Cevdet Sunay, Türkiye Cumhuriyeti'nin 5. Cumhurbaşkanı ve askeri kökenli önemli bir devlet adamıdır. Onu anlamak için sadece makamına bakmak yetmez, görev yaptığı dönemin Türkiye'sinin çalkantılı siyasi ve toplumsal atmosferini de göz önünde bulundurmak gerekir.
Sunay, 1899'da Trabzon'da doğmuş, askeri eğitimini tamamladıktan sonra Kurtuluş Savaşı'na katılmış, ardından Türk Silahlı Kuvvetleri'nin çeşitli kademelerinde görev almıştır. Onun yükselişi, özellikle 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası dönemde hızlanmıştır. Darbenin ardından Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilen Sunay, bu kritik süreçte ordunun siyasete müdahale eğilimlerini dizginleme ve kurum içi dengeyi sağlama konusunda önemli bir rol oynamıştır. Bu, onu sadece bir asker olmaktan çıkarıp, devlet tecrübesi olan bir figür haline getirmiştir.
Cevdet Sunay, 28 Mart 1966'da Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 7 yıllığına Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Onun cumhurbaşkanlığı dönemi (1966-1973), Türkiye'nin siyasi kutuplaşmanın, öğrenci hareketlerinin ve ekonomik sıkıntıların yoğun olarak yaşandığı bir evresine denk gelir. Bu dönemin en belirgin özelliklerinden biri, asker-sivil ilişkileri ve demokrasinin kırılgan yapısıydı.
Sunay'ın bu görevdeki en belirgin özelliği, sakin, uzlaşmacı ve anayasaya bağlı duruşuydu. Kendisi doğrudan siyasete girmeyen, parti çekişmelerinden uzak durmaya çalışan bir devlet başkanı profili çizmiştir. Özellikle 12 Mart Muhtırası (1971) gibi ordunun doğrudan siyasete müdahale sinyalleri verdiği dönemlerde, anayasal çerçevede kalarak siyasi krizi yumuşatma ve demokratik süreci yeniden rayına oturtma çabaları dikkate değerdir. Hükümet değişikliklerinde dengeleyici bir rol oynamış, ülkenin daha büyük çatışmalara sürüklenmesini engellemeye çalışmıştır.
Benim tecrübelerim ve dönem okumalarıma göre, Cevdet Sunay'ı diğer asker kökenli liderlerden ayıran temel nokta, onun "geçiş dönemi" figürü oluşudur. Türkiye'nin demokratikleşme yolunda tökezlediği, ancak yine de anayasal düzene tutunmaya çalıştığı bir süreçte, bir nevi "devletin sigortası" işlevi görmüştür. Onun döneminde, "demokrasiye dönüş" söylemi ve uygulamasının öncelik kazanması, kendisinin uzlaşmacı kişiliğiyle yakından ilgilidir. Asker kimliğinin getirdiği otoriteyi, siyaseti dizginlemekten ziyade, anayasal kurumların işleyişini sağlamak için kullanmıştır.
Onu sadece bir cumhurbaşkanı olarak değil, aynı zamanda Türkiye'nin o hassas döneminde askeri vesayet ile sivil siyaset arasında bir denge kurmaya çalışan bir aktör olarak görmek gerekir. Bu denge arayışı, günümüzde dahi Türkiye'nin siyasi tarihindeki önemli derslerden biridir. Sunay, devlet geleneğini temsil eden, pragmatik ve kriz yönetiminde sakin kalan bir lider olarak hatırlanır.