"Habbeyi kubbe yapmak" deyimi, günlük dilde küçümsediğin, önemsiz gördüğün veya hiç dikkate almadığın bir kişiyi veya olayı, beklenmedik bir şekilde büyük, etkili ve hayati bir noktaya taşımayı ifade eder. Sözcüklerin asıl anlamından yola çıkarsak; "habbe" Arapça kökenli olup "tohum" veya "çekirdek" demektir, "kubbe" ise mimari açıdan yüksek, ihtişamlı ve geniş bir çatı yapısını temsil eder. Dolayısıyla bu mecaz, sıfırdan, en küçük birimden başlayarak en büyük ve en görkemli yapıya ulaşma sürecini betimler.
Bu ifade genellikle iki ana bağlamda karşına çıkar:
Burada kritik olan nokta, başlangıç noktasındaki alçakgönüllülük ile sonuçtaki ihtişam arasındaki uçurumdur. Eğer bir şeyin başlangıcı zaten büyükse, "kubbe yapmak" metaforu anlamsızlaşır. Değer, o küçük "habbenin" potansiyelinin doğru zamanda ve doğru ellerde değerlendirilmesinden çıkar.
Mesela, ofis ortamında hep "sadece çay koyan", kimseyle göz teması kurmayan, sessiz sedalı çalışan bir meslektaşını hayal et. Sınavlarda hep ortalarda görünen, projelerde pasif kalan biri. Bir gün, şirketin en kritik krizinde o kişinin, yıllardır biriktirdiği gözlem gücü ve sakinliğiyle sorunu kökten çözdüğünü ve ardından yönetici kadrosuna atandığını görüyorsun. İşte o an içinden "Habbeyi kubbe yapmış, ne güzel iş başarmış" demen, tam da bu durumun karşılığıdır.
Bu deyimi kullanırken tonunu ayarlamaya özen göster. Bazen hayranlık, bazen de kıskançlık veya şaşkınlık barındırabilir. Karşındaki kişiyle arandaki güvene ve ilişkinin niteliğine göre, bunu olumlu bir takdir cümlesi mi yoksa hafif bir sitem mi olarak algılanacağını hesaba katmalısın. Ancak genel kabul gören kullanımı, küçük bir başlangıcın büyük bir başarıya dönüşmesini takdir etmek yönündedir.