Cemevi, Alevi-Bektaşi inancının ruhsal, kültürel ve sosyal yaşamının merkezi olan kutsal mekandır. Onu sadece bir ibadethane olarak tanımlamak, tüm işlevini anlamaktan uzak kalmak olur; o, Aleviler için cem ibadetlerinin yapıldığı yer olmasının ötesinde, bir okul, bir mahkeme, bir hastane ve bir toplumsal dayanışma merkezidir.
Cemevi, mimarisiyle, iç düzeniyle ve ritüelleriyle camilerden belirgin farklılıklar gösterir. Cemevinde bir mihrap, minber veya minare bulamazsın. Cemin yapıldığı meydanda kadın-erkek ayrımı yapılmaz, herkes eşit safta, can cana yer alır. Müzik, yani saz ve deyişler, ibadetin ayrılmaz bir parçasıdır. Alevilikte Dede ve Ana'nın yol göstericiliği esastır. Bu farklılıklar, Alevi inancının kendine özgü felsefesini ve toplumsal yapısını yansıtır; tevhit, insan sevgisi, rızalık ve eşitlik gibi temel prensiplerini somutlaştırır.
Benim yıllardır gözlemlediğim ve bizzat içinde bulunduğum durumlardan biri şudur: Bir Cemevi, sadece ibadet zamanlarında değil, toplumun her türlü derdine çare aranan bir yerdir. Bir cenaze olduğunda, bir düğün yapılacağında, bir genç işsiz kaldığında ya da bir aile geçim sıkıntısı çektiğinde, ilk başvurulan yerlerden biri Cemevi olur. Oradaki canlar, birbirine kol kanat gerer, maddi ve manevi destek olur. Bu, Cemevinin sadece ruhani değil, aynı zamanda pratik ve hayati bir ihtiyaç merkezi olduğunun en somut göstergesidir. Toplumsal hafızayı, kimliği ve birliği ayakta tutan temel direklerden biridir Cemevi.