"Elviyey-i Selase," Türkçe'de "Üç Liva" veya "Üç İl" anlamına gelir ve tarihi bağlamda Kars, Ardahan ve Batum şehirleri için kullanılan bir terimdir. Bu terim, bu üç bölgenin Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında uzun yıllar süren çekişmeli statüsünü ve nihayetinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulma sürecindeki önemini vurgular.
Bu üç vilayet, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nın (93 Harbi) ardından imzalanan Berlin Antlaşması (1878) ile Osmanlı İmparatorluğu tarafından Rusya İmparatorluğu'na savaş tazminatı olarak bırakılmıştı. Rusya'nın hakimiyetinde yaklaşık 40 yıl kalan bu bölgeler, Rus yönetimi altında Kars Oblastı ve Batum Oblastı olarak idari birimlere ayrıldı. Bu dönemde bölgenin demografik ve kültürel yapısında önemli değişimler yaşandı.
Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru, Rusya'da Ekim Devrimi'nin gerçekleşmesiyle Rusya'nın savaştan çekilmesi ve Brest-Litovsk Antlaşması (1918) ile bu üç liva tekrar Osmanlı İmparatorluğu'na iade edildi. Ancak Mondros Ateşkesi'nin (1918) ardından İngilizler ve Ermeniler tarafından yeniden işgal girişimleriyle karşılaştılar.
İşte tam bu noktada, "Elviyey-i Selase" terimi, Türk Kurtuluş Savaşı'nın Doğu Cephesi'ndeki mücadelenin sembolü haline geldi. Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Doğu Ordusu, bu toprakları düşman işgalinden kurtarmak için büyük mücadeleler verdi.
Nihayetinde, Kars ve Ardahan, 1921 tarihli Moskova Antlaşması ve akabinde imzalanan Kars Antlaşması ile kesin olarak Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katıldı. Batum ise aynı antlaşmalarla Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bırakıldı ve bu antlaşmalarda Türkiye'ye Batum limanından serbest geçiş hakkı gibi bazı özel imtiyazlar tanındı. Bu ayrım, Elviyey-i Selase'nin kaderlerinin tamamen aynı olmadığını gösterir ve konunun en önemli püf noktalarından biridir. Batum'un Türkiye'ye katılmaması, dönemin uluslararası koşulları ve Sovyetler Birliği ile iyi ilişkiler kurma ihtiyacının bir sonucuydu.
"Elviyey-i Selase" terimi, sadece coğrafi bir tanımlama değil, aynı zamanda uluslararası antlaşmalarla kaybedilen toprakların, ulusal mücadeleyle geri kazanılmasının, hatta bir kısmının taviz verilmesinin acı-tatlı hikayesidir. Bu, dönemin jeopolitik dinamiklerini, diplomatik çabaları ve askeri başarıları özetleyen bir kavramdır.
Bugün Kars ve Ardahan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin ayrılmaz bir parçası olması, Batum'un ise Gürcistan içinde özerk bir bölge olarak varlığını sürdürmesi, "Elviyey-i Selase" teriminin taşıdığı tarihi mirasın canlı bir kanıtıdır. Bu bölgeler, Türkiye'nin doğu sınırlarının belirlenmesinde ve ulusal kimliğinin oluşumunda kritik bir rol oynamıştır. Kısacası, bu terimle karşılaştığında, sadece üç il aklına gelmesin; arkasında bir ulusun bağımsızlık ve toprak bütünlüğü için verdiği büyük mücadele ve karmaşık diplomatik süreçler olduğunu bilmelisin.