menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert
1694 - 1778 yılları arasında yaşamış,  Fransız yazar ve filozoftur.  Fransız devriminde büyük etkisi vardır.
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Voltaire Kimdir? Aydınlanmanın Asi Ruhu, Çağları Aşan Bir Düşünür

Merhaba sevgili okuyucularım,

Bugün sizlerle, adı geçtiğinde akla hemen aydınlanma, özgürlük ve tolerans kelimelerini getiren, döneminin ve hatta sonraki yüzyılların düşünce akımlarını derinden etkilemiş bir dehadan bahsedeceğiz: Voltaire. Yıllardır felsefe, edebiyat ve tarih sahnesindeki bu dev figürü incelerken edindiğim bilgiler ve benim kişisel düşüncelerimle, onu sadece bir tarihi şahsiyet olarak değil, günümüz dünyası için de son derece güncel ve ilham verici bir kişilik olarak sizlere tanıtmak istiyorum.

Voltaire'i anlamak, sadece 18. yüzyıl Fransa'sını değil, aynı zamanda modern düşüncenin ve insan hakları kavramının nasıl filizlendiğini de kavramak demektir. O, adı sadece kütüphane raflarında kalmamış, eserleri ve fikirleriyle dünyayı değiştirmeye cüret etmiş gerçek bir kahramandı.

Gerçek Adı, Takma Adı ve Asi Başlangıçları

Voltaire'in gerçek adı François-Marie Arouet idi. 1694 yılında Paris'te doğan Arouet, oldukça varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Cizvit kolejlerinde aldığı eğitimle parlak zekası daha genç yaşta ortaya çıktı. Ancak bu parlak zeka, aynı zamanda otoriteye karşı bitmek tükenmek bilmeyen bir sorgulama ve eleştiri yeteneğini de beraberinde getirdi.

Daha genç yaşlarında yazdığı hicivler ve sivri dilli eleştirileri yüzünden Paris'in ünlü Bastille Hapishanesi'ne iki kez girmesi, onun ilerideki mücadelesinin adeta bir habercisiydi. Bu deneyimler sonrası, sanırım 1718 yılından itibaren Voltaire takma adını kullanmaya başladı. Bu, sadece bir isim değişikliği değil, aynı zamanda eski kimliğinden ve geçmişteki sıkıntılarından bir kopuş, yeni bir başlangıçtı. O, artık sadece François-Marie Arouet değil, Voltaire idi: Aydınlanmanın güçlü sesi, kalemini kılıç gibi kullanan bir entelektüel savaşçı.

Bir Kalem Ustasından Daha Fazlası: Edebiyat ve Felsefe Kavşağında

Voltaire, her şeyden önce müthiş bir yazardı. Tiyatro oyunları, şiirler, tarihi eserler, felsefi denemeler, mektuplar ve hicivler... Edebiyatın hemen her dalında eser vermiş, üretkenliğiyle de çağdaşlarını hayran bırakmıştı.

  • Tiyatro Eserleri: Fransız klasisizminin kurallarını takip eden ancak modern dokunuşlar da içeren birçok trajedisi vardı.
  • Destansı Şiirleri: Henriade gibi epik şiirleriyle dönemin edebi kurallarına meydan okudu.
  • Felsefi Romanları ve Denemeleri: İşte Voltaire'i asıl ölümsüz kılan eserler bunlar. Özellikle 1759 yılında yayımladığı Candide adlı eseri, iyimserlik felsefesini acımasızca eleştiren, kara mizahla dolu bir şaheserdir. Bu eseri okuduğunuzda, dünyadaki kötülüklerin ve adaletsizliklerin karşısında "her şey en iyi evrende en iyi şekilde işler" diyen bir felsefenin ne kadar gerçek dışı olduğunu tüm çıplaklığıyla görüyorsunuz. Benim için Candide, her okuyuşumda yeni bir katmanını keşfettiğim, düşündürücü ve sarsıcı bir deneyimdir.

Voltaire, eserlerinde karmaşık felsefi düşünceleri bile halkın anlayabileceği, akıcı ve iğneleyici bir dille sunma konusunda eşsizdi. O, felsefeyi akademi odalarından çıkarıp sokağa taşıyan, düşünmeyi ve sorgulamayı sıradan insanın da gündemine sokan bir dahiydi.

Aydınlanmanın Ateşleyicisi: Akıl, Hoşgörü ve Özgürlük Savunucusu

Voltaire'i çağlar ötesi bir figür yapan en temel özelliği, akılcı düşünceye olan sarsılmaz inancı ve bu inanç doğrultusunda hoşgörü ve ifade özgürlüğü için verdiği mücadeleydi.

  • Akıl Vurgusu: O, dünyanın ve insanlığın ilerlemesinin ancak dogmalardan, batıl inançlardan ve geleneksel önyargılardan arınmış, akla dayalı bir düşünceyle mümkün olacağına inanıyordu. Kilisenin ve devletin baskıcı tutumlarını, adaletsiz yargılamalarını ve düşünce özgürlüğünü kısıtlamalarını acımasızca eleştirdi.
  • Dine Bakışı: Voltaire bir ateist değildi; o daha çok bir deistti. Yani, evreni yaratan bir Tanrı'nın varlığına inanıyor, ancak bu Tanrı'nın evreni yarattıktan sonra doğa yasalarına göre işleyişine müdahale etmediğini savunuyordu. Onun asıl eleştirdiği, kilisenin kurumsallaşmış hali, din adına yapılan baskılar, engizisyon mahkemeleri ve dini fanatizmdi. Meşhur sloganı olan "Eziciyi ezin!" (Écrasez l'infâme!) ile hedef aldığı şey, tam da bu dini hoşgörüsüzlük, batıl inanç ve tiranlıktı.
  • Hoşgörü ve İfade Özgürlüğü: Voltaire'in en bilinen ve en etkileyici sözlerinden biri (ki tam olarak onun ağzından çıkmamış olsa da, ruhunu mükemmelen yansıtır): "Söylediklerinizden nefret ediyorum, ama bunları söyleme hakkınızı ölünceye kadar savunacağım." Bu ifade, modern demokratik toplumların temelini oluşturan ifade özgürlüğü ilkesinin adeta bir manifestosudur.

