Miladi ve Hicri takvimler arasındaki farklar, temelde astronomik dayanakları, başlangıç noktaları ve yıl uzunlukları üzerinden şekillenir.
Miladi takvim, Dünya'nın Güneş etrafındaki dönüşünü temel alan Güneş yılına göre düzenlenmiştir. Bir Güneş yılı, yaklaşık 365 gün 6 saat sürer ve bu takvim, mevsimlerin sabit kalmasını sağlar. Dolayısıyla, Ocak ayı her zaman kışa, Temmuz ayı her zaman yaza denk gelir.
Hicri takvim ise Ay'ın Dünya etrafındaki dönüşünü esas alan Ay yılına dayalıdır. Bir Ay yılı, Ay'ın 12 tam evresini (sinodik döngü) kapsar ve yaklaşık 354 veya 355 gün sürer. Bu durum, Miladi takvime göre her yıl yaklaşık 10-11 günlük bir fark oluşmasına neden olur.
Miladi takvimin başlangıç noktası, Hz. İsa'nın doğumu kabul edilen milattan sonra 1 (M.S. 1) yılıdır. Bu, uluslararası alanda kabul görmüş ve küresel takvimin referans noktasıdır.
Hicri takvimin başlangıç noktası ise Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicret ettiği M.S. 622 yılıdır. Bu tarih, İslam dünyası için yeni bir dönemin başlangıcı olarak kabul edilir ve Hicri yıl bu olaydan itibaren sayılır.
Güneş yılı ile Ay yılı arasındaki 10-11 günlük fark, Hicri takvimdeki ayların Miladi takvime göre her yıl geriye doğru kaymasına neden olur. Örneğin, Ramazan ayı, Miladi takvimde her yıl yaklaşık 10-11 gün önce başlar. Bu yüzden Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı veya Muharrem ayı gibi dini günler, Miladi takvimde yılın farklı mevsimlerine denk gelir; bir yıl yaza denk gelirken, birkaç yıl sonra bahara veya kışa denk gelebilir. Miladi takvim ise mevsimlerle uyumlu ve sabittir, bu tür bir kayma yaşamaz.
Miladi takvim, tüm dünyada uluslararası ilişkilerde, ticarette, bilimde, eğitimde ve çoğu ülkenin resmi işlerinde kullanılan evrensel takvimdir. Senin benim günlük işlerimizi, randevularımızı planladığımız takvim budur.
Hicri takvim ise özellikle İslam dünyasında dini ibadetlerin (oruç, hac), bayramların ve özel günlerin (Mevlid Kandili, Aşure Günü) belirlenmesinde kullanılır. İbadetlerin vakitleri tamamen Hicri takvime göre belirlenir.
Buradaki en önemli püf noktası, Hicri takvimin, özellikle geleneksel uygulamalarda, Ay'ın hilalinin gözlemlenmesine dayanmasıdır. Bu, takvimin başlangıcında bir Ay yılının 29 mu yoksa 30 gün mü süreceğini belirlemede gözlemsel bir unsuru devreye sokar ki bu da bazı farklılıklara yol açabilir. Modern dönemde bu gözlem, astronomik hesaplamalarla desteklenerek daha standart bir hale gelmiştir, ancak temelinde Ay'ın gerçek hareketleri yatar.
Benim tecrübelerime göre, bu farkı günlük hayatta en net dini bayramların Miladi takvime göre her yıl 10-11 gün geriye gelmesiyle fark edersin. Örneğin, Ramazan'ın bir yıl yaz ortasında, birkaç yıl sonra baharda gelmesi, bu 10-11 günlük kaymanın doğrudan sonucudur. Bu döngü, yaklaşık 33 Hicri yılda bir tamamlanır; yani Hicri takvimdeki bir yıl, Miladi takvimdeki başlangıç mevsimlerine yaklaşık 33 yılda bir yeniden denk gelir. Bu durum, ibadetlerin yılın her mevsimine yayılmasını ve o mevsimin zorluklarının veya kolaylıklarının tüm Müslümanlar tarafından tecrübe edilmesini sağlar.