Uygurlara göre "Türk" adının anlamı, tarih boyunca ve güncel algıda güçlü, kuvvetli, kudretli gibi kavramlarla özdeşleşmiştir. Bu yorum, yalnızca Uygurlar arasında değil, genel olarak Eski Türk boyları ve sonraki dönemlerde de yaygın kabul görmüş bir etimolojik yaklaşımdır.
Bu anlayışın kökenleri, VIII. yüzyıldaki Orhun Yazıtları'ndan itibaren görülen, Türklerin kendilerine ve devletlerine atfettikleri yücelik, egemenlik ve savaşçılık vasıflarına dayanır. Yazıtlarda "Türk budun" (Türk milleti) ifadesi, bağımsız, güçlü ve devleti olan bir topluluğu tanımlar.
Güçlü/Kuvvetli (القويُّ - el-Kaviyy): En yaygın ve Uygurlar dahil birçok Türk topluluğunda kabul gören anlam budur. Kaşgarlı Mahmud'un XI. yüzyılda kaleme aldığı Divan-ı Lugat-it Türk adlı eserinde "Türk" kelimesinin deniz kenarında bir dağda, başlarına miğfer takmış gibi duran bir kabile adı" ve "güçlü, kudretli" olarak geçtiği belirtilir. Bu tanım, bölgedeki Türk boylarının kendi güç ve kuvvetlerine verdikleri önemi yansıtır. Uygurların kendi tarihi metinlerinde de benzer şekilde, soyluluk ve kudretle ilişkilendirilen anlatılar mevcuttur.
Türemek/Yaratılmak/Oluşmak (تُرُك - Turuk): Bu yaklaşım, "Türk" adını bir yaratılış, ortaya çıkış süreciyle ilişkilendirir. Destanlarda ve mitolojik anlatılarda, Türklerin bir yerden türediği veya belirli bir şekilde yaratıldığı fikri yer alır. Bu, daha çok bir "soy" veya "köken" vurgusudur ve Uygurların kendi türeyiş efsaneleriyle de paralellik gösterir.
Miğfer (توجو - Tujue): Çin kaynaklarında, Türklerin yaşadığı Altay Dağları'nın miğfere benzetilmesi ve bu dağlara "Türk Dağı" denilmesiyle ortaya çıkan bir yaklaşımdır. Ancak bu, dışarıdan yapılan bir adlandırma ve benzetmedir. Türklerin veya Uygurların kendi kendilerini bu anlama göre adlandırdıklarına dair güçlü bir iç kaynak bulunmamaktadır. Uygurlar için daha çok kendi iç dinamiklerinden gelen 'güçlü olma' veya 'soydaşlık' vurgusu öne çıkar.
Uygurlar, kendi hanlıkları döneminde (örneğin Uygur Kağanlığı) "Türk" kimliğini genel bir üst kimlik olarak kullanmışlardır. Kendi devletlerini ve halklarını tanımlarken, bu adı büyük bir siyasi ve kültürel birliğin parçası olarak görmüşlerdir. Özellikle Kağanlık döneminde, kendilerini Göktürklerin mirasının devamcısı olarak konumlandırmaları, "Türk" adının taşıdığı devlet kurucu, egemen ve güçlü anlamını daha da pekiştirmiştir.
Tecrübelerime göre, modern Uygur aydınları ve halkı arasında "Türk" adının etimolojisi tartışıldığında, en çok "güçlü, kuvvetli" anlamı üzerinde durulur. Bu, sadece bir kelime anlamı olmaktan öte, Uygurların tarihlerindeki bağımsızlık mücadeleleri ve kimliklerini koruma çabalarıyla da derin bir bağ kurar. Onlar için "Türk" olmak, belirli bir soyu temsil etmenin yanı sıra, zorluklara karşı durabilen, dirençli ve özgür ruhlu bir kimliği de ifade eder. Yani, kelimenin anlamı, kültürel ve tarihsel hafızanın bir yansıması olarak işlev görür.