Türkiye’nin cıva rezervleri açısından zengin bir ülke olduğunu ve bu stratejik mineralin jeolojik yapısının kendine özgü özellikler taşıdığını bilmen gerekir. Ülkemizde cıva, temel olarak endüstriyel maden statüsünde ele alınır ve çıkarımı oldukça spesifik coğrafyalara ve jeolojik formasyonlara dayanır.
Türkiye'deki cıva cevherlerinin büyük çoğunluğu, Merkez Toroslar ve Batı Anadolu kuşaklarında yoğunlaşır. Ancak asıl dikkat çekici ve tarihsel açıdan en bilinen kaynak, Isparta’nın Atabey ilçesi civarındaki Kömürcü (veya yerel adıyla) cıva madenidir. Bu bölge, Türkiye’nin en eski ve en tanınmış cıva üretim alanıdır. Jeolojik olarak bakıldığında, cıva genellikle kuvars damarları, kalsiyum sülfat ve pirit ile birlikte bulunan hidrotermal (sıcak su kaynaklı) damarlar içinde yer alır. Yani cıvayı tek başına bir kayaçta değil, daha çok altın, gümüş ve diğer metalik elementlerle birlikte zenginleşmiş damarlarda aramak gerekir.
Burada kritik bir püf noktası var: Cıva, doğada serbest halde nadir bulunur. Çoğunlukla Cinnabar (Kırmızı Kırmızıkaya) minerali formunda, yani Cıva Sülfür (HgS) bileşiği olarak çıkar. Maden işletmeciliğinde bu damarlar açığa çıkarıldıktan sonra, cıvanın serbest hale gelmesi için yüksek sıcaklıkta kavrulma (kalsinasyon) işlemi gerektirir. Bu süreçte HgS, hidrojen sülfür gazı ve serbest cıvaya ayrışır.
Günümüzde Türkiye’de aktif ve ticari ölçekte büyük cıva maden işletmeleri sınırlıdır. Bunun başlıca nedeni, cıvanın çevresel riskleri ve uluslararası düzenlemelerdir. Özellikle Minamata Sözleşmesi gibi küresel anlaşmalar, cıva kullanımını ve üretimini sıkı denetlemeye başlamıştır. Bu nedenle, geçmişte (özellikle 1970-1990’lı yıllar arasında) Isparta ve çevresinde faaliyet gösteren klasik ocakların çoğu, çevresel hassasiyetler ve ekonomik verimsizlik gerekçeleriyle kapandı veya sadece küçük ölçekli, yerel ihtiyaçlar için sınırlı düzeyde işletilmeye devam etmektedir.
Eğer bu konuda saha araştırması veya jeolojik veri taraması yapıyorsan, MTA (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü) arşivlerindeki eski sondaj raporlarına ve jeokimyasal haritalara bakmanı öneririm. Özellikle Toros kuşağında, altın ve gümüş arama çalışmaları sırasında cıva varlığı "yan ürün" olarak sıkça raporlanır. Yani günümüzde cıva, birincil hedef olmaktan çok, çok metalik damarların işlenmesi sırasında elde edilen bir yan ürün konumuna gelmiştir. Çevresel etki değerlendirmeleri (ÇED) ve toprak kirliliği açısından cıva kalıntıları hâlâ kritik bir risk faktörü olarak takip edilmektedir; bu yüzden saha çalışması yapacaksan mutlaka PPE (kişisel koruyucu ekipman) standartlarına maksimum düzeyde uymalısın.