Alzheimer hastalığı, beynin ilerleyici, geri dönüşü olmayan bir dejeneratif hastalığıdır. Basit bir unutkanlık gibi başlasa da, aslında beynin bilişsel fonksiyonlarını, yani düşünme, hatırlama, yargılama ve problem çözme yeteneğini zamanla yok eden sinsi bir süreçtir. Bu, senin veya sevdiklerinin yaşam kalitesini derinden etkileyen ciddi bir durumdur.
Alzheimer'ın çekirdeğinde, beyinde meydana gelen iki temel anormallik yatar:
Bu plaklar ve düğümler, beyin hücrelerinin ölmesine ve beyin dokusunun küçülmesine (atrofi) neden olur. Özellikle hafıza, dil ve yargılamadan sorumlu olan bölgeler ilk etkilenenlerdendir.
Hastalığın seyri kişiden kişiye değişmekle birlikte, genellikle üç ana evrede incelenir:
Unutkanlık tek başına Alzheimer anlamına gelmez. Yaşla birlikte hepimiz bazı şeyleri unutabiliriz. Buradaki püf nokta, unutkanlığın sıklığı, şiddeti ve günlük yaşam aktivitelerini ne kadar etkilediğidir. Örneğin, ara sıra randevu unutmak normal olabilirken, sürekli olarak aynı soruyu sormak, tanıdık bir rota üzerinde kaybolmak veya para yönetiminde daha önce hiç yaşanmayan zorluklar yaşamak, bir uzman görüşünü gerektirir.
Kendi tecrübelerime dayanarak şunu net söyleyebilirim: Bir aile bireyinde, özellikle alışkanlıklarında, planlama yeteneğinde veya karmaşık görevleri yerine getirmesinde belirgin ve kalıcı bir değişiklik fark ettiğinde, vakit kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurmak hayati öneme sahiptir. Erken teşhis, hastalığın seyrini değiştirmese de, semptomları yönetmek, yaşam kalitesini artırmak ve aileye daha iyi bir hazırlık süreci sunmak için bize çok değerli zaman kazandırır. Şu an için kesin bir tedavisi olmasa da, elimizdeki ilaçlar ve destekleyici tedavilerle semptomları hafifletebilir, ilerlemeyi bir miktar yavaşlatabilir ve hem hastanın hem de bakım verenin hayatını kolaylaştırabiliriz.