"Arpalık yapmak" deyimi, bir kişiye veya bir gruba, genellikle hak etmediği veya karşılığında yeterli çaba göstermediği halde, sürekli ve kolay bir gelir veya menfaat kapısı açmak, bir geçim kaynağı oluşturmak anlamında kullanılır. Kısacası, birilerine bedavadan ya da asgari çabayla geçimini sağlayacak bir düzenek kurmak demektir.
Deyimin kökeni Osmanlı dönemine dayanır. "Arpalık", o zamanlarda atlı askerlere, sipahilere veya yüksek dereceli memurlara, atlarının arpa ihtiyacını karşılamaları için tahsis edilen toprak parçaları veya belirli gelir kaynaklarıydı. Bu kişiler, devlete verdikleri hizmetler karşılığında bu "arpalıktan" faydalanırdı. Yani başlangıçta bir hizmetin karşılığı olan, meşru bir hak ediş sistemiydi.
Ancak zamanla bu kavram, hak edişin ötesine geçen, bazen haksız yere edinilen bir menfaat kapısını ifade etmeye başladı. Özellikle liyakatsiz kişilere sağlanan, kamu kaynaklarını veya yetkileri kötüye kullanarak oluşturulan imtiyazlı durumlar için kullanılır oldu.
Günümüzde ise deyim, daha çok olumsuz ve eleştirel bir çağrışım taşır. Bir kamu kaynağını, bir pozisyonu veya bir yetkiyi kullanarak, kendine ya da çevresindekilere sürekli, zahmetsiz ve genellikle haksız kazanç sağlayan bir mekanizma oluşturmayı anlatır. Genellikle 'torpil', 'kayırmacılık', 'yandaşçılık' veya 'yolsuzluk' gibi kavramlarla iç içe geçer.
Yıllardır kamuda ve özel sektörde farklı pozisyonlarda çalışmış biri olarak şunu çok iyi gözlemledim: "Arpalık yapmak", aslında kurumların veya sistemlerin verimsizleşmesine, liyakat sisteminin çökmesine ve toplumsal adaletsizliğin artmasına neden olan sinsi bir uygulamadır.
Mesela, bir kamu kurumunda aslında ihtiyaç olmayan, iş tanımı muğlak bir danışmanlık pozisyonu açılması ve bu pozisyona sadece belirli bir ismin getirilmesi, o isme "arpalık yaratmak" anlamına gelir. Ya da belirli bir alandaki ihalelerin, yeterliliği tartışmalı da olsa sürekli aynı firmalara verilmesi, o firmalara "arpalık sağlamaktır". Bu tür durumlar, sadece maliyetleri artırmakla kalmaz, aynı zamanda çalışanların motivasyonunu ve kamuya olan güveni de derinden sarsar. Bu yüzden bu deyim kullanıldığında, genellikle bir sistemin veya bireylerin adalet, eşitlik ve liyakat ilkelerine aykırı hareket ettiğine dair güçlü bir eleştiri dile getirilir.