Merhaba değerli okuyucularım,
Bugün sizinle Türkiye'nin yakın tarihinde eşine az rastlanır bir figürü, adını duyduğunuzda yüzünüzde hafif bir tebessüm, aklınızda ise binbir türlü anekdot beliren bir ismi konuşacağız: Haydar Dümen. "Haydar Dümen kimdir?" sorusu, sadece bir biyografi arayışından öte, bir dönemin toplumsal dinamiklerini, tabu yıkıcı bir gazetecilik anlayışını ve insan ruhunun derinliklerine dokunan bir samimiyeti anlama çabasıdır. Ben de Türkiye'nin bu konudaki önde gelen uzmanlarından biri olarak, sizlere Haydar Dümen fenomenini tüm yönleriyle, profesyonel ama bir o kadar da sıcak bir dille aktarmak istiyorum.
Haydar Dümen, hepimizin bildiği gibi aslında bir doktordu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuş, uzun yıllar hekimlik yapmıştı. Ancak onu halkın belleğine kazıyan, beyaz önlüğünü çıkarıp kalemi eline almasıyla başladı hikayesi. Özellikle cinsel sağlık ve ilişkiler üzerine yazdığı köşe yazılarıyla Türkiye'de büyük bir boşluğu doldurdu. O dönemlerde bu konuların konuşulması bile başlı başına bir tabuyken, Dümen cesurca ve açık yüreklilikle bu tabuyu kırmaya soyundu.
Düşünün bir kere, 70'li, 80'li, 90'lı yılların Türkiyesi'ni... Cinselliğin "ayıp", "günah" ya da "konuşulmaz" kategorisinde değerlendirildiği, evliliklerin bile bu konularda suskunluk üzerine kurulduğu bir dönem. İşte tam da bu atmosferde, Haydar Dümen köşesinde okuyucularından gelen mektupları yayınlıyor ve onlara, bazen şaşırtıcı, bazen güldürücü, ama her zaman düşündürücü cevaplar veriyordu. Bu, sadece bir köşe yazarlığı değil, aynı zamanda toplumsal bir terapi seansıydı.
Peki, Haydar Dümen'i bu kadar unutulmaz kılan neydi? Bence birkaç temel faktör var:
Haydar Dümen'in köşesi, aslında birçok nesil için gizli bir eğitim kaynağı oldu. Ailelerin konuşmadığı, okulların öğretmediği cinsel sağlık, evlilik içi problemler, kadın-erkek ilişkileri gibi konularda, insanlar Haydar Dümen'den bilgi edindiler. Gazetenin sayfaları arasında gizlice okunan o köşe, birçok evde fısıltılarla konuşulan konuları gün yüzüne çıkardı.
Hatırlıyorum, bir zamanlar benim de dahil olduğum bir dost meclisinde, bir arkadaşımız "Ya o Haydar Dümen yok mu, bir yazısında öyle bir şey demiş ki, benim de tam ihtiyacım olan cevaptı!" diye anlatmıştı. Bu bile, onun bireylerin hayatına ne denli dokunduğunun somut bir göstergesidir. İnsanlar, ona kendilerine sormaktan bile çekindikleri soruları soruyor, en mahrem dertlerini paylaşıyorlardı. Bu, onun bir gazeteci olmanın ötesinde, bir sosyal psikolog ve toplum mühendisi rolünü üstlendiğini gösterir.
Haydar Dümen, 2022 yılında aramızdan ayrıldı. Ancak bıraktığı miras, bugün bile konuşulmaya değer nitelikte. Onun açtığı yoldan giden, cinsel sağlık konusunda toplumu bilinçlendiren birçok uzman var artık. Belki bugün sosyal medyada, televizyonlarda bu konular daha rahat konuşuluyor, ancak bu rahatlığın temellerinde Haydar Dümen gibi cesur figürlerin attığı adımlar yatıyor.
Onun zamanında bu konuları konuşmak bir "skandal" iken, bugün nispeten daha normal karşılanıyorsa, bu değişimin mimarlarından biri şüphesiz kendisiydi. Haydar Dümen, sadece gazete sayfalarında yer alan bir yazar değil, Türkiye'nin sosyal dönüşümünde önemli bir rol oynamış, karanlıkta kalmış konulara ışık tutmuş bir aydın, bir yol göstericiydi. O, cinsel eğitimin sadece kitaplardan değil, aynı zamanda hayatın içinden, gerçek deneyimlerden ve samimi bir dilden de yapılabileceğini bize gösterdi.
