Romantizm, sadece aşkı veya sevgi dolu jestleri ifade eden günlük bir kelime olmanın çok ötesinde, 18. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa'yı derinden etkilemiş büyük bir sanat, edebiyat, müzik ve entelektüel harekettir. Aydınlanma Çağı'nın katı rasyonalizmine ve Klasisizm'in biçimselciliğine bir tepki olarak doğmuştur.
Esas olarak akla değil, duyguya, bireyselliğe, hayal gücüne ve doğaya verilen önemi vurgular. Temel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
- Duygunun Yüceltilmesi: Romantikler için içsel hisler, tutkular ve sezgiler, mantıktan çok daha değerlidir. Melankoli, coşku, hüzün ve özlem gibi yoğun duygular sanatta ve edebiyatta işlenir.
- Bireysellik ve Özgürlük: Her bireyin eşsiz ve değerli olduğu fikri öne çıkar. Toplumsal kurallardan ziyade kişisel ifadenin ve özgürlüğün peşinde koşan romantik kahraman tipi bu dönemin sembolüdür. Byron'ın kahramanları gibi, kurallara isyan eden, acı çeken ama özgün karakterler yaratılır.
- Doğa Sevgisi ve Yüceltilmesi: Doğa, sadece bir manzara değil, aynı zamanda ilahi bir güç, ilham kaynağı ve insanın ruhsal sığınma alanıdır. Vahşi, el değmemiş doğa, insanın iç dünyasının bir yansıması olarak görülür.
- Geçmişe ve Ulusala Dönüş: Sanayi devriminin getirdiği değişimlere tepki olarak, Orta Çağ'a, efsanelere ve ulusal tarihe büyük bir ilgi duyulur. Bu, modern milliyetçilik akımlarının da temelini atmıştır.
- Sonsuzluk ve Yücelik (Sublime): Sanatın ve doğanın, insanda korkuyla karışık bir hayranlık uyandıran, akıl ötesi ve büyüleyici yönleri keşfedilir. Friedrich'in tablolarındaki o engin, insanı küçülten ama aynı zamanda büyüleyen manzaralar buna iyi bir örnektir.
Tecrübelerime göre, Romantizm'i anlamak için sadece aşk romanlarına bakmak yanıltıcı olabilir. Bu akım, aslında dünyaya bakış açını, insanoğlunun iç çatışmalarını, doğa ile kurduğu bağı ve özgürlük arayışını yeniden şekillendirmiştir. Sen de bir dağ yamacında durup engin manzaraya bakarken hissettiğin o hem küçüklük hem de büyülenme duygusunu düşün; işte o duygu, Romantizm'in peşinde koştuğu "yücelik" (sublime) hissine çok yakındır. Bu hareket, günümüzdeki bireysel ifade özgürlüğünden tut da çevre bilincine kadar pek çok fikrin temelini atmıştır.