Ulnar sinir sıkışması, kolunuzun iç tarafında, dirsekten bileğe uzanan ulnar sinirin (kubital sinir) baskı altında kalması veya hasar görmesi sonucu ortaya çıkan bir nöropatidir. Bu sinir, elin küçük parmağı ve yüzük parmağının yarısına duyu iletimini sağlar; ayrıca elin iç kaslarını (intrinsik kaslar) hareket ettirerek ince motor becerileri, yani yazı yazma, düğme ilikleme veya iğne işi yapma gibi hassas işleri mümkün kılar.
Bu rahatsızlık en sık dirsek bölgesinde (kubital tünelden geçişte) görülür. Dirseği uzun süre bükülü tutmak, masa kenarına dirseği yaslamak veya uyurken kolu dirsekten bükerek başın altına almak, sinirin üzerindeki basıncı artırarak oluşumunu tetikler. Daha az sıklıkta, bilek bölgesindeki Guyon tünelden geçişte de sıkışma yaşanabilir; bu durum genellikle bisiklet sürücülerinde veya bileğe sürekli basınç uygulayan meslek sahiplerinde görülür.
Rahatsızlığın erken evrelerinde en yaygın şikayet, küçük parmak ve yüzük parmağında yanma, karıncalanma veya uyuşma hissidir. Bu hisler, özellikle gece uykudan uyandıran veya dirseği bükülü bıraktığınızda artan bir ağrıya dönüşebilir. İlerleyen aşamalarda, el kaslarında zayıflama ve atrofi (kas erimesi) başlar. Elin iç kısmında kas kaybı olduğunda, başparmak ve işaret parmağı arasındaki kaslar çöker ve el "Klaw hand" (pençe el) görünümüne bürünür. Bu evre, sinir hasarının kalıcı olabileceğine işaret eder.
Eğer bu belirtileri yaşıyorsanız, ilk yapmanız gereken durumunuzu değiştirmektir. Masa başında çalışıyorsanız, dirseklerinizi masa kenarına yaslamayın; mümkünse dirseklerinizi düz tutarak veya hafifçe bükülü ama destekli bir pozisyonda tutun. Gece uykusunda dirseğin bükülmesini önlemek için, dirseğin etrafına gevşek bir atel veya kare bir yastık sararak gece boyu dirseğin açık kalmasını sağlayabilirsiniz. Bu basit mekanik düzeltme, hafif vakalarda şikayetlerin hafiflemesinde bile mucizevi etki gösterebilir.
Ancak, uyuşma 2-3 haftadan uzun sürüyor veya el kaslarında belirgin bir güçsüzlük hissediyorsanız vakit kaybetmeden bir nöroloji veya ortopedi uzmanına başvurmanız kritiktir. Elektromiyografi (EMG) testi, sinir hasarının boyutunu netleştiren altın standart tanı yöntemidir. Cerrahi müdahale, konservatif tedavilere yanıt vermeyen ileri vakalar için değerlendirilir; ancak erken tanı ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle çoğu hasta günlük hayatına rahatlıkla devam edebilir. Unutmayın, sinir hasarı telafisi zor olan bir süreçtir; o yüzden "geçer" diye beklemeden aksiyon alın.