Kuantum Teorisi, evrenin en küçük yapıtaşları olan atom ve atom altı parçacıkların davranışlarını açıklayan, fizikteki en köklü ve devrimci teorilerden biridir. Klasik fiziğin büyük nesneler dünyasında kusursuz çalışmasına rağmen, madde ve enerjinin mikroskobik düzeydeki hareketlerini ve etkileşimlerini açıklamakta yetersiz kaldığı noktada ortaya çıkmıştır. Bize, senin ve benim gibi "makro" varlıkların alışkın olduğu sezgisel gerçeklikten tamamen farklı bir evren sunduğunu söyleyebilirim.
Bu teorinin özünde, enerji, momentum ve açısal momentum gibi fiziksel niceliklerin sürekli değerler alamayıp, belirli, ayrık paketler (kuantumlar) halinde var olduğu fikri yatar. Örneğin, bir atomdaki elektronun enerjisi, ancak belirli enerji seviyelerinde bulunabilir; aradaki hiçbir değeri alamaz. Bu olaya nicemleme (quantization) diyoruz.
İşte kuantum dünyasını senin için şaşırtıcı kılacak diğer ana sütunları:
Kuantum Teorisi sadece bir bilimsel varsayım değil, modern teknolojinin vazgeçilmez temelidir. Lazerler, transistörler (tüm elektronik cihazların kalbi), MRI (Manyetik Rezonans Görüntüleme) cihazları ve hatta bilgisayar çiplerinin çalışması doğrudan kuantum mekaniği prensiplerine dayanır. Gelecekteki kuantum bilgisayarları ve ultra güvenli şifreleme sistemleri de bu temeller üzerine inşa ediliyor.
Yılların tecrübesiyle söyleyebilirim ki, kuantum fiziğinin en zorlayıcı yanı, onun klasik sezgilerimize tamamen aykırı olmasıdır. Günlük hayatımızdaki mantık ve beklentilerimizle uyuşmaz. Bu yüzden çoğu zaman, "kimse kuantum mekaniğini gerçekten anlamıyor" denir. Aslında burada kastedilen, onu sezgisel olarak hayal etmenin çok zor olduğudur. Ancak matematiksel çerçevesi son derece sağlamdır ve deneysel olarak defalarca kanıtlanmıştır. Sen sadece klasik önyargılarını bir kenara bırakıp bu yeni, olasılıkçı ve bambaşka gerçekliğe kendini açmalısın.