"Eski tas eski hamam" tabiri, bir durumun, sistemin, yöntemin ya da kişinin dışarıdan değişmiş gibi görünmesine rağmen, aslında özünde hiçbir gerçek yenilik ya da ilerleme kaydetmemesi, her şeyin eskisi gibi devam etmesi anlamına gelir. Kısacası, yüzeysel değişikliklerle geçiştirilmeye çalışılan ama temelde aynı kalan bir durumu anlatır.
Bu ifadeyi kullandığında, genellikle bir hayal kırıklığını, umutsuzluğu ya da alaycı bir tespiti dile getirmiş olursun. Bir şeylerin farklı olacağı beklentisi varken, sonuçların eskisinden farksız olduğunu gördüğünde aklına gelir.
İkisinin birleşimiyle, yeni bir "tas" getirilmiş gibi yapılsa da, aslında aynı eski tasla aynı "hamamda", yani aynı köhne düzen ve yaklaşımlarla iş yapılmaya devam edildiği vurgulanır. Sorunlar giderilmemiş, sadece üzeri örtülmeye çalışılmıştır.
Yıllarca danışmanlık yaptığım bir kamu kurumunda, sürekli olarak "yeniden yapılanma" adı altında çeşitli projeler başlatılırdı. Yeni organizasyon şemaları çizilir, yeni departmanlar kurulur, uluslararası standartlara uyumdan bahsedilirdi. Ancak personel atamalarında liyakat yerine siyasi ilişkilerin ön planda olması, karar alma süreçlerindeki yavaşlık ve sorumluluk almama kültürü hiç değişmezdi. Her yeni "reform" dalgasından sonra, kurumda çalışanlar birbirlerine bakıp "Gene eski tas eski hamam... Adı değişti ama işleyiş aynı" derlerdi. Bu durum, dışarıdan parlak görünen raporlara rağmen, içerideki verimsizliğin ve motivasyon kaybının ana nedeniydi. Gerçek değişim, ancak kültürü ve zihniyeti değiştirmeye odaklanarak başlar, yoksa sadece dış cephe boyamaktan öteye geçemezsin.