Perihel, bir gök cisminin, yörüngesinde dolandığı merkezi yıldızına (örneğin Güneş'e) en yakın konumda bulunduğu noktadır. Bu terim genellikle gezegenler, kuyruklu yıldızlar veya asteroitler gibi Güneş Sistemi cisimlerinin Güneş etrafındaki yörüngeleri için kullanılır.
Her şeyden önce, gezegenlerin yörüngeleri mükemmel daireler değildir; elips şeklindedir. Bu, 17. yüzyılın başlarında Johannes Kepler'in ilk yasasıyla ortaya konulmuştur. Güneş, bu elipsin iki odak noktasından birinde bulunur. Bu eliptik yapı, bir cismin yörüngesi boyunca Güneş'e olan uzaklığının sürekli değiştiği anlamına gelir.
Perihel: Güneş'e en yakın olduğun nokta.
Aphel (Günöte): Güneş'e en uzak olduğun nokta.
Bu mesafenin değişimi, diğer önemli fiziksel olayları da tetikler:
Dünya'nın periheli genellikle Ocak ayının başlarında (genellikle 2-5 Ocak tarihleri arasında) gerçekleşir. Bu, kuzey yarımkürede kış mevsimini yaşadığımız döneme denk gelir. İşte burada çok yaygın bir yanlış anlama devreye girer: perihel, mevsimlerin ana nedeni değildir.
Mevsimler, Dünya'nın Güneş etrafındaki yörüngesinde değil, kendi ekseni etrafındaki eğikliği (yaklaşık 23.5 derece) nedeniyle oluşur. Eksen eğikliği, Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısını yıl boyunca değiştirir. Kuzey yarımküre kışın perihelde olmasına rağmen soğuktur, çünkü eksen eğikliği nedeniyle Güneş ışınları daha eğik açıyla gelir ve daha geniş bir alana yayılarak ısıtma verimliliğini düşürür. Güneşe yakın olmak, alınan toplam enerji miktarını hafifçe artırsa da, bu etki eksen eğikliğinin mevsimler üzerindeki baskın etkisinin yanında oldukça küçüktür.
Yıllar içinde edindiğim tecrübelerden biliyorum ki, özellikle uzay görevleri planlanırken perihel ve aphel noktaları kritik öneme sahiptir. Örneğin, bir gezegenler arası uzay aracının belirli bir gezegene ulaşmak için "yerçekimi sapanı" (gravity assist) manevrası yapması gerektiğinde, doğru zamanda doğru hızla doğru perihel noktasında olmak, yakıt tasarrufu ve görev başarısı için hayati derecede önemlidir. Güneş'i çok yakından inceleyen Parker Solar Probe gibi görevlerde ise, perihel noktaları uydunun Güneş'e en yakın geçtiği, dolayısıyla en yüksek veri toplama ve aynı zamanda en büyük termal zorluklarla karşılaştığı anlardır. Bu da mühendislik açısından benzersiz çözümler gerektirir.