Bu konuda benim için en çarpıcı örneklerden biri Calas Olayı'dır. Protestan bir tüccar olan Jean Calas, oğlunu öldürmekle suçlanmış ve dini hoşgörüsüzlüğün kurbanı olarak haksız yere idam edilmişti. Voltaire, bu olayı duyduğunda tüm entelektüel gücünü kullanarak Calas ailesinin masumiyetini kanıtlamak için büyük bir kampanya başlattı. Yüzlerce mektup yazdı, etkili kişilerle görüştü ve sonunda Calas'ın itibarının iade edilmesini sağladı. Bu olay, Voltaire'in sadece teoride değil, pratikte de adaletsizlik ve hoşgörüsüzlükle nasıl savaştığının en somut kanıtlarından biridir. Düşünsenize, o günkü koşullarda, uzak bir köydeki sıradan bir ailenin hakkını aramak için bir aydının tüm nüfuzunu kullanması, gerçekten inanılmaz bir özveri ve cesaret örneğiydi.

Sürgünler, Dostluklar ve İsviçre Yılları

Voltaire'in hayatı, sürekli bir yer değiştirme ve sürgünler serisiydi. İngiltere'ye sürgüne gönderilmesi, İngiliz anayasal monarşisi ve düşünürleri (Locke, Newton) ile tanışmasına vesile oldu ve fikirlerini daha da keskinleştirdi. Bir dönem Prusya Kralı II. Frederick'in himayesinde yaşadı, ancak bu dostluk da sonunda Voltaire'in sivri diline kurban gitti.

Hayatının son yirmi yılına yakın bir süreyi ise İsviçre'de, Cenevre yakınlarındaki Ferney şatosunda geçirdi. Burası, adeta bir düşünce üssü, bir entelektüel üretim merkezi haline geldi. Buradan tüm Avrupa'ya mektuplar yazdı, eserler üretti ve adaletsizliğe karşı mücadelelerini yönetti. Ferney, benim için sadece bir coğrafi konum değil, aynı zamanda aydınlanma ruhunun ete kemiğe büründüğü bir sembol yeridir.

Voltaire'in Mirası: Neden Bugün Bile Onu Hatırlamalıyız?

Peki, 250 yıldan fazla bir süre önce yaşamış bu Fransız düşünür, günümüzde neden hala bu kadar önemli?

  1. Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Temeller: Voltaire'in hoşgörü, ifade özgürlüğü ve adalet için verdiği mücadeleler, günümüzdeki insan hakları beyannamelerinin ve demokratik yönetim anlayışlarının oluşmasında kritik bir rol oynamıştır.
  2. Eleştirel Düşünce Kültürü: O, bizlere sorgulamayı, otoriteye boyun eğmemeyi ve kendi aklımızı kullanmayı öğretti. Bu, özellikle bilgi kirliliğinin ve manipülasyonun yaygın olduğu günümüz dünyasında her zamankinden daha değerli bir yetenektir.
  3. Sekülerizm ve Vicdan Özgürlüğü: Voltaire'in dinin kurumsal baskılarına karşı çıkışı, devlet ve din işlerinin ayrılması (sekülerizm) fikrinin gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. Her bireyin vicdan özgürlüğüne sahip olması gerektiğini savunması, modern toplumların temel taşlarındandır.
  4. Kamusal Tartışma ve Medya Gücü: Voltaire, mektupları, broşürleri ve polemikleriyle kamuoyunu yönlendirme gücünü çok iyi anlamış ve kullanmıştı. O, adeta modern medyanın ve entelektüel aktivizmin öncülerinden biriydi.

Benim için Voltaire, asla sadece bir ders kitabı konusu olmadı. O, her okuduğumda bana cesareti, adaleti ve insanlık onurunu hatırlatan bir sestir. Günümüz dünyasında hala haksızlıklar, hoşgörüsüzlükler ve düşünce özgürlüğüne yönelik tehditler varken, Voltaire'in sesi her zamankinden daha gür bir şekilde duyulmaya devam etmelidir.

Sonuç Yerine: Voltaire Gibi Düşünmek

Voltaire kimdir? O, sadece bir filozof, yazar ya da tarihçi değildir. O, aydınlanmanın vücut bulmuş hali, akıl ve vicdanın sesi, adaletsizliğe karşı yılmaz bir savaşçıydı. Belki de hepimizin hayatının bir köşesinde, içimizdeki Voltaire'i bulmalı ve onun mirasını taşıyarak daha adil, daha özgür ve daha hoşgörülü bir dünya için küçük de olsa bir şeyler yapmalıyız.

Umarım bu makale, Voltaire'i daha yakından tanımanıza ve onun mirasının ne denli değerli olduğunu anlamanıza yardımcı olmuştur. Kendinize iyi bakın, sorgulamaya ve düşünmeye devam edin!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
4 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
3 cevap

8,615 soru

15,774 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 27
0 Üye 27 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 4350
Dünkü Ziyaretler: 15636
Toplam Ziyaretler: 4500629

Son Kazanılan Rozetler

nslhnn Bir rozet kazandı
ayşe_aydin Bir rozet kazandı
zeynep_kurt Bir rozet kazandı
volkan_güneş Bir rozet kazandı
yusuf_kurt Bir rozet kazandı
...