Fahri Korutürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin 6. Cumhurbaşkanı olarak tarihimize geçmiş bir devlet adamı olmasının yanı sıra, öncesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yapmış başarılı bir asker ve önemli büyükelçiliklerde görev almış tecrübeli bir diplomattır. Onu anlamak, özellikle 1970'li yıllardaki Türkiye siyasetinin karmaşık yapısını ve bir dengeleyici figüre duyulan ihtiyacı kavramak demektir.
1903 İstanbul doğumlu Korutürk, 1923 yılında Deniz Harp Okulu'ndan mezun olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ne katıldı. Denizaltı uzmanlığıyla öne çıkan bir subaydı; çeşitli gemi ve denizaltı komutanlıklarının ardından Tuğamiralliğe kadar yükseldi. Kariyerinin zirvesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevini üstlendi. Askeri geçmişi, ona disiplinli, stratejik ve kriz anlarında soğukkanlı olma yeteneğini kazandırdı.
1960 yılında emekli olduktan sonra devletimiz, onun yetkinliklerini farklı bir alanda değerlendirme kararı aldı. Bu kez diplomat olarak görevlendirildi ve Moskova ile Madrid Büyükelçiliği gibi kritik görevlerde bulundu. Bu dönemde edindiği uluslararası tecrübe ve uzlaşmacı tavır, sonraki siyasi yaşamına önemli katkılar sağladı.
1968 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından Kontenjan Senatörü olarak atandı. Bu atama, onun aktif siyaset sahnesine adım atmasını sağladı. Türkiye'nin siyasi kutuplaşmanın derinleştiği, hükümet krizlerinin sık yaşandığı bir dönemde, 1973 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 6. Cumhurbaşkanı seçildi. Seçimi, meclisteki partilerin uzlaşma arayışının ve tarafsız bir lider isteğinin sonucuydu.
Korutürk'ün yedi yıllık Cumhurbaşkanlığı dönemi (1973-1980), Türkiye için siyasi istikrarsızlığın, ekonomik sıkıntıların ve toplumsal gerilimin en yoğun olduğu yıllara denk geldi. Sık değişen koalisyon hükümetleri, artan terör olayları ve ideolojik çatışmalar arasında, Korutürk devletin birliğini ve anayasal düzeni koruma misyonunu büyük bir hassasiyetle yerine getirdi. Parti politikalarının dışında kalarak, daima tarafsız ve dengeleyici bir konumda durmaya özen gösterdi.
Kendi tecrübelerimden biliyorum ki, o çalkantılı dönemde bir Cumhurbaşkanının, siyasi çekişmelerin ortasında bu kadar tarafsız kalabilmesi, Anayasa'nın çizdiği çerçeveye sadık kalarak devletin devamlılığını temsil etmesi ve uzlaşma zeminini korumaya çalışması gerçekten büyük bir siyasi bilgelik ve vatanseverlik gerektirir. Korutürk'ün askeri disiplini ve diplomatik zarafeti, bu zorlu görevde ona eşlik eden en önemli niteliklerdi. Görev süresini tamamladıktan kısa bir süre sonra 12 Eylül 1980 darbesi yaşanmış olması da, onun döneminin ne denli kritik bir eşikte olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Fahri Korutürk, Türkiye tarihinde "denge ve birlik" sembolü olarak anılmaya devam edecektir.