Parmaklarının suda bekleyince buruşan kısmı aslında cildinin en dış katmanı olan epidermis tabakasının, özellikle de stratum corneum adı verilen ölü hücrelerden oluşan üst yüzeyidir. Bu durum, yaygın inanışın aksine, sadece cildin suyu emmesiyle (ozmoz) gerçekleşen pasif bir şişme değildir; çok daha karmaşık ve aktif bir fizyolojik süreçtir.
Bu buruşmanın ardındaki temel mekanizma, otonom sinir sistemin tarafından kontrol edilen bir tepkidir. Uzun süre suya maruz kaldığında, parmak uçlarındaki sinir uçları beynine sinyal gönderir. Beyin bu sinyali aldığında, parmaklarındaki ve ayaklarındaki küçük kılcal damarların büzülmesine (vazokonstriksiyon) neden olur. Damarlar büzüldüğünde, parmak uçlarındaki kan hacmi azalır ve bu da derinin altındaki dokunun hacmini geçici olarak düşürür. Ancak cildin üst tabakası (stratum corneum) bu hacim değişikliğine hemen adapte olamaz ve sanki bol gelmiş gibi büzülerek, tıpkı kuru bir üzüm gibi kıvrımlar oluşturur.
Aslında bu tepki, bilim insanları tarafından evrimsel bir avantaj olarak görülüyor. Buruşan parmak uçları, ıslak nesneleri veya yüzeyleri tutarken tıpkı bir araba lastiğindeki oluklar gibi daha iyi bir kavrama sağlar. Düşünsene, balık tutan veya yağmurda ağaç dallarından meyve toplamaya çalışan atalarımız için bu, hayati bir özellik olabilirdi.
Bu buruşma süreci genellikle 5-10 dakika içinde başlar ve suyun sıcaklığına, maruz kalma süresine ve kişinin bireysel cilt yapısına göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, soğuk suda bu etki daha hızlı ve belirgin olabilir, çünkü soğuk, damar büzülmesini daha da tetikler. Eğer parmakların buruşmuyorsa veya tek parmağında bu etkiyi görmüyorsan, bu otonom sinir sistemindeki bir soruna işaret edebilir, ki bu da zaman zaman teşhis amaçlı kullanılan bir testtir. Kendi tecrübelerimden biliyorum ki, özellikle uzun dalışlarda veya su sporları yaparken, bu buruşmanın kavrama kabiliyetini nasıl artırdığını net bir şekilde hissedersin. Bu yüzden endişelenmene gerek yok, tamamen normal ve işlevsel bir tepki bu.