Volkanik dağlar, yer kabuğunun altındaki erimiş kayaç olan magmanın yüzeye ulaşmasıyla, yani volkanik patlamalar sonucunda oluşan yükseltilerdir. Aslında bunlar, magmanın, külün, gazların ve diğer püskürtü materyallerinin zamanla üst üste birikmesiyle oluşmuş doğal yapılar.
Bu dağların oluşumunda kilit nokta, magmanın yüzeye çıkış yolu bulmasıdır. Bu yollar genellikle levha sınırları boyunca veya manto plumları denilen sıcak noktalar üzerinde bulunur. Magma, yüzeye ulaştığında lav, kül, tüf, volkanik bombave gazlar şeklinde atmosfere salınır. Bu malzemeler, çıkış ağzı etrafında yığılarak zamanla konik veya kalkan benzeri bir dağ yapısını oluşturur.
Volkanik dağları temel olarak birkaç türe ayırabiliriz, her birinin kendine özgü bir karakteristiği var:
Bunlar, çok akışkan, bazaltik lavların geniş bir alana yayılarak yavaşça birikmesiyle oluşur. Eğimi oldukça az, yayvan ve yan yatırılmış bir kalkanı andıran bir görünümleri vardır. Patlamaları genellikle efüzyoneldir, yani lav akıntıları şeklinde ve genellikle daha az patlayıcıdır. Hawaii'deki Mauna Loa ve Kilauea, kalkan volkanlarına en bilinen örneklerdir. Bu lavların akışkanlığı sayesinde kilometrelerce yol katedebildiğini gözlemlemişimdir.
Benim de saha çalışmalarımda en çok karşılaştığım ve üzerinde çalıştığım tiplerden biridir. Bunlar, farklı patlama türleriyle (lav akıntıları, kül, tüf, piroklastik akıntılar) oluşan katmanların üst üste birikmesiyle oluşurlar. Dik yamaçlı, simetrik ve konik bir yapıya sahiptirler. Etna (İtalya), Fujiyama (Japonya), Ağrı Dağı ve Erciyes Dağı (Türkiye) gibi dünyanın birçok ikonik volkanik dağı bu sınıfa girer. Patlamaları genellikle patlayıcı ve tehlikelidir çünkü magmaları daha viskoz (akışkanlığı az) ve gaz bakımından zengindir. İçlerinde biriken gazlar büyük basınçla serbest kaldığında şiddetli patlamalar meydana gelir.
Bunlar genellikle tek bir patlama serisiyle oluşan, küçük, dik yamaçlı ve huni şeklinde volkanlardır. Temelde püsküren cüruf ve kül parçacıklarının baca etrafında birikmesiyle oluşurlar. Ömürleri diğerlerine göre daha kısadır ve genellikle daha büyük volkanik sistemlerin yan ürünleri olarak karşımıza çıkarlar.
Çok viskoz (yapışkan) lavın, patlamadan ziyade yavaşça yüzeye çıkıp yığılmasıyla oluşan kubbe şekilli yapılardır. Bu lavlar o kadar kalındır ki akışkanlıkları çok azdır, bu yüzden çıkış ağzının etrafında bir yığın oluştururlar. St. Helens Yanardağı'nın kraterindeki dome, buna güzel bir örnektir.