“İlk Türk sinemacısı kimdir?” sorusunun cevabı, aslında tek bir isme değil; dönemin siyasi, teknik ve toplumsal koşullarının bir sentezine işaret eder. Ancak akademik ve tarihsel konsensüs, bu unvanı büyük ölçüde Sultan Mehmed Reşad (II. Abdülhamid’in oğlu, V. Mehmed)’in öncülüğünü yaptığı projelere ve pratikte ilk ciddi yapımları ortaya koyan İshak Altunbe gibi isimlere, hatta daha çok Yorgo Seferidis gibi yabancı kökenli ama Türkiye’de üretim yapan yönetmenlere dağıtır. Yani tek bir "kahraman" arıyorsan, cevap biraz bulanıktır; ancak en çok kabul gören isim Yorgo Seferidis'tir.
1914-1915 yıllarında İstanbul’da çekilen "İstanbul'da Bir Yabancı" (veya bilinen adıyla A Foreigner in Istanbul) ve ardından gelen yapımlar, sinema tarihimizin tartışmasız ilk adımlarıdır. Seferidis, sadece çekim yapmamış; aynı zamanda senaryo yazımından kurguya kadar süreci yönetmiştir. Bu, onu "yönetmen" tanımına en uygun kişi yapar.
Ancak mesele burada bitmez. Sultan V. Mehmed, 1914'te "Sultanın Sineması" projesini başlatarak devletin ilk kez sinemaya finansman sağladığı dönemi açmıştır. O dönemde çekilen "Hürriyet-i Ebediye" ve "Bir Osmanlı Çılgınlığı" gibi filmler, hem teknik hem de ideolojik açıdan dönüm noktasıdır. Eğer "ilk Türk sinemacısı" derken devlet nezdinde ilk resmi destek bulan ve vizyona giren filmi üreten ekibi kastediyorsan, o zaman cevap Sultan V. Mehmed’in desteklediği yapımcı kadrosudur.
Türkiye sinemasının başlangıcında en büyük karmaşa, yabancı asıllı Türk vatandaşları ve yabancı uyruklu sinemacılar arasındaki gri alandır.
Yorgo Seferidis: Rum asıllıydı ama o dönemde Osmanlı vatandaşıydı.
İshak Altunbe: Ermeni asıllıydı, ilk yerli filmlerden biri olan "Ayyıldızlı Bayrak" (1914) ile anılır.
Bu isimler, "Türk" kavramının o dönemde nasıl tanımlandığına göre değişir. Bugünkü milliyetçilik prizmasından bakarsan İshak Altunbe’yi dışlar, daha geniş bir tarihî perspektifle bakarsan Seferidis ve Altunbe’yi eşit ağırlıkta kabul edersin.
Eğer bu konuyu bir ödev, makale veya tartışma için araştırıyorsan, sadece bir isim vermektense şu yapıyı kullanmanı öneririm:
Sinema tarihi, tek bir "ilk" ile anlatılmaz. İlk filmi kimin çektiğinden çok, sinemanın nasıl bir sanat dalı olarak kabul görmeye başladığını anlamak daha önemlidir. Sultan V. Mehmed, sinemayı bir eğlence aracı olmaktan çıkarıp propaganda ve tanıtım aracı olarak kullanan ilk hükümdardır; bu yüzden onun rolü, teknik dehasından daha siyasi ve yapısal bir öneme sahiptir.
Kısacası; Yorgo Seferidis teknik olarak ilk yönetmen, Sultan V. Mehmed ise ilk resmi destekçidir. İkisini birlikte düşünürsen, Türk sinemasının doğuşunu tam olarak kavramış olursun.