini değil, aynı zamanda yeni bir pazar stratejisi veya maliyet düşürücü uygulamalar gibi işletmenin geleceğine dair somut adımlar sunmak, alacaklıları ikna etmede kritik rol oynar. Alacaklılar, "Paramızı ne zaman alırız?" sorusundan çok, "Bu şirket gerçekten ayağa kalkabilir mi?" sorusuna yanıt ararlar. Bu yüzden proje, sadece rakamlar değil, aynı zamanda bir işletme kurtarma planı olmalıdır. Aksi halde, kötü yönetilen bir konkordato süreci, iflastan daha yıpratıcı ve maliyetli olabilir.