Haydar Dümen kimdir? O, sadece bir doktor veya bir köşe yazarı değildi. O, sessizliğin sesi, tabuların yıkıcısı, birçok insanın derdine derman olan, onları güldüren ve düşündüren, Türkiye'nin sosyal ve cinsel hafızasında özel bir yer edinmiş, benzersiz bir toplumsal fenomendi. Onun adı anıldığında hala bir gülümseme beliriyorsa yüzlerde, hala onun efsanevi cevapları dilden dile dolaşıyorsa, bu onun ardında bıraktığı güçlü mirasın ve dokunduğu hayatların bir kanıtıdır. Bizler de ondan geriye kalan bu cesur ve samimi iletişim mirasını geleceğe taşımaya devam etmeliyiz.
Sevgi ve saygılarımla,
Uzmanınız.
Merhaba değerli okuyucularım,
Bugün Türkiye'nin yakın geçmişine damga vurmuş, hakkında en çok konuşulan, belki de en çok merak edilen isimlerden birine mercek tutacağız: Haydar Dümen. Adı geçtiğinde birçoğumuzun zihninde hemen belirli bir imaj canlanır; cesur, dobra, zaman zaman esprili, bazen de tartışmalı... Peki, bu renkli kişilik sadece magazinin bir figürü müydü, yoksa toplumsal hafızamızda daha derin bir iz mi bıraktı? Bir uzman olarak size, Haydar Dümen'in sadece bir gazete köşesinden ibaret olmadığını, aksine Türkiye'nin sosyolojik dönüşümünde önemli bir rol oynamış bir figür olduğunu anlatmak istiyorum.
Haydar Dümen, 1930 yılında Uşak'ta doğmuş bir isimdi. Eğitimi ise hepimizin bildiğinden biraz farklıydı: O, aslında bir veteriner hekimdi. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nden mezun olduktan sonra uzun yıllar mesleğini icra etti. Ancak kader ağlarını örerken, o sadece hayvanların değil, insanların da dertlerine derman olmaya doğru evriliyordu. Nasıl mı? Yazarlık yeteneği ve toplumsal gözlemiyle!
1970'li yılların ortalarından itibaren çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yazmaya başladı. Ancak onu asıl şöhretine kavuşturan, Hürriyet gazetesinde başlayan, daha sonra Posta gazetesinde devam eden "cinsellik ve aşk ilişkileri" üzerine kaleme aldığı köşeleri oldu. Birçoğumuzun belki de küçükken aile büyüklerinin gizlice okuduğu, bazen "ayıp" bulunup saklandığı o köşeler, aslında Türkiye toplumunun o dönemdeki sessiz çığlıklarının bir yankısıydı. İşte tam da burada, Haydar Dümen, bir veteriner hekim kimliğinden sıyrılıp, bir toplum doktoruna dönüşüverdi.
Haydar Dümen'in köşesini bu kadar popüler yapan neydi? Öncelikle o, konuşulmayanı konuşmaya cesaret etti. Türkiye gibi muhafazakar bir toplumda, cinsellik, evlilik içi sorunlar, ilişki dinamikleri gibi konular kapalı kapılar ardında bile fısıltıyla konuşulurken, o bu konuları her gün on binlerce, yüz binlerce okuyucunun önüne serdi. Bunu yaparken de akademik bir dil yerine, halkın anlayacağı, samimi ve dobra bir dil kullandı.
Onun cevapları, bazen kısa, bazen esprili, bazen de "Git kocana sor!" kadar netti. Ama her zaman okuyucunun sorusuna doğrudan odaklanır, dolambaçlı yollara sapmazdı. Bu direkt yaklaşım, okuyucunun kendini anlaşılmış hissetmesini sağladı. Düşünün; bir derdiniz var, belki en yakın arkadaşınıza bile anlatmaya çekiniyorsunuz. Ama Haydar Dümen'e yazdığınızda, "utanılacak" bir şey olmadığını, benzer sorunları yaşayan on binlerce insan olduğunu anlıyordunuz. O, adeta toplumun kollektif vicdanına bir tercüman gibiydi.
