Cevap net ve tartışmasızdır: Simavizim (Symbolism).
Parnasizm, estetiğin her şeyin önüne geçtiği, "sanat için sanat" ilkesini savunan, soğuk, mekanik ve nesnel bir estetiği benimseyen bir akımdır. Bu akımın aşırı biçimciliğine, duygu yoksunluğuna ve mükemmeliyetçi takıntısına karşı çıkan şairler, iç dünyayı, hayali, mistik olanı ve ruhani derinliği merkeze alan Simavizim'i ortaya atmışlardır.
Parnasistler şiiri bir heykel gibi soğuk, statik ve mükemmel bir nesne olarak görürken; Simavistler şiiri canlı bir ruh hali olarak tanımlamıştır. İşte bu iki akımın temel çatışma noktaları:
Bir Parnasist şiirinde "ay"ı gördüğünde, ayın parlaklığını, gölge düşürüşünü, gökyüzündeki konumunu teknik olarak mükemmel bir dilde anlarsın. Okur, estetik bir haz duyar.
Bir Simavist şiirinde "ay"ı gördüğünde ise, ayın belirsiz ışığıyla şairin kaygısı, yalnızlığı veya mistik bir aydınlanma hali arasındaki o ince, belirsiz bağı hissedersin. Okur, duygusal ve düşünsel bir yolculuğa çıkar.
Eğer bir şiirde "güzellik" söz konusuysa ve bu güzellik dış dünyadan alınmış, işlenmiş bir objeyi temsil ediyorsa, büyük ihtimalle Parnasizm'le karşılaşıyorsundur. Eğer aynı güzellik, içsel bir huzursuzluğun, umudun veya gizemin yansımasıysa, Simavizim akımının etkisi altındasındır.
Simavizim, edebiyat tarihinde "sanatın sadece bir zanaat olmadığını, aynı zamanda bir ruh halinin ve felsefi bir duruşun ifadesi olduğunu" kanıtlayan en önemli dönem geçişlerden biridir. Bu yüzden Parnasizm'e en sert ve köklü tepki olarak Simavizim'i görmen gerekir.