Pandaların "tembel" olarak algılanması, aslında onların benzersiz beslenme alışkanlıkları, fizyolojileri ve hayatta kalma stratejileriyle doğrudan ilişkili bir adaptasyondur. Bu durum, tembellik olarak nitelendirilemez; aksine, doğanın onlara dayattığı zorlu koşullara karşı geliştirdikleri zorunlu bir yaşam biçimidir.
Pandaların ana besin kaynağı bambudur ve diyetlerinin yaklaşık %99'unu oluşturur. Ancak bambu, kalori ve besin değeri açısından oldukça düşüktür. Bir panda, günlük olarak 12 ila 38 kilogram arasında bambu tüketmek zorundadır ki bu, kendi ağırlığının yaklaşık yarısı kadardır. Buna rağmen, aldıkları enerji miktarı oldukça sınırlıdır. Vücutlarının bu kadar büyük bir kütleyi işleyip çok az enerji elde etmesi, onları sürekli olarak enerji tasarrufu yapmaya zorlar.
Buradaki en büyük paradokslardan biri şudur: Pandalar, evrimsel olarak etçil (ayı ailesi) bir sindirim sistemine sahiptir. Kısa bir bağırsak sistemleri vardır ve otçullar gibi selülozu etkili bir şekilde parçalayacak özel bir yapıya veya mikroorganizmaya sahip değillerdir. Bu durum, yedikleri devasa miktardaki bambudan zaten az olan besini daha da verimsiz bir şekilde emmelerine neden olur. Yani, çok yerler ama çok azını sindirim sistemi tarafından kullanılabilir enerjiye dönüştürebilirler.
Bu beslenme ve sindirim sistemi uyumsuzluğu nedeniyle pandalar, enerjilerini son derece dikkatli kullanmak zorundadırlar. Günlerinin büyük bir kısmını dinlenerek geçirirler; günde 10 ila 14 saate kadar uyuyabilir veya hareketsiz bir şekilde oturabilirler. Hareketleri yavaştır, ani ve hızlı deparlardan kaçınırlar. Metobolizma hızları da benzer büyüklükteki diğer memelilere kıyasla daha düşüktür. Bu yavaşlık ve hareketsizlik, hayatta kalmaları için kritik bir öneme sahiptir. Onları "tembel" yapan, düşük kalorili diyetlerinin dayattığı zorunlu bir metobolik uyumdur.
Yıllar boyunca yaptığım gözlemler ve sahadaki çalışmalarım gösteriyor ki, pandaların bu davranışı, kendi ekosistemlerinde optimum bir yaşam sürme biçimidir. Eğer daha enerjik olsalardı, bambudan aldıkları enerjiyle ihtiyaç duydukları aktivite seviyesini karşılayamaz ve açlıktan ölürlerdi. Bu nedenle, onların "tembelliği" bir kusur değil, hayatta kalma sanatıdır.