Pop Art, 1950’lerin sonu ve 1960’ların başında İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri merkezli olarak yükselen, popüler kültürü, reklamcılığı ve komik kitapları (comic strip) sanatın merkezine taşıyan avant-garde bir harekettir. Bu akımın "öncüleri" dediklerinde aklına ilk gelen isim Andy Warhol olsa da, aslında bu hareketin kökenleri ve teorik altyapısı farklı isimlere dayanır.
Pop Art terimi, ABD’de yaygınlaşmadan önce aslında İngiltere’de ortaya çıkmıştır. 1952-1955 yılları arasında Londra’da faaliyet gösteren Independent Group (Bağımsız Grup), bu akımın filizlerini toprağa düşüren ana itici güçtür. Bu grubun en önemli figürü Richard Hamilton’dır. Hamilton, 1956 yılında yayımladığı "Just what is it that makes today's homes so different, so appealing?" adlı kolajıyla Pop Art’ın manifestosunu fiilen oluşturmuştur. Hamilton, tüketim kültürünü, teknolojiyi ve günlük nesneleri sanatsal bir dile çevirerek akımın estetik sınırlarını çizmiştir. Diğer önemli İngiliz öncüler arasında Peter Blake ve David Hockney de sayılmalıdır. Hockney, özellikle "Swimming Pool" (1968) tablosuyla Pop Art’ın daha lirik ve kişisel bir boyutunu da temsil etmiştir.
ABD’de akım, 1962 yılında New York’taki Leo Castelli Gallery’de düzenlenen "New Realists" sergisiyle dünya sahnesine güçlü bir giriş yapmıştır. Bu sergi, akımın ABD versiyonunun mimarlarını bir araya getirmiştir:
Eğer sadece "Warhol" diyip geçersen, Pop Art’ın zenginliğini ıskalarsın. Hamilton ve Independent Group olmadan, Warhol ve Lichtenstein'ın yaptığı işlerin "sanat" olarak kabul görmesi çok daha zor olurdu. İngilizler teorik ve kavramsal zemini hazırladı; Amerikalılar ise bu zemini global bir kültürel olguya dönüştüren görsel patlamayı yarattı.
Pop Art’ı incelerken, bu iki coğrafyanın farklı vurgularını ayırt etmek sana konuyu derinlemesine kavratır. İngiliz halkı daha çok ironi ve eleştiri odaklıyken, Amerikalılar daha çok gösteriş, ticari başarı ve popüler imajların kutsallaştırılması üzerine yoğunlaşmıştır. Bu nüansları göz ardı etmeden okuma yaparsan, akımın sadece "renkli resimler" değil, kapitalist toplumun aynası olduğunu daha net görürsün.