Sinovyum, eklemlerinin iç yüzeyini döşeyen, eklem kapsülünün bir parçası olan, ince ve özel bir zar dokusudur. Özellikle diz, kalça, omuz gibi sinovyal eklem olarak adlandırdığımız, hareketli eklemlerinde bulunur. Bu zarın temel ve hayati görevi, eklem hareketini sağlayan sinovyal sıvıyı üretmek ve böylece eklemlerinin sürtünmesiz çalışmasını sağlamaktır. Bir aracın motor yağı gibi, sinovyumun ürettiği bu sıvı da eklemlerinin "yağıdır". Yağ olmadan motor nasıl aşınırsa, sinovyal sıvı olmadan eklemlerin de hızla yıpranır.
Sinovyum iki ana katmandan oluşur:
Sinovyum tarafından üretilen bu berrak, viskoz sıvı, eklem yüzeylerinin kayganlığını en üst düzeyde tutar, sürtünmeyi en aza indirir ve böylece aşınmayı önler. Ayrıca, eklem kıkırdağı için gerekli besin maddelerini taşır ve eklemleri darbelere karşı yastıklayarak şok emici görevi görür. Bu sıvının kalitesi ve yeterli miktarı, eklem sağlığın için hayati öneme sahiptir.
Sinovyumun sağlığı, eklemlerinin uzun vadeli işlevselliği için belirleyicidir. Romatoid artrit, gut, psöriatik artrit ve hatta osteoartrit gibi birçok eklem hastalığında sinovyum iltihaplanabilir. Bu duruma sinovit diyoruz. Sinovit olduğunda, sinovyum kalınlaşır, şişer ve eklem sıvısı üretimi artar ancak sıvının kalitesi bozulabilir. Bu durum, eklemde ağrı, şişlik, ısı artışı ve hareket kısıtlılığına yol açar. Kronik sinovit ise eklem kıkırdağına ve kemiğe zarar vererek kalıcı eklem hasarına neden olabilir.
Yıllar içinde gördüğüm ve takip ettiğim binlerce hastada, özellikle erken dönem romatoid artrit gibi iltihaplı eklem hastalıklarında, sinovyumun ultrasonografik veya manyetik rezonans (MRG) görüntüleme ile değerlendirilmesi, hastalığın erken teşhisi, aktivitesinin belirlenmesi ve tedaviye yanıtın izlenmesi açısından çok kritik bilgiler sunar. Sağlıklı bir sinovyum, eklemlerinin uzun yıllar boyunca ağrısız ve fonksiyonel kalmasının anahtarıdır. Bu yüzden, eklem ağrısı veya şişliği gibi belirtilerde bir uzmana başvurmak, sinovyum sağlığını korumak adına atılacak ilk ve en önemli adımdır.