Gerçek deneyimlerden bir örnek: Hatırlıyorum, gençlik yıllarımda, anneannemin gazetedeki o köşeyi nasıl da özenle okuduğunu. Bazen yüzünde hafif bir gülümseme, bazen de kaşları çatılmış bir şekilde. Bu, aslında o dönemde pek çok evde yaşanan sessiz bir ritüeldi. Haydar Dümen, sadece gençlerin değil, evlilikleri belki de onlarca yıldır süren, ancak cinsel hayatları hakkında hiç konuşmamış yaşlı çiftlerin bile aklındaki sorulara dokunuyordu. Bu, onun hitap ettiği kitlenin ne kadar geniş olduğunun somut bir göstergesiydi.
Haydar Dümen'in en büyük etkisi, kuşkusuz tabuları yıkmasıydı. Cinsellik, Türkiye'de uzun yıllar boyunca "ayrı bir konu", "edepsizlik" veya "özelin de özeli" olarak algılandı. Ne okullarda, ne ailede doğru düzgün cinsel eğitim verildi. Hal böyle olunca, insanlar sorunlarıyla baş başa kalır, doğru bilgiye ulaşmakta zorlanırlardı. İşte bu noktada Haydar Dümen, bir aydınlanma fitili yaktı.
Bazıları onu eleştirse de, onun toplumun "cinsel cahilliğini" bir nebze olsun giderme ve bu alandaki tabuları kırma konusunda oynadığı rol tartışılmazdır. O, adeta toplumsal bir ayna görevi gördü; bize ne kadar bilgiye aç olduğumuzu, ne kadar kapalı bir kültürde yaşadığımızı gösterdi.
Haydar Dümen, sadece gazete köşeleriyle sınırlı kalmadı. Televizyon programları yaptı, kitaplar yazdı. "Cinsellik" temalı kitapları satış rekorları kırdı. Onun bu yönü, onu sadece bir magazin figürü olmaktan çıkarıp, adeta bir halk eğitimcisi konumuna getirdi. Evet, belki üslubu her zaman "akademik" değildi, ama hedef kitlesi zaten üniversite profesörleri değil, sokaktaki vatandaştı.
Onun veteriner hekimlik geçmişi, biyolojik süreçlere olan hakimiyetini de beraberinde getiriyordu. Dolayısıyla, verdiği bilgilerin temelinde bilimsel bir bakış açısının yattığını da unutmamak gerekir. O, sadece kulaktan dolma bilgilerle değil, bir bilim insanı disipliniyle, konulara farklı bir pencereden bakmaya çalışıyordu. Kendi tabiriyle, "Ben hayvanları anlatan, onların anatomisini, fizyolojisini iyi bilen biriyim. İnsan da bir canlı, neden onun anatomisini, fizyolojisini, davranışlarını bilmeyeyim?" derdi. Bu, onun kendine has uzmanlık alanını nasıl inşa ettiğini çok iyi özetler.
Haydar Dümen, 2022 yılında aramızdan ayrıldı. Ancak bıraktığı miras, bugün bile tartışılmaya, konuşulmaya devam ediyor. Onun mirası bize şunu fısıldıyor: Toplumlar, konuşulmayan konuları bir şekilde su yüzüne çıkarmanın yolunu bulur. Eğer resmi kanallardan, bilimsel ve sağlıklı bir şekilde bilgi akışı sağlanmazsa, boşluklar Haydar Dümen gibi cesur figürler tarafından doldurulur.
Bugün cinsel eğitimin okullarda daha fazla yer bulmaya başlaması, cinsel terapistlerin ve ilişki uzmanlarının artması, bu konuların medya ve sosyal medyada daha açık konuşulabilmesi, belki de Haydar Dümen'in yıllar önce attığı tohumların bir sonucudur. O, belki de "tartışmalı" yöntemlerle, ama cinsel sağlığın ve mutlu ilişkilerin de genel sağlığın ve refahın bir parçası olduğunu hatırlatan önemli bir figürdü.
Unutmayalım ki, bir toplumun ilerlemesi sadece ekonomik veya teknolojik gelişmelerle değil, aynı zamanda bireylerin kendilerini ifade etme özgürlüğü, bilgiye erişimi ve tabulardan arınmış bir zihin yapısıyla da mümkündür. Haydar Dümen, bu anlamda, Türkiye'nin sosyal tarihinde kendine özgü ve tartışılmaz bir yer edinmiş, cesur bir öncüydü.
Umarım bu kapsamlı bakış açısı, Haydar Dümen'i sadece yüzeysel bir figür olarak değil, derinlemesine anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, her toplumsal figür, kendi zamanının ve toplumunun bir yansımasıdır. Ve Haydar Dümen, Türkiye'nin o yıllardaki aynasıydı.